<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-20784038</id><updated>2011-12-15T04:55:05.256+02:00</updated><title type='text'>Çiçho'nun renkli ışıkları...</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>erva</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16665830222488038556</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>62</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20784038.post-114633681704676040</id><published>2006-04-29T21:46:00.000+03:00</published><updated>2006-04-29T21:53:38.590+03:00</updated><title type='text'>bilgilendirmeeeee:))))))))))</title><content type='html'>Merhabalar Cichodunyasinin sevgili dostları,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzun zamandan beri islerimdeki yoğunluktan dolayı bloğumu güncelleyemiyordum... Aradan geçen onca zaman içerisinde sürekli aklımda yeni yeni projeler olduğu için kendime yeni bir blog yapmanın fırsatı geldi diye düsündüm ve konuyla ilgili olarakta kolları bugün itibariyle sıvadım. Bugünden itibaren sizlere bicir kizin cadi kazanından sesleniyor olacağım. Peki bicir kizin cadı kazanının içinde neler olacak? Aklınıza gelebilecek her türlü bilgiyi bicir kizin cadı kazanında rahatlıkla bulabileceksiniz... Gerçeklestirmeyi düsündüğüm konsepti zamanla sizlerde farketmis olacaksınız zaten... Beni merak eden, yazamadığım süre zarfında arayıp soran, mailler gönderen tüm arkadaslarıma buradan teker teker tesekkür ediyorum. Hepinizi &lt;a href="http://www.bicirkizincadikazani.blogspot.com"&gt;www.bicirkizincadikazani.blogspot.com&lt;/a&gt; adresine bekliyorum...&lt;br /&gt;                                                                   Sevgilerimle&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20784038-114633681704676040?l=cichodunyasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/feeds/114633681704676040/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20784038&amp;postID=114633681704676040' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/114633681704676040'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/114633681704676040'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/2006/04/bilgilendirmeeeee.html' title='bilgilendirmeeeee:))))))))))'/><author><name>erva</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16665830222488038556</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20784038.post-114288152004222289</id><published>2006-03-20T21:04:00.000+02:00</published><updated>2006-03-21T13:00:56.016+02:00</updated><title type='text'>Cicho sevgi battaniyelerimizi nihayet teslim ettikkk:)))</title><content type='html'>Hatırlıyormusunuz bilmiyorum ama sizlere Çiçho sevgi battaniyesi projemizle ilgili gelişmeleri anlatırken bir öyküden inanılmaz şekilde etkilendiğimi belirtmiştim. Neydi o öykü peki? Hatırlamayan arkadaşlarımız için nede olsa bir kez daha hatırlatmakta fayda var diyerekten öyküye hızlı bir giriş yapıyorum. “ Gözlerinizi kapayın ve çok büyük bir arazi üzerine kurulmuş, birbirinden güzel renk armonisine sahip bir gül bahçesi hayal edin. Hatta hayalinizi gerçekleştirecek gül tohumlarıda verilmiş olsun size... Ama kurak bir arazide yanlız başınasınız. Bu durumda birilerini daha yardıma çağırmak durumundasınız. Yardıma gelen her bir kişiye elinizdeki tohumları gösterip gül bahçenizin planlarını ayrıntılı bir şekilde anlatırsınız. İlgilenen olmadığı takdirde de arazinin bozkırlaşacağına ve ayrık otlarının çoğalacağından dem vurursunuz değil mi?”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açıkçası öykü bu şekilde uzayıp gidiyordu ve bizim yaptığımız bu sevgi parçalarınında gül tohumlarından hiç bir farkı yoktu. Biz kurak bir araziyi kurtarmak yerine, kurak bir arazide yanlız kalmış bir bebeği, bir çocuğu sevindiriyorduk hepsi o kadar. Her zaman söylediğim gibi bu projenin temellerini attığımız ilk günlerde sonucunu tam olarak kesinleştiremediğim için amacım hep 1 battaniye üzerinde odalanmak üzerine olmuştu. Ancak zamanla gelen yoğun ilgiden ve katılımcı sayısındaki hızlı artıştan dolayı hedeflenen battaniye sayısını çoktan geçtiğimizi görünce sevincim gitgide daha da büyüdü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yukarıdada belirttiğim gibi ilk olarak projemizin bitiş tarihi için 20 şubat tarihini belirlemiş daha sonradanda katılmak isteyen arkadaşlarımızı hayal kırıklığına uğratmamak adına bu süreyi ay sonuna kadar uzatmıştık. Hepinizin bildiği gibi mart ayına girdiğimiz şu günlerde projemizi nihayete erdirmiş ve hep birlikte oluşturduğumuz battaniyelerimizi sahiplerine ulastırmış bulunmaktayız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Battaniyelerimizin yeni sahiplerinin kimler olduğunu merak edenlerimiz için kısa bir bilgi vermekte açıkçası benim görevim olduğu için izninizle detaylarla ilgili bilgileri geçmek istiyorum. Kocaeli Sosyal Hizmetler Müdürlüğüyle yaptığımız detaylı görüsmeler sonucunda 0-16 yas grubu erkek-kız cocukların birlikte kaldığı Kessel Çocuk Köyünün yaklaşık 20 bebek battaniyesine ihtiyacı olduğunu öğrendik. Gerekli randevuları aldıktan sonra ihtiyaç halinde bulunan 20 bebek battaniyemizi gerekli tutanak ve makbuz karşılığında kendilerine teslim ettik. Açıkçası buradaki kardeşlerimizin, çocuklarımızın fotolarını sizinle buradan paylaşmak isterdim. Ancak çocukların rencide olup psikolojilerine zarar vermek istemediğim için fotoğraflama olayını ne yazık ki gerçekleştiremedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaldı ki uzman psikologlarla yaptığım görüşmelerde çocuk psikolojisinin bu gibi hediye durumlarında çok hassas duruma gelebileceğini, içe kapanıklılık belirtisi gösterebileceğini ve utanabileceklerini öğrendim. Açıkçası kaş yapayım derken göz çıkarma mantığında olmadığımızı düsündüğüm içinde bu konuda bana anlayıs göstereceğini düsünüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;20 battaniyemizi Kessel Çocuk köyündeki çocuklarımıza bıraktıktan sonra kalan 25 battaniyemiz içinde uygun yerler arayısının içerisine girdik elbette. Açıkçası bunun içinde fazla dolaşmamıza gerek kalmadı. Çünkü Körfez’deki Tegv birimlerinden bir tanesiyle yaptığım görüsme neticesinde ihtiyacı olan, gerçekten zor durumda olan çocukların olduğunu öğrenmem kalan battaniyelerin yeni adresini bulmamı bir nebzede olsa kolaylaştırdı. Böylece 2 farklı yere ama gerçekten ihtiyacı olan kişilere battaniyelerimizi ulaştırdık ki bundan daha güzel bir şeyde yoktur herhalde...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çoğu zaman yanlış amaçlarla kullanılan sanal alemin bu tarzda sosyal sorumluluk isteyen projeler içinde rahatlıkla kullanılabileceğinide hep birlikte görmüş olduk. Bugüne kadar aktif olarak projemize destek olan 85 kişiye buradan teker teker huzurunuzda tesekkür etmek istiyorum arkadaşlar. Yüreğinizdeki sevginin en karanlık ve ümitsiz zamanlarınızda dahi ışığınız olması dileklerimle... Sevgiler,&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20784038-114288152004222289?l=cichodunyasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/feeds/114288152004222289/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20784038&amp;postID=114288152004222289' title='24 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/114288152004222289'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/114288152004222289'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/2006/03/cicho-sevgi-battaniyelerimizi-nihayet.html' title='Cicho sevgi battaniyelerimizi nihayet teslim ettikkk:)))'/><author><name>erva</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16665830222488038556</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>24</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20784038.post-114236469655039469</id><published>2006-03-14T21:28:00.000+02:00</published><updated>2006-03-14T21:31:36.660+02:00</updated><title type='text'>4 kelebek...</title><content type='html'>Dört tane kelebek bir gün bir ateş görmüşler. Bunun nasıl bir şey olduğunu öğrenmek istemişler. Birinci kelebek ateşe biraz yaklaşmış ve üzerinin aydınlandığını görmüş. Arkadaşlarının yanına gelmiş ve:&lt;br /&gt;--Bu ateş aydınlatıcı bir şey! demiş... İkinci kelebek bununla yetinmeyerek daha fazla şey öğrenmek istemiş. Biraz daha yaklaşmış ve ısındığını hissetmiş… Demiş ki:&lt;br /&gt;--Aynı zamanda bu ateş ısıtıcı bir şey!Üçüncü kelebek bununla da yetinmemiş, Biraz daha biraz daha yaklaşmış. Bir anda ateşin kanatlarını yaladığını hissetmiş ve yanmış kanatlarıyla geri dönmüş… Şöyle demiş:&lt;br /&gt;--Ve bu ateş yakıcı bir şey! Sonuncu kelebek daha da çok şey öğrenmek istiyormuş. Biraz yaklaşmış, aydınlandığını görmüş. Biraz yaklaşmış, ısındığını hissetmiş. Biraz daha yaklaşmış, ateş kanatlarını kavurmuş. Ve biraz daha yaklaştıktan sonra tamamen yanan kelebek "poff !" diye ortadan kayboluvermiş... Ateşin gerçekten ne olduğunu belki bir tek o öğrenmiş ama geri dönüp söyleyememiş… Çünkü o kaybolmuş ateş içinde ve bir şeyi, ancak içinde kaybolan bilebilirmiş!...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20784038-114236469655039469?l=cichodunyasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/feeds/114236469655039469/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20784038&amp;postID=114236469655039469' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/114236469655039469'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/114236469655039469'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/2006/03/4-kelebek.html' title='4 kelebek...'/><author><name>erva</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16665830222488038556</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20784038.post-114236452732575698</id><published>2006-03-14T21:22:00.000+02:00</published><updated>2006-03-14T21:28:47.470+02:00</updated><title type='text'>Ateş ile suyun hikayesini bilir misiniz?</title><content type='html'>Ateş bir gün suyu görmüş yüce dağların ardında sevdalanmış onun deli dalgalarına...&lt;br /&gt;Hırçın hırçın kayalara vuruşuna, yüreğindeki duruluğa&lt;br /&gt;Demiş ki suya: Gel sevdalım ol, hayatıma anlam veren mucizem ol...&lt;br /&gt;Su dayanamamış ateşin gözlerindeki sıcaklığa al demiş; Yüregim sana armağan...&lt;br /&gt;Sarılmış ateşle su birbirlerine sıkıca, kopmamacasına...&lt;br /&gt;Zamanla su, buhar olmaya, ateş, kül olmaya başlamış. Ya kendisi yok olacakmış, ya aşkı...&lt;br /&gt;Baştan alınlarına yazılmış olan kaderi de yüreğindeki kederi de alıp gitmiş uzak diyarlara su...&lt;br /&gt;Ateş kızmış, ateş yakmış ormanları... Aramış suyu diyarlar boyu, günler boyu, geceler boyu...&lt;br /&gt;Bir gün gelmiş, suya varmış yolu Bakmış o duru gözlerine suyun, biraz kırgın, biraz hırçın. Ve o an anlamış; aşkın bazen gitmek olduğunu. Ama gitmenin yitirmek olmadığını...&lt;br /&gt;Ateş durmuş, susmuş, sönmüş aşkıyla. İşte o zamandan beridir ki: Ateş sudan, su ateşden kaçar olmuş.. Ateşin yüreğini sadece su, suyun yüreğini Sadece ateş alır olmuş...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;CAN YÜCEL&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20784038-114236452732575698?l=cichodunyasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/feeds/114236452732575698/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20784038&amp;postID=114236452732575698' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/114236452732575698'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/114236452732575698'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/2006/03/ate-ile-suyun-hikayesini-bilir-misiniz.html' title='Ateş ile suyun hikayesini bilir misiniz?'/><author><name>erva</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16665830222488038556</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20784038.post-114236409884667376</id><published>2006-03-14T21:11:00.000+02:00</published><updated>2006-03-14T21:21:38.963+02:00</updated><title type='text'>BIR KUTU DOLUSU YASAM GÖNDERIYORUM SANA:))</title><content type='html'>Bir kutu dolusu yaşam gönderiyorum sana, sade bir kurdeleyle süslenmiş. Çöz kurdeleyi ve kaldır yavaşca kutunun kapağını...Kocaman bir firça ve bin renk koydum kutuya bir cennet resmi yapıp içine gir diye... Düşler serpiştirdim gizlice, düş kurmayı unutma diye. Bir tanede elma şekeri yerleştirdim, içindeki çoçuğu yeniden tadabil diye... Güneşin batışını, billur suyun sesini, kırmızıyı gelinciklerin saflığını, taze ekmeğin kokusunu ve bir gülümsemenin sıcaklığını da sığdırdım. Ruhlarımız aç kalmasın diye... Kutuya biraz da sevecenlik koydum, güçlü ol diye, çünkü acımasız olan güçsüzdür. Beyaz bir güvercin uçup kendi kondu kutuya, barışı ve özgürlüğü sunmak için.... Bir buket sevgi, bir yudum aşk ve yarım bir elma da koymadan edemedim. Paylaşmayı anımsayalım diye... Sevdiklerimize onları sevdiğimizi söylemek için yarını beklemeyelim. Hemen şimdi bunu yapalım diye...İçtenliği, umudu neşeyi, bağışlayıcılığı, özgüveni ve açık yürekliliği unutmadım, "Ben" in dışına çıkıp bize ulaşabilelim diye... Son olarak da bir kart iliştirdim kutuya bak bu kartta neler yazıyor. Bu kutunun kapağını her kaldırışında yaşamla ilgili yepyeni şeyler keşfedeceksin. Yaşamak için yarını bekleme, al yaşamı kollarının arasına ve sımsıkı sarıl yaşamdan yalnızca almak yerine ona bir şeyler ver. Kısacası bütünüyle "İnsan" ol. Unutma (!) yaşam dokuması henüz tamamlanmamış, olağanüstü güzellikte bir duvar halisidir ve sana ait olan boşluğu yalnız sen doldurabilirsin. Kimseyi kırmamak ve üzmemek şartıyla istediğin her şeyi dene :) Bir gün sonsuzluğun bulutlarına oturduğunda ne aklın kalsın ne de kırık bir yürek :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not: Arkadaşlarım sağolsun bu aralar maillerime birbirinden güzel yazılar forward ediyorlar. Bu yukarıda yazdığım yazıda gene arkadaslarımın bana gönderdigi yazılardan birisi. Yazarını bilmiyorum ama alıntı oldugunu bir kez daha buradan özellikle vurgulamak istedim... Umarım sizde okurken benim kadar keyif almıssınızdır...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20784038-114236409884667376?l=cichodunyasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/feeds/114236409884667376/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20784038&amp;postID=114236409884667376' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/114236409884667376'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/114236409884667376'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/2006/03/bir-kutu-dolusu-yasam-gnderiyorum-sana.html' title='BIR KUTU DOLUSU YASAM GÖNDERIYORUM SANA:))'/><author><name>erva</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16665830222488038556</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20784038.post-114236342303194184</id><published>2006-03-14T20:57:00.000+02:00</published><updated>2006-03-14T21:10:23.290+02:00</updated><title type='text'>Su terapisi:)))</title><content type='html'>Her gün 6 su bardağı su (1,5 litre) iç ve böylece ilaç almaktan, iğne olmaktan, doktor parasından kurtul. Uygulamadan inanamazsın. Su Terapisi ile Tedavi Edilebilen Hastalıkların Listesi: Kan Basıncı, yüksek tansiyon, romatizma, anemi (kansızlık), genel felç, obezite (aşırı şişmanlık), kireçlenme (artirit), sinüzit, taşikardi, baş dönmesi, öksürük, lösemi, astım, bronşit, akciğer veremi, menenjit, böbrek taşı, üreme organı hastalıkları, ekşime, dizanteri, gastrit, rahim kanseri, hemoroit, kabızlık, kemik erimesi, şeker hastalığı, bağ ağrısı, gözde kan toplanması, düzensiz adet görme, meme kanseri, larenjit (gırtlak iltihabı), terapi işlemi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabah yataktan kalktıktan hemen sonra, - hatta dişlerinizi bile fırçalamadan - 1.5 lt su için. Bilin ki bu "Usha Paana Chikitsa" diye anılan eski bir Hint terapisidir. Daha sonra yüzünüzü yıkayabilirsiniz. Burada en önemli nokta, 1.5 lt su içildikten sonra takip eden bir saat içinde hiçbir şekilde bir şey içilmeyecek ve yenmeyecektir. Bir gece önce alkol içeren içki alınmaması da çok titizlikle uyulması gereken bir husustur. İstenirse, bu amaçla içilecek su kaynamış ve süzülmüş kullanılabilir. 1.5 lt suyun bir kerede içilmesi zor olduğundan derece derece uygulayabilirsiniz. ilk başta dört bardağı bir dikişte, kalanı iki dakika içinde aralıklarla içerek kendinizi alıştırabilirsiniz. Bir saat içinde 2 yada 3 kere idrara çıkma ihtiyacı hissedebilirsiniz. Ancak bir süre sonra bu normal olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Araştırma ve Deneylerle aşağıda belirtilen hastalıkların, yanlarında gösterilen sürelerde iyileştikleri gözlemlenmiştir. Kabızlık - 1 gün, Ekşime - 2 gün, Şeker - 7 gün, Kanser - 4 hafta, Ak. Veremi - 3 ay, Y. Tansiyon - 4 hafta&lt;br /&gt;Not: Artirit (Eklem Kireçlenmesi) ve Romatizma ağrıları çekenler bu terapiyi günde üç kere; yani ilk hafta sabah, öğle ve akşam yemeklerinden 1 saat önce; ve sonra hastalık geçinceye kadar günde iki kere uygulamaları önerilir. Sadece Su Nasıl Etki Eder? Sıradan bir su tüketimi, doğru metotla insan vücudunu temizler. Tıpta "Haematopaises" de denilen yeni kan oluşması, kolonun daha tesirli olmasına yardımcı olur. Kolon ve bağırsaklarda bu şekilde yeni kan oluşması tartışmasız bir gerçektir. Bu terapi ile kolon ve bağırsakların mukoza kıvrımları çalışır. Eğer kolon temizlenirse, günde birkaç kere alınan kandaki gıdalar emilecek ve mukoza kıvrımlarının çalışmasıyla yeni kan haline dönüşeceklerdir. Kan, rahatsızlıkların tedavisinde ve sağlığın korunmasında en önemli unsurdur ve bunun için de su düzenli olarak alınmalıdır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20784038-114236342303194184?l=cichodunyasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/feeds/114236342303194184/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20784038&amp;postID=114236342303194184' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/114236342303194184'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/114236342303194184'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/2006/03/su-terapisi.html' title='Su terapisi:)))'/><author><name>erva</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16665830222488038556</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20784038.post-114236261996500960</id><published>2006-03-14T20:29:00.000+02:00</published><updated>2006-03-14T20:57:00.173+02:00</updated><title type='text'>Siz hangi 'Fobi'ye sahipsiniz?</title><content type='html'>Genellikle çocukluk yıllarında yaşananların etkisiyle ortaya çıkan yüzlerce''fobi'' çeşidi insanların hayatını olumsuz etkiliyor. AA muhabirinin yaptığı araştırmaya göre, çoğu Latince olarak adlandırılmış bulunan ve bir kısmı toplumda daha sık bilinen yüzlerce fobi, çoğu kez literatürdeki adıyla bilinmese de insanlar tarafından yaşanıyor ve bunlar hayatı olumsuz etkiliyor. Literatürdeki ''fobi''ler arasında&lt;br /&gt;Aviofobi: Uçuş korkusu&lt;br /&gt;Klostrofobi: Kapalı yer korkusu&lt;br /&gt;Batofobi: Derinlik ya da yüksek binaların yanından geçmekten korkusu Ailurofobi: Kedilerden korkma gibi fobilerin yanı sırapek duyulmamış Arakibutirofobi: Yerfıstığı ezmesini yerken damağayapışmasından korkma Venüstrafobi: Güzel kadınlardan korkma&lt;br /&gt;Politikofobi: Politikacılardan korkma&lt;br /&gt;Peladofobi: Kel insanlardan ya da kelleşmekten korkma&lt;br /&gt;Fobofobi: Korkmaktan korkma gibi ilginç fobiler de var. Diğer dikkat çekici birkaç fobi ise şöyle sıralanıyor:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eisoptrofobi: Aynalardan korkma&lt;br /&gt;Erotofobi: Cinsellikten korkma&lt;br /&gt;Filofobi: Aşık olmaktan korkma&lt;br /&gt;Agirofobi: Caddelerden korkma&lt;br /&gt;Antropofobi: İnsanlardan korkma&lt;br /&gt;Araknofobi: Örümceklerden korkma&lt;br /&gt;Tokofobi: Gebe kalmaktan ya da çocuk doğurmaktan korkma&lt;br /&gt;Triskaidekefobi: 13 sayısından korkma&lt;br /&gt;Tripanofobi: İğne olmaktan korkma&lt;br /&gt;Musofobi: Farelerden korkma&lt;br /&gt;Nekrofobi: Cesetten korkma&lt;br /&gt;Ofidiyofobi: Yılanlardan korkma&lt;br /&gt;Okofobi: Taşıtlardan korkma&lt;br /&gt;Rantofobi: Herşeyden korkma&lt;br /&gt;Gametofobi: Evlenmekten korkma&lt;br /&gt;Ksenofobi: Yabancıdan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not: Bu yazıyı bir arkadasım maille bana göndermisti. Konu hem ilginc hemde bilgi kaynağı oldugu için sizinle paylasmak istedim...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20784038-114236261996500960?l=cichodunyasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/feeds/114236261996500960/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20784038&amp;postID=114236261996500960' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/114236261996500960'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/114236261996500960'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/2006/03/siz-hangi-fobiye-sahipsiniz.html' title='Siz hangi &apos;Fobi&apos;ye sahipsiniz?'/><author><name>erva</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16665830222488038556</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20784038.post-114236085001897318</id><published>2006-03-14T20:26:00.000+02:00</published><updated>2006-03-14T20:27:30.170+02:00</updated><title type='text'>ÇİN BAMBU AĞACI</title><content type='html'>Çin Bambu ağacının yetişmesi,olumlu ısrar için güzel bir örnektir. Çinliler bu ağacı söyle yetiştirir: .....Önce ağacın tohumu ekilir, sulanır ve gübrelenir. Birinci yıl tohumda herhangi bir değişiklik olmaz. Tohum yeniden sulanıp gübrelenir. Bambu ağacı ikinci yılda da toprağın dışına filiz vermez.&lt;br /&gt;Üçüncü ve dördüncü yıllarda her yıl yapılan işlem tekrar edilerek bambu tohumu sulanır ve gübrelenir. Fakat inatçı tohum bu yılda da filiz vermez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çinliler büyük bir sabırla besinci yılda da bambuya su ve gübre vermeye devam ederler. Ve nihayet besinci yılın sonlarına doğru bambu yeşermeye baslar ve altı hafta gibi kısa bir sürede yaklaşık 27 metre boyuna ulaşır. Akla gelen ilk soru şudur : Çin bambu ağacı 27 metre boyuna altı hafta da mi yoksa beş yılda mi ulaşmıştır? Bu sorunun cevabi; tabii ki beş yıldır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büyük bir sabırla ve ısrarla tohum beş yıl süresince sulanıp gübrelenmeseydi ağacın büyümesinden hatta var olmasından söz edebilir miydik?... Bir basarinin şartları her zaman çok basittir. Bir süre için çalısın, bir süre tahammül edin. Her zaman inanın ve hiçbir zaman geri dönmeyin.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20784038-114236085001897318?l=cichodunyasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/feeds/114236085001897318/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20784038&amp;postID=114236085001897318' title='103 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/114236085001897318'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/114236085001897318'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/2006/03/in-bambu-aaci_14.html' title='ÇİN BAMBU AĞACI'/><author><name>erva</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16665830222488038556</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>103</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20784038.post-114156858285829630</id><published>2006-03-05T16:04:00.000+02:00</published><updated>2006-03-05T16:23:20.593+02:00</updated><title type='text'>Genemi sobelendim ne:))) ama bu seferki 4 mim değil:))</title><content type='html'>Arkadaşlar bu aralar beni sobeleyen sobeleyene walla:))) Yok yok hemen yanlış anlamayın. Bu seferde 4 mimde sobelenmedim. Sobe konum favori 10 kitabım... Ehh sevgili arkadasım Burcuss beni sobelerde bende cevap yazmazmıyım... Buyrunuz favori 10 kitabım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Yıldızlı ve Yağmurlu Geceler: Maeve Binchy&lt;br /&gt;2. Benim Hüzünlü Orospularım: Gabriel Garcia Marquez&lt;br /&gt;3. Bahçelerin ve Parkların Tarihi: Hans Sarkowicz&lt;br /&gt;4. Zahir: Paolo Coelho&lt;br /&gt;5. Ferrarisini Satan Bilge: Robin Sharma&lt;br /&gt;6. Denemeler: Montaigne&lt;br /&gt;7. Yolların Başlangıcı: Amin Maalouf&lt;br /&gt;8. Beyaz Zakkum: Janet Fitch&lt;br /&gt;9. Melekler ve Şeytanlar, Da Vinci Şifresi, İhanet Noktası - Dan Brown&lt;br /&gt;10. Şu Çılgın Türkler: Turgut Özakman&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not: 10 favori kitap konusunda bende sevgili arkadaşlarım; evperisi ve lavicert'i sobeledim...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20784038-114156858285829630?l=cichodunyasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/feeds/114156858285829630/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20784038&amp;postID=114156858285829630' title='10 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/114156858285829630'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/114156858285829630'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/2006/03/genemi-sobelendim-ne-ama-bu-seferki-4.html' title='Genemi sobelendim ne:))) ama bu seferki 4 mim değil:))'/><author><name>erva</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16665830222488038556</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>10</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20784038.post-114155120205695660</id><published>2006-03-05T11:08:00.000+02:00</published><updated>2006-03-05T11:33:24.936+02:00</updated><title type='text'>Gelelim Oscar ödüllerine...</title><content type='html'>Bu yıl 78.si düzenlenecek Oscar ödül töreninin heyecanı tüm sinamaseverleri sardı. Bakalım heykelcikleri kimler kucaklayacak? Favorilerimi söylemeden önce 78. Oscar adaylarını bir kez daha belirtmek istiyorum...&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;En iyi film kategorisinde&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;- Brokeback Mountain&lt;br /&gt;- Capote&lt;br /&gt;- Good Night and Good Luck&lt;br /&gt;- Munich&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;En iyi erkek oyuncu kategorisinde&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;- Philip Seymour Hoffman(Capote)&lt;br /&gt;- Terrence Howard (Hustle and flow)&lt;br /&gt;- Heath Ledger (Brokeback Mountain)&lt;br /&gt;- Joaquin Phoenix (Walk the Line)&lt;br /&gt;- David Strathairn (Good night and good luck)&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;En iyi kadın oyuncu kategorisinde&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;- Judi Dench (Mrs. Henderson Presents)&lt;br /&gt;- Felicity Huffman (Transamerica)&lt;br /&gt;- Keira Knightley (pride and prejudice)&lt;br /&gt;- Charlize Theron (North Country)&lt;br /&gt;- Reese Witherspoon (Walk the line)&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;En iyi yardımcı erkek oyuncu kategorisinde&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;- George Clooney (Syriana)&lt;br /&gt;- Matt Dillon (Crash)&lt;br /&gt;- Paul Giamatti (Cindrella man)&lt;br /&gt;- Jake Gyllenhaal (Brokeback Mountain)&lt;br /&gt;- William Hurt (A History of Violence)&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;En iyi yardımcı kadın oyuncu kategorisinde&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;- Amy Adams(Junebug)&lt;br /&gt;- Catherine Keener (Capote)&lt;br /&gt;- Frances McDormand(North Country)&lt;br /&gt;- Rachel Weisz(The Constant Gardener)&lt;br /&gt;- Michelle Williams (Brokeback Mountain)&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;En iyi yönetmen kategorisinde&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;- Ang Lee (Brokeback Mountain)&lt;br /&gt;- Bennett Miller (Capote)&lt;br /&gt;- Paul Haggis (Crash)&lt;br /&gt;- George Clooney (Good night and good luck)&lt;br /&gt;- Steven Spielberg(Munich)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sizlerde tahminlerinizi bizimle paylasırsanız eğer yarın karşılaştırma yaparak kaçta kaç tutturduğumuzu hep birlikte değerlendirebiliriz. Nedersiniz sizde tahminlerinizi yazarmısınız:)) Simdide gelelim benim favorilerime...&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;En iyi film:&lt;/strong&gt; Her ne kadar sinema eleştirmenlerinin bir çoğu Brokeback Mountain desede benim favori filmim Munich...&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;En iyi yönetmen&lt;/strong&gt;: Steven Spielberg (Munich)&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;En iyi erkek oyuncu:&lt;/strong&gt; Philip Seymour Hoffman (Capote)&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;En iyi kadın oyuncu:&lt;/strong&gt; Charlize Theron (North Country)&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;En iyi yardımcı erkek oyuncu:&lt;/strong&gt; Paul Giamatti(Cinderella Man)&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;En iyi yardımcı kadın oyuncu:&lt;/strong&gt; Rachel Weisz (The Constant Gardener)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20784038-114155120205695660?l=cichodunyasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/feeds/114155120205695660/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20784038&amp;postID=114155120205695660' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/114155120205695660'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/114155120205695660'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/2006/03/gelelim-oscar-dllerine.html' title='Gelelim Oscar ödüllerine...'/><author><name>erva</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16665830222488038556</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20784038.post-114154966705863475</id><published>2006-03-05T10:58:00.000+02:00</published><updated>2006-03-05T11:07:55.770+02:00</updated><title type='text'>Bir sandalyede siz itekleyin...</title><content type='html'>Türkiye Omurilik Felçlileri Derneği akülü tekerlekli sandalye kampanyası başlattı. Kampanyaya Ziraat Bankası Atrium Şubesi'nin 11366055-5006 hesabına göndereceğiniz yardımlarla katılabilirsiniz. İsteyen faturalı hatlardan 3430'a boş mesaj çekerek 5 YTL'lik SMS desteğinde de bulunabilir. Bir adet akülü tekerlekli sandayle 2.550 YTL olduğunu belirten dernek hakkında daha çok bilgiyi &lt;a href="http://www.akulusandalye.org"&gt;www.akulusandalye.org&lt;/a&gt; adresinden bulabilirsiniz...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20784038-114154966705863475?l=cichodunyasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/feeds/114154966705863475/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20784038&amp;postID=114154966705863475' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/114154966705863475'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/114154966705863475'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/2006/03/bir-sandalyede-siz-itekleyin.html' title='Bir sandalyede siz itekleyin...'/><author><name>erva</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16665830222488038556</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20784038.post-114147376359589540</id><published>2006-03-04T13:54:00.000+02:00</published><updated>2006-03-04T14:02:45.643+02:00</updated><title type='text'>ilginç icatlar...</title><content type='html'>İlk ütü ısıtılmış bir taştı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ütünün icadı 17.yüzyıl başlarına kadar dayanıyor. Giysileri düzleştirmek için ısıtılmış ağır taşlar kullanılıyordu. Daha sonra saplı düz demir plakalar ateşte ısıtılmaya başlandı. Fakat bu yöntemle ısı uzun süre korunamıyordu. Bu yüzden demir plakaları oyarak içlerini kömür közüyle doldururlardı. 1888'de Amerikalı Henry W. Seely elektrikli ütüyü icat etti. İki çubuk karbon arasında kurduğu kablolu elektirik köprüsüyle demirin ısınmasını sağlıyordu. 1926'da New York'da Eldec kuru temizleme şirketi ilk buharlı ütüyü kullanmaya başladı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çatalı ilk kullanan Türklerdir!..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk sofra aletinin kaşık olduğu kabul ediliyor. İstiridye gibi deniz hayvanlarının kabukları kaşık niyetine kullanılıyordu. Sonra bu kabuklara çubuk eklendive kaşık icat edildi. Çatal ise Yunanlar ve Türkler tarafından dini törenlerde kullanılıyordu. Ortaçağ'da insanlar eti bıçak ile kesiyor, sonra aynı bıçağı kestikleri parçaya saplayıp bunu yiyorlardı. Zaman içinde iki bıçak kullanılmaya başlandı. Biri ile et tutuluyor diğeri ile kesiliyordu. Ancak et tabakta çok fazla döndüğü için zamanla bıçağa iki diş daha eklendi. Böylece modern çatal doğdu. Çatal bıçağın bir takım halinde kullanılması 18-19. yüzyılda yaygınlaştı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20784038-114147376359589540?l=cichodunyasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/feeds/114147376359589540/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20784038&amp;postID=114147376359589540' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/114147376359589540'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/114147376359589540'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/2006/03/ilgin-icatlar.html' title='ilginç icatlar...'/><author><name>erva</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16665830222488038556</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20784038.post-114147020575557601</id><published>2006-03-04T12:45:00.000+02:00</published><updated>2006-03-04T13:03:31.286+02:00</updated><title type='text'>Teker teker sobee:))</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/4595/2093/1600/bicir%20kis%20bah??e"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/4595/2093/320/bicir%20kis%20bah%3F%3Fe%20keyfinde.0.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Geçtiğimiz günlerde sevgili Banu sobelemişti beni. Bugünde Sevgili Şükran tarafından sobelenmişim. Bu seferki sorularımı açıkçası bende evperisi gibi manzaraya karşı cevaplamak istiyorum:)) Manzara resimlerimi bulamadım bununla idare edin:))... İşte benim cevaplarım arkadaslar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Yaptığım 4 iş:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;- Ders verdim (Lise son sınıftayken beni gayet idare edecek kadar ciddi rakamlar kazanıyodum)&lt;br /&gt;- Çeviri redaksiyonları yaptım ( Üniversitedeyken başladım simdide hobi haline geldi ve halen bosta kalan zamanlarımda değerlendirme amaçlı yapıyorum)&lt;br /&gt;- Eğitmenlik (halen eğitim gönüllülerinde haftanın bir günü yapmaktayım)&lt;br /&gt;- Gazetecilik (inanılmaz zevkli ama parası az olan bi meslek, genede hiç biseye değisilmez)&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Defalarca izleyebileceğim 4 film veya dizi:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;- Akıl oyunları&lt;br /&gt;- Pretty Woman&lt;br /&gt;- Saw 1-2&lt;br /&gt;- herby&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Yaşadığım 4 yer:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;- Kocaeli&lt;br /&gt;- Muğla&lt;br /&gt;- ...&lt;br /&gt;- ...&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;İzlediğim 4 televizyon programı:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;- Avrupa Yakası&lt;br /&gt;- Yabancı Damat&lt;br /&gt;- The OC&lt;br /&gt;- Desperado house&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Tatil için gittiğim 4 yer:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;- Altınoluk&lt;br /&gt;- Bodrum&lt;br /&gt;- Alanya&lt;br /&gt;- Dalyan&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;En sevdiğim 4 yiyecek:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;- Midye Dolma&lt;br /&gt;- Pizza&lt;br /&gt;- Hamburger&lt;br /&gt;- Kestane şekeri&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Hemen şimdi olmak istediğim 4 yer:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;- İstanbul&lt;br /&gt;- Dubai (sıcak oldugu için)&lt;br /&gt;- Mısır&lt;br /&gt;- Japonya&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şükrancım beni sobelediğin için teşekkür ederim. Bende sevgili Zeynep'i sobeliyorum. Yemekbiz'in yemek dehası güzeli Sevgili Zeynep kabul ederse eğer çok memnun olurum. Hadi bakalım kolay gelsin simdiden güzelcim...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20784038-114147020575557601?l=cichodunyasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/feeds/114147020575557601/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20784038&amp;postID=114147020575557601' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/114147020575557601'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/114147020575557601'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/2006/03/teker-teker-sobee.html' title='Teker teker sobee:))'/><author><name>erva</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16665830222488038556</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20784038.post-114146879225892427</id><published>2006-03-04T11:44:00.000+02:00</published><updated>2006-03-04T12:39:52.620+02:00</updated><title type='text'>Çiçho sevgi battaniyesi projemiz nihayet sona erdi...:))</title><content type='html'>İnternette küçük çaplı bir araştırma yaparken bir yardım kuruluşunun tanıtım yazısından inanılmaz şekilde etkilendiğimi söylemeden edemeyeceğim arkadaşlar. Üstün Dökmen'in; insanların yüzlerinin ve gözlerinin rengi başka başkada olsa gözyaşlarının rengi hep aynıdır şeklindeki cümlesiyle başlayan bu yazıda küçük birde öyküye yer verilmişti. Öykünün içerisinde geçen paragrafı hiç bir değişikliğe uğratmadan direk olarak sizinle paylaşmak istiyorum. Sonrasında zaten bu yazıya neden yer verdiğimi sizlerde çok iyi bir şekilde görmüş olacaksınız. Gelelim öyküde geçen ve sizlerle paylaşmak istediğim paragrafa...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Çok büyük bir arazi üzerine kurulmuş bir gül bahçesi hayal edin. Hatta hayalinizi gerçekleştirecek gül tohumlarıda verilmiş olsun size... Ama bu kurak arazide yanlız başınasınız. Bu durumda yapabileceğiniz tek şey birilerini yardıma çağırmaktır. Elinizdeki tohumları gösterip gül bahçenizin planlarını ayrıntılı bir şekilde anlatırsınız. İlgilenen olmazsa da arazinin bozkırlaşacağından ve ayrık otlarının çoğalacağından bahsedersiniz değil mi?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cicho sevgi battaniyelerimizin olusumunda açıkçası bende her zaman bu mantığı güderek hareket etmeye çalıştım. Mantık açısından hiç bir değisiklik olmayan, tek bir amaç doğrultusunda hereket eden bu yazıyıda okuyunca kesin olarak battaniyelerimizle ilgili son durumu bildireceğim anda bu yazıya yer vereceğimi dün aksam itibariyle kesinlestirmistim kafamda. Açıkçası bu projenin temellerini attığım ilk günlerde sonucunu tam olarak kesinleştiremediğim için amacım 1 battaniye üzerinde odaklanmak üzerine olmuştu. Ancak zamanla gelen yoğun ilgiden ve katılımcı sayısındaki hızlı artıştan dolayı hedeflenen battaniye sayısını çoktan geçtiğimizi görünce sevincim git gide dahada büyüdü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yukarıdada belirttiğim gibi ilk olarak projemizin bitiş tarihi için 20 şubat tarihini belirlemiş daha sonradanda katılmak isteyen arkadaşlarımızı hayal kırıklığına uğratmamak adına bu süreyi ay sonuna kadar uzatmıştık. Mart ayına girdiğimiz şu günlerde sizlerinde tahmin edeceği gibi artık projemizi sonlandırmış bulunmaktayız. Elimizde birleştirilmeyi bekleyen yaklaşık 200 parçayıda tamamladıktan sonra sevgi battaniyesi projemizi bitirmiş olacağız. Bundan sonrasındaki aşamada ise önümüzdeki Cumartesi günü Kocaeli Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumuna yapacağımız ziyarete sıra gelecek...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve birbirini bu zamana kadar hiç görmemiş, hatta birbirlerinden haberdar dahi olmayan ancak bir sevgi yumağı haline gelerek ördüğünüz sevgi parçalarını bizlerle paylaşmaktan kaçınmadığınız için hepinize çok tesekkür ederim. Evet sevgi battaniyesi projemize niyetlendiğimiz günlerde hedefimiz 1 battaniyeydi belki ama su an itibariyle bu sayıyı biz 45 e çıkarttık sevgili arkadaşlar. Tek kişilik yetiskin battaniyelerimize yaptığımız bebek battaniyelerininde eşlik etmesiyle bu sayıyı rahatlıkla oluşturabildik. Peki bu battaniyeler yanlızca sevgi parcalarından mı oluştu? Evet az öncede belirttiğim gibi bu sayıyı Türkiye'nin hemen her bir kösesinden sizlerin gönderdigi sevgi parçalarınızla olusturduk. Örgü örmesini bilmeyen veya bir şekilde destek olmak isteyen arkadaslarımızda olmadı değil aramızda onlarda battaniye alarak bize destek oldular elbette.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çoğu zaman yanlış amaçlarla kullanılan sanal alemin bu tarzda sosyal sorumluluk isteyen projeler içinde rahatlıkla kullanılabileceğini hep birliktede görmüş olduk. Bugüne kadar aktif olarak projemize destek olan 85 kişiye buradan teker teker huzurunuzda tesekkür etmek istiyorum.  Yüreğinizdeki sevginin en karanlık ve ümitsiz zamanlarınızda dahi ışığınız olması dileklerimle... Sevgiler,&lt;br /&gt;Not:Sevgi battaniyelerimizle ilgili gerekli resim ve davetiye islemlerini size bu hafta içerisinde tekrardan duyaracağımdan süpheniz olmasın:))&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20784038-114146879225892427?l=cichodunyasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/feeds/114146879225892427/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20784038&amp;postID=114146879225892427' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/114146879225892427'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/114146879225892427'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/2006/03/iho-sevgi-battaniyesi-projemiz-nihayet.html' title='Çiçho sevgi battaniyesi projemiz nihayet sona erdi...:))'/><author><name>erva</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16665830222488038556</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20784038.post-114139888933634233</id><published>2006-03-03T17:03:00.000+02:00</published><updated>2006-03-03T17:14:49.643+02:00</updated><title type='text'>Hangi bitki çayı hangi hastalığa iyi gelir?</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Kansızlık için ıhlamur çayı&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;İyi geldiği hastalıklar: Romatizma ve gut, romatizmal eklem deformasyonları, Böbrek ve idrar yolları iltihabı, Teşhis edilemeyen şiddetli baş ağrıları, Prostat büyümesi, Mide ve bağırsak ülseri, Böbrek ve safrakesesi taşı, Güçsüzlük ve bitkinlik halleri, Kansızlık ve alyuvarlar eksikliği, Demir eksikliği, Tüm alerjik rahatsızlıklar (bahar nezlesi dahil), Egzama, Sarılık, Kanser, Ergenlik sivilceleri, Fistüller&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Kullanılan bitki: Isırgan otu&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Hazırlanışı: &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Yaprak çayı:&lt;/strong&gt; 1 tatlı kaşığı dolusu ince kıyılmış bitki, 1 bardak kaynar suyla haşlanır ve 5-6 dakika demlendikten sonra süzülür. Tatlandırılmadan, sıcak olarak içilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Kök çayı:&lt;/strong&gt; 1 tatlı kaşığı ince kıyılmış kök, 1 bardak suda 5 dakika kadar hafif ısıda kaynatılır, 4-5 dakika kadar demlendirildikten sonra süzülür. Tatlandırılmadan, sıcak olarak içilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Tohum çayı:&lt;/strong&gt; 1 tatlı kaşığı dolusu hafifçe ezilmiş tohum, 1 bardak kaynar suyla haşlanır, 8-10 dakika demlendikten sonra süzülür. Tatlandırılmadan, sıcak içilmelidir. B droglar karıştırılarak da çay hazırlanabilir. Tedavi edici özelliği daha da artar. Isırgan otu&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;İyi geldiği hastalık: Üşümede etkili&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Hazırlanışı:&lt;/strong&gt; Kış mevsimine uygun, ısıtıcı etkisi olan, Hintli yogilerin içtiği baharatlı bir çay. Ayurvedik bir çay olan yogi çayı, yoğun baharatların karışımından oluşuyor. Ufak bir tencereye bir parça kabuk tarçın, 4-5 kakule tanesi, 1 ufak kök zencefil, 2 karanfil ve 4-5 adet tane karabiber koyun. Üzerine 2 su bardağı su ilave edip 5 dakika kadar kaynattıktan sonra dilerseniz içine tatlı kaşığı siyah çay ekleyip biraz demlendirip süzün. &lt;strong&gt;Kullanılan bitkiler:&lt;/strong&gt; Tarçın, kakule, zencefil, karanfil, karabiber&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;İyi geldiği hastalıklar:&lt;/strong&gt; Soğuk algınlığı, Öksürük, Uykusuzluk, Plazma ve kan dolaşımı bozuklukları, Kansızlık&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Kullanılan bitki&lt;/strong&gt;: Ihlamur&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Hazırlanışı:&lt;/strong&gt; Bir tutam ıhlamur (özellikle yaprakları) 2 su bardağı kaynar suda demlenir. 1-2 bardak sıcak olarak içilir. Özellikle akşam saatlerinde fazla içmemeye dikkat etmek gerekir, fazla miktarda alındığında uykusuzluğa neden olabilir. Yapraklarında çok miktarda klorofil taşımasından dolayı kansızlık durumunda kullanılmasında fayda vardır. Diğer çaylarda olduğu gibi ıhlamuru da hazırladığınız zaman için ve bir daha kaynatmayın.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;İyi geldiği hastalıklar&lt;/strong&gt;: Nefes darlığı, Kalp hastalıkları, Bağırsak rahatsızlıkları, Karaciğer rahatsızlıkları, Romatizma, Şeker hastalığı, Uykusuzluk, Baş ağrısı, Cilt problemleri, Öksürük, Kabızlık, Gut, Romatizma, Böbrek rahatsızlıkları, Basur, Ses kısıklığı, Yüksek ateş, İshal, Sindirim güçlüğü, Damar sertliği, Mesane rahatsızlıkları &lt;strong&gt;Kullanılan bitki:&lt;/strong&gt; Elma&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Hazırlanışı&lt;/strong&gt;: Beyin, karaciğer ve mideyi çok olumlu etkileyen elmanın, kurutulmuş parçalarından çay yapabileceğiniz gibi kabuğuyla küçük parçalara böldüğünüz elmaları kaynatarak içine limon ve portakal ekleyerek çay olarak da tüketebilirsiniz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20784038-114139888933634233?l=cichodunyasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/feeds/114139888933634233/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20784038&amp;postID=114139888933634233' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/114139888933634233'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/114139888933634233'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/2006/03/hangi-bitki-ay-hangi-hastala-iyi-gelir.html' title='Hangi bitki çayı hangi hastalığa iyi gelir?'/><author><name>erva</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16665830222488038556</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20784038.post-114139803509131128</id><published>2006-03-03T16:54:00.000+02:00</published><updated>2006-03-03T17:00:35.193+02:00</updated><title type='text'>Güzelliğin sırrı doğada...:)</title><content type='html'>Yaz aylarının yaklaşmasıyla birlikte, kilolarından kurtulmak ve pürüzsüz bir cilde sahip olmak isteyen kadınlar, sorunlarını aktarlardan aldıkları doğal ürünlerle gideriyor. Bahar aylarını yaşadığımız şu günlerde hanımların büyük çoğunluğunu bir telaş aldı ki sormayın. Yaza ideal vücut ölçüleriyle girmek, güzel görünmek isteyen kadınlar, şu günlerde aktarlardan çıkmıyor. Çünkü, her türlü sorunun bitkilerden elde edilen bir çözümü mevcut.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selülitten zayıflamaya, cilt kırışıklıklarından saç dökülmesine kadar çok sayıda ürün kadınların hizmetinde. Kadınların en büyük sorunu olan fazla kilolar, aktarlarda papatya, mersin yaprağı, sinameki, defne yaprağı, biberiye ve funda yaprağından elde edilen ''zayıflama macunları'' ile birkaç ay içinde giderilebiliyor. Yağ çözücü etkisi olan bu macun günde 3 kere alınması durumunda vücudun protein dengesini koruyarak, aşırı kiloların verilmesini sağlıyor. Her 10 kadından 9'unun sorunu olan selülitler ise zambak, yasemin, nane, anason, lavanta, limon, jojoba, rezene, biberiye, keten, ardıç, buğday, susam ve portakal yağların birleştirilmesinden oluşan ''selülit yağı'' ile yok edilebiliyor. Şişesi 6 milyon liradan satılan ve 6 ay düzenli olarak kullanılması gereken bu yağın, selülite kalıcı çözüm sağladığı ifade ediliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ciltte kötü görünüme neden olan siyah noktalar için ise kayısı yağı öneriliyor. Denizde bronzlaşmak yerine tatile bronz görünüm ile gitmek isteyen kadınlara ise ceviz yağı, kakao, havuç, fındık ve badem yağı gibi ürünlerden yapılan karışım satılıyor. Cilt bozuklukları için denizden çıkarılan doğal süngerlerle vücuda masaj yapılmasını ve bu yolla gözeneklerin açılmasını öneren aktarlar, makyaj temizliğinde de gül yağı, lavanta, kekik, defne gibi yağların kullanılmasının cilt sorunlarını engellediğini bildirdiler.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20784038-114139803509131128?l=cichodunyasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/feeds/114139803509131128/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20784038&amp;postID=114139803509131128' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/114139803509131128'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/114139803509131128'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/2006/03/gzelliin-srr-doada.html' title='Güzelliğin sırrı doğada...:)'/><author><name>erva</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16665830222488038556</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20784038.post-114139760980560567</id><published>2006-03-03T16:39:00.000+02:00</published><updated>2006-03-03T16:53:30.216+02:00</updated><title type='text'>Evinizde evcil hayvan besliyorsanız Zoolistan tam size göre...</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/4595/2093/1600/Kapak_Mart.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/4595/2093/320/Kapak_Mart.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Başlıktanda anlayacağınız gibi evcil hayvanlarla ilgili her türlü bilgiyi Zoolistan isimli bu dergide rahatlıkla bulabilirsiniz arkadaşlar. Cam güzeli köpüsüm Bambiyi evimize getireceğimiz dönem içerisinde sevgili arkadaşım Kebire sağolsun bana Zoolistanın bütün sayılarını göndererek güzel bir jest yapmıstı. Açıkçası İzmit'te ben bu dergiye daha önceden rastlamadığım için okuma şansınıda yakalayamamıştım. Eğer ki evinizde sizinle birlikte yaşayan küçük afacanlarınız varsa bu dergiyi mutlaka temin etmenizi öneririm.&lt;br /&gt;Ayrıca Zoolistan, aklınıza gelebilecek her türlü soruya rahatlıkla cevap bulabileceğiniz bir dergi niteliğini taşımaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dergiyi D&amp;amp;R, Alkım, Remzi gibi büyük kitabevlerinden alabileceğiniz gibi abone olarakta rahatlıkla temin edebilirsiniz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20784038-114139760980560567?l=cichodunyasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/feeds/114139760980560567/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20784038&amp;postID=114139760980560567' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/114139760980560567'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/114139760980560567'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/2006/03/evinizde-evcil-hayvan-besliyorsanz.html' title='Evinizde evcil hayvan besliyorsanız Zoolistan tam size göre...'/><author><name>erva</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16665830222488038556</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20784038.post-114139660178526917</id><published>2006-03-03T16:21:00.000+02:00</published><updated>2006-03-03T16:36:42.360+02:00</updated><title type='text'>Ot severlere müjde:))</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/4595/2093/1600/ot_kitab__kapak.0.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/4595/2093/320/ot_kitab__kapak.0.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ege mutfağını az çok bilen kişiler, Ege mutfağının olmazsa olmazlarının arasında çeşitli otlardan yapılan ve birbirinden güzel yemeklerin olduğunu gözleri kapalı bilirler. Her ne kadar Marmara bölgesinde bu birbirinden değişik ve lezzetli otlara biraz uzak kalmış olsakta yolunuz ola ki Ege tarafına düşerse mutlaka bu lezzetin arasına kendinizi bırakmanızı öneririm. Emin olun bu kısa sürede kendinize çekeceğiniz ziyafetten kesinlikle pişmanlık duymayacaksınız:))&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelelim ot severlere vermek istediğimiz müjdemizin ne olduğuna... Mutfak Dostları Derneği tarafından hazırlanan ve basımı Metro Group sponsorluğunda gerçekleştirilen 'Yurdumun Yenilebilir Otları" isimli kitabı satışa sunulmaya başlandı. Yurdumuzda yetişen, kimi yemeklere lezzet katan, kimi soframızda kendi başına salata, meze olarak besleyici değerleriyle yer alan toplam 94 ot, bilgileri ve tarifleriyle bu kitapta buluştu. Kitabın arka kısmında alfabetik sırayla otların Latince, Türkçe. İngilizce, Almanca ve Fransızca karşılıklarıda yer alıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Otların, doğada rastlanıldığında kolayca tanınabilmesini sağlayacak çizimlerininde yapıldığı bu kitap, alanında uzman araştırmacı ve yazarlar tarafından hazırlandı. Kitap, Turgut Kut, Ahmet Örs, Semih Somer ve Tijen İnaltong'un çalışmalarıyla hazırlandı. Her otun bilgileriyle birlikte bir de fotoğraflı yemek tarifi bulunan kitap yaklaşık 210 sayfadan oluşmakta. İlgilenenler Mutfak Dostları Derneği'nden bu kitabı temin edebilirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitap temini için;&lt;br /&gt;Mutfak Dostları Derneği&lt;br /&gt;Şermin Doğan (Sekreter)&lt;br /&gt;0212 249 96 80 nolu telefondan dahili 117&lt;br /&gt;GSM: 0542 315 28 29&lt;br /&gt;(Dernek ofisi Karaköy Güllüoğlu Baklava binası içindedir.)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20784038-114139660178526917?l=cichodunyasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/feeds/114139660178526917/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20784038&amp;postID=114139660178526917' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/114139660178526917'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/114139660178526917'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/2006/03/ot-severlere-mjde.html' title='Ot severlere müjde:))'/><author><name>erva</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16665830222488038556</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20784038.post-114103476460841133</id><published>2006-02-27T12:00:00.000+02:00</published><updated>2006-02-27T12:06:07.446+02:00</updated><title type='text'>Avatarı değistiriyorum cünkü...:((</title><content type='html'>Bugünden itibaren avatarda duran resmi değistiriyorum arkadaslar... Cünkü her masalın sonu gibi bununda bir sonu olacaktı ve bizim sonumuzda gecenlerde nihayete erdirilerek bitirilmesi yönünde oldu. Bu ne kadar sağlıklı veya doğru bir karar diye sorgulamayın lütfen. Bugünden itibaren avatardaki resmi değistireceğim için merak edenlere kısa bi dipnot olması içindi... Aslında uzun uzun yazıp içimi dokmek isterdim ama bunu simdilik yapabileceğimi zannetmiyorum... Hersey için tesekkürler...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20784038-114103476460841133?l=cichodunyasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/feeds/114103476460841133/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20784038&amp;postID=114103476460841133' title='11 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/114103476460841133'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/114103476460841133'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/2006/02/avatar-deistiriyorum-cnk.html' title='Avatarı değistiriyorum cünkü...:(('/><author><name>erva</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16665830222488038556</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>11</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20784038.post-114090538948397626</id><published>2006-02-26T00:09:00.000+02:00</published><updated>2006-02-26T00:10:00.230+02:00</updated><title type='text'>Sobelendimmmm...</title><content type='html'>İşlerimden vakit bulup bloğuma göz atamadığım gibi arkadaslarımında bloglarını ziyaret edemiyorum. Sağolsunlar yenilikleri msn'den haber veriyorlar:)) Ben böyle leyla misali ortalıkta dolaştığım günlerde sevgili Banu beni sobelemis... Ehh bu durumda zevkle banada cevaplamak düser:))&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaptığım 4 iş:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Ders verdim (Lise son sınıftayken beni gayet idare edecek kadar ciddi rakamlar kazanıyodum)&lt;br /&gt;* Çeviri redaksiyonları yaptım ( Üniversitedeyken başladım simdide hobi haline geldi ve halen bosta kalan zamanlarımda değerlendirme amaçlı yapıyorum)&lt;br /&gt;* Eğitmenlik (halen eğitim gönüllülerinde haftanın bir günü yapmaktayım)&lt;br /&gt;* Gazetecilik (inanılmaz zevkli ama parası az olan bi meslek, genede hiç biseye değisilmez)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Defalarca izleyebileceğim 4 film veya dizi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Akıl oyunları&lt;br /&gt;* Pretty Woman&lt;br /&gt;* Saw 1-2&lt;br /&gt;* herby&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşadığım 4 yer:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Kocaeli&lt;br /&gt;* Muğla&lt;br /&gt;* Kocaeli&lt;br /&gt;* Muğla&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İzlediğim 4 televizyon programı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Avrupa Yakası&lt;br /&gt;* Yabancı Damat&lt;br /&gt;* The O.C&lt;br /&gt;* Desperado house&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tatil için gittiğim 4 yer:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Altınoluk&lt;br /&gt;* Bodrum&lt;br /&gt;* Alanya&lt;br /&gt;* Dalyan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En sevdiğim 4 yiyecek:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Midye Dolma&lt;br /&gt;* Pizza&lt;br /&gt;* Hamburger&lt;br /&gt;* Kestane şekeri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hemen şimdi olmak istediğim 4 yer:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* İstanbul (sevdigim kisi orda cünkü)&lt;br /&gt;* Dubai (sıcak oldugu için)&lt;br /&gt;* Mısır&lt;br /&gt;* Japonya&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sobelediğim 2 blogcu:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Burcu&lt;br /&gt;* Hülya abla (emeklilik)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20784038-114090538948397626?l=cichodunyasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/feeds/114090538948397626/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20784038&amp;postID=114090538948397626' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/114090538948397626'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/114090538948397626'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/2006/02/sobelendimmmm.html' title='Sobelendimmmm...'/><author><name>erva</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16665830222488038556</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20784038.post-114059416471370263</id><published>2006-02-22T09:36:00.000+02:00</published><updated>2006-02-22T09:42:44.880+02:00</updated><title type='text'>İşte yakışıklı oğluşum...</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/4595/2093/1600/Resim%20011.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/4595/2093/320/Resim%20011.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; Evvet en sonunda yakışıklı oğluşumu huzurlarınıza çıkartabiliyorum. Kendisi pek bi nazlı olduğu için poz verme keyfi gelesiye kadar beni epeyce beklettiğinden sizlerle bu resimleri hemen paylaşamadığım için üzgünüm. Baktım ki geçenlerde de gün içerisinde modunda hemen kamerayı elime alıp Bambi'nin şipşakcılığını üstlendim. Kendisi bu aralar yeni evine ve yuvasına alışmakla beraber cam güzeli görevini üstlenmektedir. Buda camın önüne tünediği anlardan bi tanesi işte:)))&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20784038-114059416471370263?l=cichodunyasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/feeds/114059416471370263/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20784038&amp;postID=114059416471370263' title='14 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/114059416471370263'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/114059416471370263'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/2006/02/ite-yakkl-oluum.html' title='İşte yakışıklı oğluşum...'/><author><name>erva</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16665830222488038556</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>14</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20784038.post-114016759284436504</id><published>2006-02-17T10:57:00.000+02:00</published><updated>2006-02-17T11:13:13.396+02:00</updated><title type='text'>Zekanızı ölçün... İşte cevapları:))</title><content type='html'>İşte dünkü ilginç zeka testinin yanıtları ve değerlendirme aşamaları...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Önce yanıtlar&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;1. Hepsinde, tüm aylarda 28 gün vardır.&lt;br /&gt;2. Bir saat&lt;br /&gt;3. Guguklu saatler gece gündüz ayrımı yapmadığı için 1 saat&lt;br /&gt;4. 70 eder, yarıma bölmek 2 ile carpmak demektir.&lt;br /&gt;5. 9 canlı koyun&lt;br /&gt;6. Kibriti&lt;br /&gt;7. Ayı beyaz olur, çünkü evin her cephesi güneye baktığına göre bina kuzey kutbundadır.&lt;br /&gt;8. 2 elma&lt;br /&gt;9. Sıfır, gemisine hayvan alan Nuh'du.&lt;br /&gt;10. Şoför sizdiniz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Gelelim Değerlendirmeye:))&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;10. Einstein seviyesi&lt;br /&gt;9. Toplumla uyuşamayan psikolojik bozuk vaka&lt;br /&gt;8. mühendis&lt;br /&gt;7. üniversite öğrencisi&lt;br /&gt;6. lise öğrencisi&lt;br /&gt;5. ilkokul öğrencisi&lt;br /&gt;4. ilkokul öğretmeni&lt;br /&gt;3. lise öğretmeni&lt;br /&gt;2. üniversite profesörü&lt;br /&gt;1. vatandaş&lt;br /&gt;0. milletvekili:))))&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20784038-114016759284436504?l=cichodunyasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/feeds/114016759284436504/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20784038&amp;postID=114016759284436504' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/114016759284436504'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/114016759284436504'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/2006/02/zekanz-ln-ite-cevaplar.html' title='Zekanızı ölçün... İşte cevapları:))'/><author><name>erva</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16665830222488038556</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20784038.post-114008969097131048</id><published>2006-02-16T13:09:00.000+02:00</published><updated>2006-02-16T13:36:20.146+02:00</updated><title type='text'>Bambi'nin kazağı:))</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/4595/2093/1600/bambinin%20kaza????.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/4595/2093/320/bambinin%20kaza%3F%3F%3F%3F.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Hepinize Cicho'nun renkli ışıklarından merhaba... Eminim bir çoğunuz Bambi'de kim falan olmussunuzdur ama hemen anlatayım... Bu Cumartesi günü Tuzla Barınağından bir bebisi ( kendisi 7 aylık terrier ve erkek) evlat ediniyorum. Anlayacağınız artık bir oğlusum olacak. İsmide yukarıdada belirttiğim gibi Bambi olacak. Gerçi isim konusunda sevgilim benimle epeyce kafa yaptı ama olsun. Herkes kendi köpüsüne baksın değil mi ama? Erkek arkadasımında disi bir köpüsü (beagle)var. Kendisi benim 1 numaralı düsmanım olmakla birlikte ismide lazy'dir. Tam bir canavar rahat bırakıp iki kelime ettirmedigi için kendisini bir numaralı düsmanım ilan etmis bulunmaktayım, düsmanlığım ordan kaynaklanmaktadır yane:)))&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelelim Bambinin kazağına... Malum kıs ayındayız ve dısarda acayip soğuk bir hava var. Sevgili Kebireden aldığım kazak tarifine göre dün aksam makarna iple oturup bi kazak yaptım bizim oğlana... Ben simdilik bitmis halini bloğa koyup, nasıl yapıldığınıda anlatacağım. Artık oğlusumuz geldiginde üzerine giydirip birde öyle cekip görücüye çıkarırız:)) Kazağın nasıl yapıldığına gelince...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8 numara şişle makarna ipinize 30 ilmek atın. 10 cm lastik (bir düz, bir ters) ördükten sonra normal düz örgüye geçin. Aralarda 10-15 ilmek daha arttırıp bir 10 cm daha örün. Ben arttırmaları ilk sırada 5, ikinci sırada 4, üçüncü sıradada 6 olarak arttırdım ve gerisini örerek devam ettirdim. 10 cm daha ördükten sonra kolları yapmaya baslıyoruz. Bunun için ilk 10 ilmeği örüp 15 cm büyüttükten sonra orta kısmı örmeye baslıyoruz. Orta kısmıda yaklasık 25 cm örerseniz iyi olur... Burasıda bittikten sonra diger kalan 10 ilmeği örmeye baslıycaksınız ve 15 cm büyüttükten sonra bütün ilmekleri bir arada toplayacaksınız. Bu arada unutmadan ben kollarda 3 gövdede 6 ilmek arttırdım ama kol kısmı bayağ büyük oldu. Benim kolum bile rahatlıkla giriyor. Kenarlardan birazcık dikmem gerekecek sanırım. Sizin köpüsünüz kaslı biseyse:) rahatlıkla olabir. Birarada topladığınız ilmekleri de 3-4 sıra bir arada ördükten sonra yanlardan ikiser ikiser eksiltmeye baslayın. İkiser ikiser eksiltme yöntemiyle yaklasık 10 cm daha ördükten sonra eksiltme sayımızı 4 e çıkarıyoruz. Bu sekildede 6-7 cm örüp köpüsünüzün boyu kadar devam ediyorsunuz... Ben sonunu fazla uzun tutmadım... Kokos bir sey olsun diyede ucuna ponpon taktım...İsterseniz sizde kartona dolayıp bir ponpon yapabilirsiniz:))&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20784038-114008969097131048?l=cichodunyasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/feeds/114008969097131048/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20784038&amp;postID=114008969097131048' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/114008969097131048'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/114008969097131048'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/2006/02/bambinin-kaza.html' title='Bambi&apos;nin kazağı:))'/><author><name>erva</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16665830222488038556</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20784038.post-114008806760064466</id><published>2006-02-16T12:53:00.000+02:00</published><updated>2006-02-16T13:07:48.290+02:00</updated><title type='text'>Zekanızı Ölçün...:))</title><content type='html'>İlginç bir zeka testi...:)) Kağıt kalem alıp aşağıdaki soruları tam 1 dk içinde yanıtlamaya calısın. Her soruyu bir kez okuyun. Bitirince yanıtlarınızı toplayın. Hepinize simdiden kolay gelsin:))) İste sorularımız...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Bazı aylar 30, bazıları 31 çeker, kaç ayda 28 gün vardır?&lt;br /&gt;2. Doktorunuz size 3 hap verir ve bunları yarımşar saat arayla almanızı tavsiye ederse, ilaçların tamamını bitirmeniz ne kadar sürer?&lt;br /&gt;3. Gece saat sekizde yatıyorum ve yatarken guguklu saatimi sabah dokuza kuruyorum, kaç saat uyurum?&lt;br /&gt;4. 4.30'u yarıma bölüp 10 eklediniz, kaç etti?&lt;br /&gt;5. Bir çiftçinin 17 koyunu vardı. Sürüde salgın hastalık oldu dokuzu ağır hastalandı, diğeri öldü. Çiftçinin kaç koyunu var?&lt;br /&gt;6. Sadece bir tek kibritiniz var. içinde bir gaz lambası, bir gaz sobası ve birde mum bulunan karanlık ve soğuk bir odaya girdiniz... Önce hangisini yakarsınız?&lt;br /&gt;7. Adamın biri dikdörtgen biçiminde ve her cehpesi güney manzaralı bir ev insa ediyor. Evi kocaman bir ayı ziyaret ederse bu ayı ne renk olur?&lt;br /&gt;8. 3 elma vardı ikisini aldım. Kaç elmam var?&lt;br /&gt;9. Musa gemisine her hayvandan kaçar adet aldı?&lt;br /&gt;10. Chicago'dan hareket eden 43 yolculu bir otobüs kullanıyorsunuz. Pittsburgh'da 7 yolcu binip, 5 yolcu indi. Cleveland'da 8 yolcu indi, 6 yolcu tuvalete gidip geldi ve 4 yeni yolcu bindi. 20 saat sonra philadelphia'ya vardığınızda şoforun adı neydi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not: Yanıtları yarın yazacağımmmmm:))) Bu arada ben 10 sorudan 9'una doğru cevap verdim ama diger 1 soruda gümledim maalesef... Testin sonuçlarına görede toplumla uyusamayan psikolojik, arızalı vaka oldum:)))&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20784038-114008806760064466?l=cichodunyasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/feeds/114008806760064466/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20784038&amp;postID=114008806760064466' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/114008806760064466'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/114008806760064466'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/2006/02/zekanz-ln.html' title='Zekanızı Ölçün...:))'/><author><name>erva</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16665830222488038556</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20784038.post-113967837920936431</id><published>2006-02-11T19:11:00.000+02:00</published><updated>2006-02-11T19:24:50.413+02:00</updated><title type='text'>7 Ağaç ile aşkınız doğaya can verecek...</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/4595/2093/1600/14subat.0.gif"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/4595/2093/320/14subat.0.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; Bu özel günde sevgilinize kalıcı bir armağan mı vermek istiyorsunuz? o zaman Çekül'ün Sevgililer Günü için hazırladığı özel kampanyaya bir göz atın. "7 ağaç ile aşkınız doğaya can versin"adlı kampanyada, sevgilinize kalıcı bir armağan verebilir, onu ölümsüzleştirebilirsiniz. "7 Ağaç" armağan etmek için Çekül'ün &lt;a href="http://www.cekulvakfi.org.tr"&gt;www.cekulvakfi.org.tr&lt;/a&gt; adresine tıklamanız, 0 212 249 64 64 no'lu telefonu aramanız yada &lt;a href="mailto:7agacprojesi@cekulvakfi.org.tr"&gt;7agacprojesi@cekulvakfi.org.tr&lt;/a&gt; ye e-posta göndermeniz yeterli. Kampanya için ödeyeceğiniz ücret ise 25 YTL. Kampanyanın Sevgililer Günü, kurye dahil özel fiyatı ise 32 YTL. Sevgilisine farklı ve anlamlı bir hediye vermek isteyenlere...&lt;br /&gt;Not: Çekül, adına ağaç diktirilen sevgililere Tan Oral- Sevgililer Günü tasarımı ile birlikte özel bir armağan kartı size ulaştırıyor...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20784038-113967837920936431?l=cichodunyasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/feeds/113967837920936431/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20784038&amp;postID=113967837920936431' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/113967837920936431'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/113967837920936431'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/2006/02/7-aa-ile-aknz-doaya-can-verecek.html' title='7 Ağaç ile aşkınız doğaya can verecek...'/><author><name>erva</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16665830222488038556</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20784038.post-113967755816984399</id><published>2006-02-11T18:46:00.000+02:00</published><updated>2006-02-11T19:06:18.343+02:00</updated><title type='text'>Aşkınızı Çiçeklerle Süsleyin...</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/4595/2093/1600/221.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/4595/2093/320/221.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Sevgililer Günü'nün resmi çiçeği nedir diye sorulsa büyük bir çoğunluk "kırmızı gül" yanıtını verecektir. Haksız da sayılmazlar... Kırmızı gül tüm dünyada "seni seviyorum" demenin en zarif yolu. Ama tek yolu da değil...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gül: Genel olarak sevgiyi ifade eder. Kırmızısı açıkça ilanı aşka işarettir. Söylediğimiz gibi seni seviyorum demenin evrensel yoludur. Gül pembeyse gönlüm sendeye karşılık gelen ince bir mesaj içermektedir. Sarı gül, genel inanışın aksine ayrılığa değil, sıcacık bir sevgiye işaret eder. Beyaz gül ise masumiyetin timselidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Krizantem: Sadakat sevgiliniz için çok önemliyse yada sadakati öne çıkarmanız gereken bir dönemdeyseniz beyaz bir krizantem sizin için birebir demektir. Fakat krizantem seçerken dikkatli olun, sarısı karşılıksız sevgiye moru ise burukluğa işaret.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zambak: Mutlu bir ilişkiniz var. Sevgili olmanın yanı sıra iki iyi arkadaşsınız da. Onunla gülüyor, eğleniyorsunuz. Öyleyse beyaz bir zambakla onu hem sevdiğinizi, hem de onunla hep neşeli olduğunuzu ifade edebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lale: Kırmızı gülün oturduğu o aşkın çiçeği tahtı var ya aslında laleye yapılmış bir haksızlık. Aşkı ifade etmenin en güzel yollarından biri de lale. Hele birde kırmızı olurs... Sadece sarı lalenin gerginliğe işaret olduğunu unutmayın yeter...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Orkide: Ona ne kadar değer verdiğinizi haykırmak istiyorsanız, hem güzelliği hem de fiyatıyla diğer çiçeklerden farklılaşan orkideler en iyi seçim gibi görünüyor. Kendisine orkide hediye edilmiş herhangi bir kadının buna tepkisiz kaldığı henüz tarihte yaşanmamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karanfil: Beyaz karanfil temizliğin, saflığın göstergesidir. İhtirası bir yana bırakıp onu en temiz duygularla sevdiğinizi ifade etmek isteyenler için doğru bir çiçek. Kırmızı karanfil de belki bugün için pahalı olması muhtemel kırmızı güllere yaklaşamayanlar için sevgisini göstermek için başka bir yol...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20784038-113967755816984399?l=cichodunyasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/feeds/113967755816984399/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20784038&amp;postID=113967755816984399' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/113967755816984399'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/113967755816984399'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/2006/02/aknz-ieklerle-ssleyin.html' title='Aşkınızı Çiçeklerle Süsleyin...'/><author><name>erva</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16665830222488038556</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20784038.post-113967613924593248</id><published>2006-02-11T18:32:00.000+02:00</published><updated>2006-02-11T18:45:05.696+02:00</updated><title type='text'>Sevgililer Günü...:))</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/4595/2093/1600/Resim3.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/4595/2093/320/Resim3.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgililer Günü'nün başlangıç tarihi eski Roma İmparatorluğu zamanına uzanıyor. Eski Roma'da 14 Şubat, bütün Roma halkı için önemli bir gündü. Çünkü bu günde Roma tanrı ve tanrıçalarının kraliçesi olan Juno 'ya duyulan saygıdan ötürü tatil yapılırdı. Juno ayrıca Roma halkı tarafından kadınlık ve evlilik tanrıçası olarak da biliniyordu. Bu günü takip eden 15 Şubat gününde ise Lupercalia Bayramı başlıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu bayram halkın genç nüfusu için büyük önem taşıyordu. Bunun nedeni ise yaşantıları kesin kurallar ile sınırlandırılmış, bunun doğal sonucu olarak bir birliktelik yaşama şansı olmayan gençler sadece bu bayram süresince bile olsa birbirlerinin partneri oluyorlardı. Hangi genç bayanın hangi genç erkek ile bir çift oluşturacağı eski bir gelenek olan ve Lupercalia Bayramı'nın arife günü yapılan bir çekiliş ile belli oluyordu. Romalı genç kızlar isimlerini küçük kağıt parçalarının üzerine yazıp bir kavanoza koyuyorlardı. Genç Romalı erkekler ise kavanozdan bu kağıtları çekerek üzerinde hangi kızın ismi yazıyorsa o kızla bayram eğlenceleri boyunca beraber oluyorlardı. Bu birliktelikler birbirine aşık olan çiftler için bayram süresinin dışına taşıp genellikle evlilikle sonlanıyordu.&lt;br /&gt;İmparator 2. Claudius, Roma'yı kendi katı kuralları ile zalimce yöneten bir hükümdardı. Onun için en büyük problem ordusunda savaşacak asker bulamamaktı. Ona göre bu durumun tek sebebi Romalı erkeklerin aşklarını ve ailelerini bırakmak istememeleriydi. İşte bu yüzden Roma'daki tüm nişan ve evlilikleri kaldırdı. Aziz Valentine de Claudius 'un hükümdarlığı zamanında Roma'da yaşayan bir papazdı. Kendisi gibi papaz olan Aziz Marius ile birlikte Claudius 'un yasağına rağmen gizlice çiftleri evlendirmeye devam etti. Ancak imparator bu durumu bir süre sonra öğrendi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aziz Valentine insanları evlendirmeye devam ettiği için tutuklandı ve yaptıklarının cezası olarak sopa ile dövülerek öldürüldü. Milattan sonra 270 yılının 14 Şubatı Hıristiyan şehitliğine gömüldü. Aynı zamanlarda Roma'daki putperestler, şubat ayı içinde kutlanan Lupercalia Bayramı'nı kendi putperest tanrıları için kutluyorlardı. Bayram öncesi yapılan geleneksel çekilişi ise seremoniye bağlı kalarak kendileri için uygulamaya başladılar. Hıristiyan Kilisesi'nin ilk kurulduğu yıllarda hizmet veren papazlar bu törenlerin, özellikle de evlenmemiş gençlerin putperestler ile birlikte anılmasından rahatsız oldukları için bir çözüm buldular. Bu gençlerin isimlerinin azizlerle birlikte anılmasını istedikleri için Lupercalia Bayramı'nın başladığı günü Aziz Valentine Günü olarak kutlamaya başladılar. O gün bugündür her yılın 14 Şubat'ı Sevgililer Günü olarak kutlanmaya devam ediyor ve yeryüzünde kadın ve erkek beraber olduğu sürece de kutlanmaya devam edecek gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SAINT VALENTINE VE SEVGİLİLER GÜNÜ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Milattan sonra ilk yüzyıllardan beri her yıl şubat ayının ondördünde kutlanan Sevgililer Günü'nün başlangıcı ile ilgili o günden günümüze kadar gelmiş çeşitli efsane ve hikayeler var. Bazı kaynaklara göre bu özel günün kutlanma sebebi Hıristiyanlığı seçtiği ve bu inancından vazgeçmediği için öldürülen Romalı Aziz Valentine. 14 Şubat 270 yılında ölen Valentine 'nin ölüm günü o günden sonra Sevgililer Günü olarak kutlanmaya başlanmış. Efsanenin başka bir yönü ise Aziz Valentine 'nin İmparator Claudius hükümdarlığı ile aynı dönemde bir tapınakta papaz olarak hizmet vermesi ile ilgili. Claudius Valentine 'i emirlerine uymadığı ve kendisine başkaldırdığı için tutuklatıp öldürdü. Bu olaydan 226 yıl sonra 496'da Papa Gelasius Aziz Valentine 'i onurlandırmak için Şubat 14'ü Aziz Valentine Günü olarak belirlemiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıllar geçtikçe yavaş yavaş Şubat 14 sevgililerin, aşıkların birbirlerine aşk mesajları yolladığı bir gün haline geldi. Bununla paralel olarak Aziz Valentine de bütün sevenlerin koruyucu azizi haline gelip böyle anılmaya başlandı. Sevgililer Günü, 1800 yıllardan sonra Amerika'da Esther Howland 'ın ilk Sevgililer Günü kartını yollamasından bu yana günümüzde daha çok sayıda insanın kutladığı toplumsal bir olay haline geldi. Bunun doğal sonucu olarak olayın ticari yönü çok gelişti. Neredeyse herkes her yıl 14 Şubat'ta sevgililerine veya eşlerine bu günün ruhu ile bütünleşen, karşı tarafa sevgilerini anlatan hediyeler veriyor. Bu hediyelerin başında ise sade ama bir o kadar anlamlı çiçekler geliyor. Sevginizi alacağınız Gül veya yollayacağınız bir Çiçek demeti ile de anlatmanız mümkün. Kısacası bu özel günde yanınızda gerçekten sevdiğiniz birisinin olması ve sevginizin karşılığının olduğunu bilmek herhalde hepsinden çok ama çok daha önemli...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20784038-113967613924593248?l=cichodunyasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/feeds/113967613924593248/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20784038&amp;postID=113967613924593248' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/113967613924593248'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/113967613924593248'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/2006/02/sevgililer-gn.html' title='Sevgililer Günü...:))'/><author><name>erva</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16665830222488038556</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20784038.post-113967547246615173</id><published>2006-02-11T18:26:00.000+02:00</published><updated>2006-02-11T18:31:17.293+02:00</updated><title type='text'>Haftanın kitabı: Benim Hüzünlü Orospularım:))</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/4595/2093/1600/resim2.1.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/4595/2093/320/resim2.1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/4595/2093/1600/resim2.0.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Genellikle kitapevine gittiğim zamanlarda birden fazla kitapla dışarı çıktığım için bu sefer değişik bir yönteme başvurdum arkadaşlar ve almayı planladığım kitapların isimlerini çıkartarak kitapevinin yolunu tuttum. Benim gibi kitap canavarı veya kitap alışverişine çıktığında bir türlü bulunduğu yerden çıkmak bilmeyenlerdenseniz eğer, iyi kötü neden böyle bir yola başvurduğumu anlamışsınızdır zaten:) İşte uzun zamandan sonra ilk defa denediğim bu yöntemde listemin başını, yazılı basında oldukça ses getiren Benim Hüzünlü Orospularım çekti. Bilindiği üzere bu kitap usta yazar Gabriel Garcia Marquez imzasını taşımakta.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitabın ana teması için; yaşlı bir adamın o ana kadar hiç yaşamadığı, hiç kapılmadığı duygularla renklenen dünyasını, yaşama sevinciyle dolu bir dille canlandırırken geçen yıllara, hayata, ölüme, aşka , tutkulara ve cinselliğe dair kısa ama çok doyurucu bir hikaye anlattığını rahatlıkla söyleyebiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabii okuyucu için alın işte kitabın ana teması budur demek biraz absürt kaçabilir. Hele ki bu kitabı büyük bir hayranlıkla okuyan birisi olaraktan izninizle birazcık daha detaya inmek istiyorum. Marquez, aşk ve cinselliğin gecikmiş hallerini, o gecikmeyle şiddetlenen tutkuları, tutkularla ateşlenen yaşama arzusunu daha önceden de işlemişti. Şu an hepsini tam olarak hatırlayamıyorum ama hatırladıklarımın arasında Venedik’te Ölüm’deki Thomas Mann’ın kahramanları da hem yaşlı hem de tutkuluydular.Okuyanlar varsa kesin bilirler ikisinde de işlenen temalar hemen hemen aynıydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pek çok yeteneklere sahip bir anneyle, hata yaptığı asla görülmemiş, kuralcı bir babanın oğlu olarak 19. yy’ın son çeyreğinde dünyaya gelmiş bir adamın Kolombiya tarihiyle yoğrulmuş bir hikayesidir aslına bakarsanız dinlediğimiz/ okuduğumuz. Ailesinin ilgisini sürekli hissederek geçirdiği çocukluk yıllarında iyi bir eğitim almış, klasik metinleri okumuş, şımartılmış, liseyi bitirdikten sonra devlet okullarında İspanyolca ve Latince dersleri vermiş, sonrada gazeteciliği seçmiş kahramanımız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kırk yıl boyunca dünya haberlerini şişirip tamamlayarak yerel dilde yeniden yazmaktan ibaret bir gazetecilik mesleği icra edip şimdilerde emekli maaşının yetersizliği nedeniyle özel dersler veren, ailesinden kalan büyük ve gösterişli evde otuz iki yaşından beri yalnız yaşayan bir adam o. Dikkatli bir şekilde öykünün akışına kendinizi kaptırdığınızda aslında yalnızlığını da, tutkusuzluğunu da, ilişkilerden – arkadaşlıklardan kaçışını da sürekli kendisinin istediğini görürüz. Bu da çok haklı olarak genelevler mahallesinde iki kez yılın müşterisi ünvanını getirmiş ona… Tabii bu ünvanını 60’lı, 70’li veya 80’li yıllara taşıyamamış elbette.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biraz eğlenceli hayatın gerilerde kalmışlığının, biraz doksanına gelmişliğin hüznüyle, şimdi geriye doğru baktığında gönlünce geçirdiği o yıllardan pek memnun olmadığını rahatlık anlayabiliyoruz. Hatta anladıklarımız yalnızca bunlarla sınırlı kalmıyor ve bize ekstra detaylar bile sunabiliyor. Kısaca bahsedilmesi gerekirse eğer; hayatta hiçbir becerisi, parlak hiçbir yanı olmayan, soyu tükenmiş, çirkin biri olduğunu, hayatın verdiklerinden daha fazlasını koparmak için hiçbir şey yapmadığını düşünmeye başladığıdır elbette.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşlı bir adamın zihninde yapılan yolculukla aşkı, cinselliği, tutkuyu, kadınlı erkekli Kolombiya toplumunu anlatıyor Marquez, ancak bunu anlatırken de kesinlikle hiçbirini zamandan, mekandan, eşyadan, zihniyet biçimlerinden, ülkede kaydedilen değişimlerden koparmadan anlatıyor. Roman kahramanının neredeyse asırlık hayatına yön veren olayların nasıl bir atmosferde cereyan ettiğini hissedebiliyoruz rahatlıkla. Dış mekan tasvirleri, sokaklar, evler, eşyalar ve onlarla insanlar arasındaki ilişkiler uzun tasvirlerle değilse bile yeri geldiğinde ayrıntı zenginliğiyle görünür kılınmış. Bir nevi insan ve eşya ilişkisini kimi yerde değerler dünyasındaki değişimiyle birleştirmiş. Böylelikle de hiç beklenmedik bir anda Kolombiya’nın toplumsal gerçekleriyle yüz yüze getiriyor okuyucusunu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Marquez, söz konusu tabloyu ve parçalarını onları değerlendirecek bilince sahip olmayan, o hayatla beslenmiş, o hayatın içinde yaşayan bir roman kahramanının bakış açısından izlettirerek didaktik ve yargılayıcı bir anlatımdan sıyrılmayı başarmış. Her şey yerli yerinde, her şey ortada, her şey apaçık ama kahramanın bakış açısına sığınarak hiçbir şeyi yargılamıyor, doğrudan çözümlemiyor, çelişkileri deşelemiyor, nedenler aramıyor. Tersine, bütün bunlara rağmen kahramanı ile birlikte hayata bağlanmayı, insanın tutkularıyla değişebileceğine inanmayı seçmiş Marquez. Benim Hüzünlü Orospularım, insanı tarihsel ve toplumsal derinliğiyle yakalayan hikayesiyle, hayata bakışıyla, hüznüyle, mizahıyla, coşkusuyla ve bütün bunları kusursuz bir biçimde sunan anlatım tekniğiyle büyük bir yazarın kaleminden çıktığını her sayfasında hatırlatan bir roman.&lt;br /&gt;Hala içinizde okumayanlarınız veya bu kitapla ilgili gerekli tasvirleri okuduktan sonra merak edenleriniz varsa bu mükemmel kitabı ısrarla okumanızı öneririm...:))&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20784038-113967547246615173?l=cichodunyasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/feeds/113967547246615173/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20784038&amp;postID=113967547246615173' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/113967547246615173'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/113967547246615173'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/2006/02/haftann-kitab-benim-hznl-orospularm.html' title='Haftanın kitabı: Benim Hüzünlü Orospularım:))'/><author><name>erva</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16665830222488038556</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20784038.post-113956074981314039</id><published>2006-02-10T10:35:00.000+02:00</published><updated>2006-02-10T10:41:11.496+02:00</updated><title type='text'>Her Çocuk Geleceğe Umutla Baksın...</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/4595/2093/1600/bagisgorsel_002.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/4595/2093/320/bagisgorsel_002.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Milyonlarca çocuğumuz hayata ve geleceğe yeterince hazırlanamadan büyüyor. Heyecanını ve umutlarını kaybetmiş bir gençlik bütün ülkenin geleceğini etkiliyor.Kangurum olarak, oluşturduğumuz internet ortamı aracılığıyla çocuklarımızı, bağışçılarımızın desteği ile geleceğe hazırlıyoruz. Çocuklarımıza, hak ettikleri kalitede yaşam standartları sağlamak için biz buradayız. Sizi de bekliyoruz.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.kangurum.com.tr/kangurum2-web/showDonations.do"&gt;http://www.kangurum.com.tr/kangurum2-web/showDonations.do&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20784038-113956074981314039?l=cichodunyasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/feeds/113956074981314039/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20784038&amp;postID=113956074981314039' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/113956074981314039'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/113956074981314039'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/2006/02/her-ocuk-gelecee-umutla-baksn.html' title='Her Çocuk Geleceğe Umutla Baksın...'/><author><name>erva</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16665830222488038556</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20784038.post-113955945790828390</id><published>2006-02-10T10:05:00.000+02:00</published><updated>2006-02-10T10:25:38.606+02:00</updated><title type='text'>Olumlu düşünebilmek için...</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/4595/2093/1600/Picture%20040.0.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/4595/2093/320/Picture%20040.0.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;İnsan ancak belirli şartları oluşturarak ve önce kendisini tanıyarak pozitif düşünmeyi ve bunu alışkanlık haline getirmeyi başarabilir. Sadece söyleyerek pozitif düşünemezsiniz. Bunu yapmak için kendinize zaman ayırmalı, çatışmalardan uzak durmalı, korkularınızla yüzleşmelisiniz. Her geçen gün hayatından memnun olmayan insan sayısı artıyor. Sorunlarıyla uğraşmaktan fiziksel, duygusal ve zihinsel olarak yorgun düşmüş bir çok insan, hiçbir şeyin düzelmediğinden ve her gün işlerin biraz daha kötüye gittiğinden yakınıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa sorunlarla başa çıkabilmek için yapılması gereken ilk şey; pozitif düşünmek... Ancak pozitif düşünebilmek öyle kendiliğinden olabilecek bir şey değil. Günümüz dünyasının koşullarında binlerce farklı uyaran tarafından etrafımız sarılmışken pozitif düşünebilmek için doğru şekilde hareket etmek gerek. Öncelikle pozitif düşünebilmek için uygunabilecek tek bir formül olmadığını belirtmekte yarar var. İnsan ancak belirli şartların oluşması sonucunda pozitif düşünebilmeyi başarabilir. Diğer bir deyişle, bazı şartlar gerçekleşmeden pozitif düşünmek için gerekli şartların oluşması mümkün değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pozitif düşünebilmek için kişinin öncelikle içinde bulunduğu koşulları analiz etmesi, genel psikolojik ve fiziksel durumunu kontrol altına alması gerekir. İnsanların sadece kendi kendilerine telkin yoluyla pozitif düşünebilme noktasına ulaşması, diğer bir deyişle insanın sadece kendi kendisine "pozitif düşün" mesajı vererek pozitif düşüncelere yönelmesi çok zordur. Bu nedenle kişisel yaşamımızda devamlılık gösterecek bir kaç sağlam hamle ile hayata daha pozitif yaklaşmayı daha kolay bir biçimde başarabiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;KENDİNİZE ZAMAN AYIRIN&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Hayatımızın çoğunu kuru kalabalık içerisinde oradan oraya sürüklenerek geçiririz. Kişisel süreçlerimizi daha sağlıklı yaşayabilmek için arada sırada hayatın içinde mola vermek ve kendimizle baş başa kalmak; zihinsel, duygusal ve fiziksel açıdan kendimizi daha iyi hissetmemiz için oldukça yararlıdır. Kendinize zaman ayırarak, kişisel süreçlerinizi daha yakından tanıyıp, pozitif düşünmek için ihtiyacınız olan adımları daha iyi planlayabilirsiniz. Kişinin kendisine zaman ayırması, kendisini yüceltmesi demektir. Pozitif düşünebilmek için kendinizi yüceltmekten kaçınmayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;ÇATIŞMADAN KAÇIN&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Çatışma, hayatımızın bir parçası olarak her an her şekilde karşımıza çıkabilir ve doğası gereği olumsuz özellikler gösterdiği için de pozitif düşüncenin tam anlamıyla düşmanıdır. Çatışmanın kaçınılmaz olması, ondan uzak durulamayacağı anlamına gelmez. Negatif enerjinin varlığını hissettiğiniz an, negatif enerji kaynağından uzak durmak, çatışmanın ortaya çıkıp olumsuz sonuçlar doğurmasını engellemek için etkili bir yöntemdir. Sebep ne olursa olsun, çatışmaya girmeden önce, kaybedeceğiniz enerjiyi hesaba katarak olumsuz düşüncelerden uzak durmanız gerektiğini asla aklınızdan çıkarmayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;NEDEN SORUSUNA CEVAP VERİN&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Her ne şekilde hareket ederseniz edin, ne yaparsanız yapın ya da ne düşünürseniz düşünün, her zaman "neden" sorusuna cevap verebilmelisiniz. Bu şekilde kendi hayatınız üzerinde kontrol sahibi olma gücünüzü daha çok arttırmış olursunuz. İnsan, çoğu zaman davranışlarının sonuçları ortaya çıktıktan sonra gerekli analizleri yapar. Oysa daha önce "neden" sorusuna verilecek cevaplar, pozitif düşünebilmek ve hayata daha pozitif yaklaşabilmek için gerekli ön zemini hazırlayacaktır. Hayatta her şeyin bir nedeni vardır ve bu nedenlerin farkında olmak, bizi olumlu düşünebilmek için hayat karşısında daha güçlü kılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;KORKULARINIZLA YÜZLEŞİN&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Olumsuz düşüncelerin arkasında genellikle içimizde fark edilmeden ortaya çıkan ve gelişip büyüyerek hayatımızı kontrol altına alan korkularımız vardır. Pozitif düşünebilmek için önemli bir adım bu korkular ile yüzleşmektir. Korkmak tutsak olmakla aynı şeydir. Korkularımız kendilerini göstermezler. Sadece gerekli olduğunda ortaya çıkarlar. Onların farkına vardığımız an onlarla başa çıkmak için mücadele etmeye başlamamız gerekir. Aksi takdirde korkular olumsuz düşünceleri yaratır ve güçlendirir. Pozitif düşünebilmek için korkularımızla yüzleşip onları tanımamız, onlarla başa çıkmak için harekete geçmemiz gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;BAŞKALARINI ÖNEMSEMEYİN&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Hayatımızın hemen her alanında başkalarıyla birlikte olmak zorunda kalırız. Bu nedenle içinde bulunduğumuz grupların diğer üyelerinin üzerimizde etkili olması farkında olmadan kapılabileceğimiz bir durumdur. Diğer insanların bizim ne düşündüğümüz ve ne yaptığımızla yakında ilgilendikleri fikri, olumsuz düşüncelerin çok çabuk ortaya çıkmasına yol açabilir. Kendimize olan güvenimizi arttırmak ve etrafımızdaki insanların üzerimizde yarattığı baskıdan kurtulmak için atılan her adım, pozitif düşünmek için bize yardımcı olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;SAĞLIK VE SPOR&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Sağlıklı beslenmek ve spor yapmak insanın fiziksel açıdan kendisiyle ilgilenmesi ve zihinsel süreçlerini kendi kontrolü altında daha olumlu bir seviyeye ulaştırması için önemlidir. Kendinizi fiziksel olarak rahat ve iyi hissederseniz, düşüncelerinizin de pozitif olması ve daha olumlu bir bakış açısına sahip olmanız kolaylaşır. Daha pozitif düşünceler için sağlıklı beslenmeniz ve spor yapmanız gerektiğini unutmayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;GEÇMİŞ GEÇMİŞTE KALSIN&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Kötü anılar, olumsuz duyguların ortaya çıkmasına yardımcı olma özelliğine sahiptir. Geçmişte yaşadığımız kötü şeyleri hatırladıkça, hissettiğimiz olumsuz duyguları da hatırlar ve zihinsel olarak o günlere geri döneriz. Önemli olan böyle bir durumda kötü şeyleri unutmak değil, onların hafızalarımızda edindiği mevcut önemi azaltmaktır. Geçmişin önemini azaltarak onun düşüncelerimizi olumsuza çevirmesine engel olabiliriz. Geçmişi geçmişte bırakıp, geleceğe bakmak dönmek iyi bir başlangıçtır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;HAYATA KARŞI ESNEK OLUN&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Esneklik, hayat karşısında daha rahat hareket etmemizi sağlar; sert ve kesin tavırlar zorlanmamıza ve kırılıp yok olmamıza yol açar. Esneklik, pozitif düşünebilmek için çok önemli bir ön koşuldur; çünkü farklı alanlara hareket edebilme yeteneğimizin olması alternatif açılardan bakabilmemizi ve farklı şekillerde düşünüp daha kolay bir şekilde pozitif düşüncelere odaklanabilmemizi sağlar.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Not:&lt;/strong&gt; Yukarıda okumuş olduğunuz yazı &lt;a href="http://www.morelmas.com"&gt;www.morelmas.com&lt;/a&gt; sitesinden alınmıştır...Resim ise tamamen biricik sevgilimle bize aittir:))&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20784038-113955945790828390?l=cichodunyasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/feeds/113955945790828390/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20784038&amp;postID=113955945790828390' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/113955945790828390'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/113955945790828390'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/2006/02/olumlu-dnebilmek-iin.html' title='Olumlu düşünebilmek için...'/><author><name>erva</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16665830222488038556</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20784038.post-113951675648257933</id><published>2006-02-09T22:05:00.000+02:00</published><updated>2006-02-09T22:25:56.986+02:00</updated><title type='text'>Kanser Belirtilerini Öğrenin...</title><content type='html'>Kanserde erken tanının önemini artık hepimiz biliyoruz. Hastalığın tanısının konmasındaki gecikme, bazen tedavinin uzamasına bazen de ölümlere neden olabilir. Bu nedenle belirtilere dikkat etmek gerekli. Belli başlı kanserlerin belirtileri ise yapılan bir araştırmaya göre şöyle belirlenmiştir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Cilt kanseri&lt;/strong&gt;: Renk, şekil ve büyüklüğü değişen, çabuk kanayan veya ülserleşen benler/ İyileşmeyen yaralar / Uzun süreli güneş ışığna maruz kalmak...&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Ağız içi - boğaz kanseri&lt;/strong&gt;: Ağızda iyileşmeyen ağrılı- ağrısız yaralar/ Ağız içi ve dudakta beyaz veya kırmızı plaklar, kitle veya sertlikler/ Yeni gelişen işitme kaybı veya kulakta çınlama, ses kısıklığı gibi yakınmalar...&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Akciğer kanseri:&lt;/strong&gt; Geçmeyen&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;veya&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;karakter değiştiren öksürük&lt;strong&gt;/&lt;/strong&gt; Kanlı , pis kokulu balgam/ Yeni geliyen ses kısıklığı veya değişikliği/ Göğüs ağrısı/ Sık ve uzun süreli akciğer enfeksiyonu (bronşit, zatürre) geçirmek&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Meme kanseri&lt;/strong&gt;: Göğsünüzde ele gelen kitle/ Meme derisi üzerinde kılanlaşma, çökme veya çekilme/ Meme başından berrak veya kanlı akıntı/ Ailede meme kanseri hikayesi&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Sindirim sistemi:&lt;/strong&gt; Yutma güçlüğü, uzun süren kusma-bulantı/ Uzamış ishal veya kabızlık/ Bağırsak hareketlerinde düzensizlik/ Koyu renkli veya kanlı dışkı/ Uzun süreli karın ağrısı veya baskı hissi/ Açıklanamayan kilo kaybı/ Ailede bağırsak kanseri veya hastalığı hikayesi&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Kadın Üreme Sistemi:&lt;/strong&gt; Adette düzensizlik, fazla veya uzun süreli kanama/ adet dönemleri arasında veya menopoz sonrası kanama/ Cinsel ilişkiden sonra kanama/ Normalden fazla vajinal akıntı&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Erkek Üreme Sitemi:&lt;/strong&gt; Sık ve ağrılı idrara çıkma/ Kanlı idrar gelmesi/ Yeni gelişen iktidarsızlık/ Testislerde sertlik veya ele gelen ağrısız kitle&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Lenf Sistemi:&lt;/strong&gt; Boyun, koltuk altı ve kasıklarda ele gelen, ağrısız kitleler&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Kilo Kaybı&lt;/strong&gt;: Gece terlemeleri/ Uzun süren ve açıklanamayan ateşler/ Ciltte nedensiz beliren döküntü ve morluklar&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;İskelet Sistemi:&lt;/strong&gt; Ele gelen kitle veya şekil bozukluğu/ Kemiklerde şiddetli ağrı/ Hareket kısıtlığı&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Sinir Sistemi:&lt;/strong&gt; Şiddetli ve uzun süreli baş ağrıları/ Çift görme veya görme kaybı/ Yeni gelişen dengesizlikler, baş dönmeleri, uluşma veya felçler/ Şuur bulanıklığı, konsantrasyon güçlüğü/ Konuşma güçlüğü/ Kişilik değişiklikleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu belirtilerden birini gösteriyorsanız zaman geçirmeden bir doktor kontrolünden geçmelisiniz demektir...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20784038-113951675648257933?l=cichodunyasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/feeds/113951675648257933/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20784038&amp;postID=113951675648257933' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/113951675648257933'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/113951675648257933'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/2006/02/kanser-belirtilerini-renin.html' title='Kanser Belirtilerini Öğrenin...'/><author><name>erva</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16665830222488038556</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20784038.post-113951546090089739</id><published>2006-02-09T21:50:00.000+02:00</published><updated>2006-02-11T17:07:42.373+02:00</updated><title type='text'>Kan Grubuna Göre Beslenme...</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/4595/2093/1600/bears_173.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/4595/2093/320/bears_173.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Yapılan son araştırmalar kan gruplarıyla beslenme arasında bir ilişki olabileceğini ortaya koyuyor. Bir kan grubuna göre zararlı olan yiyecekler başka bir kan grubu için yararlı olabiliyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;0 Grubu&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Yemeniz Gerekenler:&lt;/strong&gt; Et, protein yönünden zengin yiyecekler...&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Yememeniz gerekenler:&lt;/strong&gt; Buğday ve diğer tahıllar...&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Yapmanız gereken egzersizler&lt;/strong&gt;: Herhangi bir aerobik programı...&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Sağlık riskleri:&lt;/strong&gt; Ülser, mafsal iltihabı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;A Grubu&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Yemeniz gerekenler: &lt;/strong&gt;Sebzeler, karbonhidratlı yiyecekler...&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Yememeniz gerekenler:&lt;/strong&gt; Et ve yağ...&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Yapmanız gereken egzersizler:&lt;/strong&gt; Yürüyüş, yoga, meditasyon...&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Sağlık riskleri:&lt;/strong&gt; Kanser ve kalp krizi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;B Grubu&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Yemeniz gerekenler:&lt;/strong&gt; Et, sebze ve süt ürünleri... &lt;div&gt;&lt;strong&gt;Yememeniz gerekenler:&lt;/strong&gt; Özellikle yememeniz gereken yiyecek yok. Aşırıya kaçmamak şartıyla her şeyi yiyebilirsiniz... &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Yapmanız gereken egzersizler&lt;/strong&gt;: Yüzme ve yürüyüş...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Sağlık riskleri:&lt;/strong&gt; Sinirsel rahatsızlıklar...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;AB Grubu&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;strong&gt;Yemeniz gerekenler&lt;/strong&gt;: A ve B gruplarındaki yiyecekler sizin içinde geçerlidir... &lt;strong&gt;Yememeniz gerekenler&lt;/strong&gt;: A ve B gruplarındaki yiyecekler...&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Yapmanız gereken egzersizler:&lt;/strong&gt; Rahatlatıcı, gevşetici hareketler...&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Sağlık riskleri:&lt;/strong&gt; Bağışıklık sisteminiz çok güçlü...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20784038-113951546090089739?l=cichodunyasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/feeds/113951546090089739/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20784038&amp;postID=113951546090089739' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/113951546090089739'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/113951546090089739'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/2006/02/kan-grubuna-gre-beslenme.html' title='Kan Grubuna Göre Beslenme...'/><author><name>erva</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16665830222488038556</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20784038.post-113887872725736317</id><published>2006-02-02T12:28:00.000+02:00</published><updated>2006-02-02T13:12:10.520+02:00</updated><title type='text'>Ayın çiçeği: Phalaenopsis yani bizim deyimimizle Orkide:))</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/4595/2093/1600/orkide2-1.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/4595/2093/320/orkide2-1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Latince adıyla Phalaenopsis bizim deyimimizle ise Orkide, özel olduğu kadar bakımının da zor olması ile bilinen ve bu açıdanda oldukça göz korkutan bir çiçek türüdür. Oysa phalaenopsis, orkide türleri arasında bakımı en kolay olan türlerden birisidir. Birkaç basit kural uygulanırsa bitki yıllar boyunca emin olun çiçek açacaktır. Hem şık görünümü, hem de kolay bakımı nedeniyle en popüler orkide türlerinden biri olan phalaenopsis'in çiçekleri çok uzun süre dayanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaklaşık 3 ay boyunca çiçekli kalan bu bitki genellikle senede 2 kez çiçek verir. Sıcak ve nemli havayı sever. Aydınlık, ancak direkt güneş ışığı almayan bir yerde bulundurulmaktan hoşlanır. Anlayacağınız epeyce nazlıdır ancak emin olun evinizin sıcak ortamı bu bitkiyi mutlu etmeye yetecektir. Kış ayları boyunca her gün sulamanıza kesinlikle gerek olmamakla birlikte haftada 2-3 kez sulamanız yeterli olacaktır. Yanlız bu aşamada şu duruma dikkat etmeniz gerekmektedir... Bilindiği gibi ev hanımlarının büyük bir kısmı çiçeklerinin tabaklarına su koyup öylece bırakmayı tercih ediyorlar ancak bu bitki böyle bir şeyi kesinlikle kabul etmiyor... Staj yaptığım zamanlarda böyle bir hata yaparak bitkinin ölümüne yol açtığım için sizi baştan uyarmak istedim. Siz siz olun tabağına kesinlikle su koymayın...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çiçeklerle yakından ilginen bir çok kişi bu yazıyı okuduktan sonra belki şöyle bir şey sorabilir. Neden tabağına su koymuyoruz? Çünkü direk olarak suya oturtulan Orkide gibi hassas bitkiler, köklerinin su ile direkt temasta bulunması nedeniyle çürüyebiliyorlar. Bu nedenle bitkiyi suladıktan sonra saksının altını mutlaka silmek gerekiyor. Bir diğer çözüm ise saksı ile tabak arasına çakıl taşları döşeyerek direkt teması engellemektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Phalaenopsis normal toprağa direk olarak ekilemez. Buradanda anlayacağınız gibi toprağı özeldir. Yetişme ortamının içerisine ağaç kabukları, yaprak çürüğü ve kuru dal parçacıklarından oluşan karışımların olması nominal büyümesi açısından son derece önemlidir. Senede bir kez tercihen bayar aylarında ve çiçek açmadığı bir dönemde toprağının değiştirilmesi gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Orkide'nin çiçekleri yaklaşık 3 aya yakın bir süre boyunca canlı kalır. Bu sürenin sonunda, çiçekler dökülünce çiçeği taşıyan sap orta noktasından kesilmelidir. Böylelikle bitkinin enerjisi boşa harcanmamış olur ve yeniden çiçek verme işlemi hızlanır. Çiçek verme mevsiminide unutmadan söyleyeyim Aralık-Mayıs arasıdır. Bitkinizin ne ölçüde sağlıklı büyüdüğünü yaprak renginden anlamanız mümkündür. Çoğu ev bitkisinin aksine, koyu ve parlak yeşil yapraklar orkidelerde sağlık göstergesi değildir. Tam tersine, sağlıklı ve yeterli ışık alan bir orkidenin yaprakları çimen yeşiline yakın bir rengi alması gerekmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgililer günününde yaklaştığı şu günlerde bakarsınız eşiniz, sevgiliniz size bir Orkide hediye eder ... Orkidenizi güle güle büyütmeniz dileklerimle...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20784038-113887872725736317?l=cichodunyasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/feeds/113887872725736317/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20784038&amp;postID=113887872725736317' title='13 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/113887872725736317'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/113887872725736317'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/2006/02/ayn-iei-phalaenopsis-yani-bizim.html' title='Ayın çiçeği: Phalaenopsis yani bizim deyimimizle Orkide:))'/><author><name>erva</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16665830222488038556</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>13</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20784038.post-113881365172678437</id><published>2006-02-01T18:46:00.000+02:00</published><updated>2006-02-01T19:07:32.223+02:00</updated><title type='text'>Onlar Bizim Reçel Annelerimiz:))</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/4595/2093/1600/imperiaflex_0_0_10.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/4595/2093/320/imperiaflex_0_0_10.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Sevgi Battaniyesi projesine giriştiğim günlerde bir arkadaşım reçel annelerden bahsederek yaptıkları reçellerin güzelliğine değinmişti. Sonradan yaptığım araştırma neticesinde reçel annelerle ilgili bir çok bilgiye ulaştım. Gerçi resimlerinide bulabilseydim çok güzel olacaktı ama artık ilgilenen arkadaslarım bu bilgilerle yetinmek durumunda kalacaklar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul'da bir grup anne - ki onlar artık bizim reçel annelerimiz - ...&lt;br /&gt;Her gün bir araya gelerek kendi tariflerine göre reçel yapıp satıyorlar. Bir araya gelen annelerimizin bir kısmı elinde bıçak, malzemeleri doğruyor, kimisi tencere başında reçelleri karıştırıyor, kimisi kapaklama işlemini yapıyor, kimiside kutulara yerleştiriyor. Burada boş duran hiç kimse yok anlayacağınız... Hepsi arı maya kıvamında çalışıp yapmaları gereken reçelleri yetistirmeye çalışıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7.5 - 10 ytl arasında değişen fiyatlarıyla satışa sunulan reçel kavanozlarından elde edilen gelirle, 16 kız çocuğunun eğitim masrafları, 4 ailenin bakımı, 7 aileninde kömür ihtiyacını karşılıyorlar. Kapakların üzerine de"Teşekkür ederiz... Bir çocuğa tebessüm, bir eve sıcaklık getirdiniz" şeklinde bir label iliştiriyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer ki çorbada benimde tuzum bulunsun diyorsanız işte Reçel annelerine ulaşabileceğiniz telefon numarası: (216) 384 71 50&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20784038-113881365172678437?l=cichodunyasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/feeds/113881365172678437/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20784038&amp;postID=113881365172678437' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/113881365172678437'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/113881365172678437'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/2006/02/onlar-bizim-reel-annelerimiz.html' title='Onlar Bizim Reçel Annelerimiz:))'/><author><name>erva</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16665830222488038556</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20784038.post-113873355953849385</id><published>2006-01-31T20:29:00.000+02:00</published><updated>2006-02-01T19:35:00.616+02:00</updated><title type='text'>Çiçho Sevgi Battaniyelerimizin iki tanesi neredeyse tamamlandı desem:))</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/4595/2093/1600/Resim%20016.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/4595/2093/320/Resim%20016.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/4595/2093/1600/Resim%20004.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Eminim ki projeyle aktif bir şekilde ilgilenen tüm arkadaşlarım hazırladığımız sevgi battaniyelerinin son durumunu merak ediyorlardır. Sizleri daha fazla merakta bırakmak istemediğim için battaniyelerimizle ilgili son detayları vermek istiyorum. Hepinizin bildiği gibi bu projemiz yaklaşık 3 haftadan beri devam ediyor ve bu süre zarfında görüştüğüm tüm arkadaşlarım büyük bir çaba ve sevgiyle ellerindeki sevgi parçalarını çoğaltmaya çalışıyorlar. Çünkü şunu çok iyi biliyorlar ki ne kadar çok sevgi parçası gönderirlerse ulaşılacak çocuk sayısıda o denli artacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimisi sıcacık evinde kimiside belki sevgili Hatice gibi iş yerinde arkadaşlarıyla bir araya gelerek bu projeye destek veriyor. Kim hangi şartlarda ve koşullarda projeye destek veriyor bilmiyorum ama bildiğim tek şey sağlam bir sevgi yumağının aramızda oluşturulmuş olması... Hatta öyle ki sevgi parçalarımız ilk meyvelerini vermeye bile başladı... Vermeye başladığı ilk meyvelerden kastımıda kısaca şöyle belirteyim izninizle...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Bugüne kadar sevgili annemle birlikte ördüğümüz parçalardan bir tane battaniyemizi oluşturmuş bulunmaktayız...(Gerçi 8 parçamız halen eksik ama 2 güne kalmaz o parçalarıda örüp tam anlamıyla bitirmiş oluruz)&lt;br /&gt;2. Projeye destek vermek isteyen sevgili Hanife Hanım'dan - şahsi olarak - bir tane sevgi battaniyesi gelmiş, evin bir köşesinde kardeş battaniyelerini bekleme moduna geçirilmiştir:)&lt;br /&gt;3. Ve ve ve... Şile'den sevgili Zeynep Hanım'dan da güneşin rengi kıvamında çok tatlı bir turuncu sevgi parçamız gelmiş bulunmaktadır...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Parçalarınız gelmeye devam ettikçe hepinizin adını buradan duyurmaya çalışacağım arkadaşlar. Böyle bir çalışmada destek veren hiç bir arkadaşımı açıkçası atlama veya gözden kaçırma hatası yapmak istemediğimden konuya yakın hassasiyet göstereceğimden emin olabilirsiniz. Yüreğinizdeki sevginin en karanlık ve ümitsiz zamanlarınızda dahi ışığınız olması dileklerimle… Sevgiler,&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/4595/2093/320/Resim%20004.0.jpg" border="0" /&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;                   Bu da sevgili Hanife Hanım'ın gönderdigi sevgi battaniyesi...&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20784038-113873355953849385?l=cichodunyasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/feeds/113873355953849385/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20784038&amp;postID=113873355953849385' title='23 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/113873355953849385'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/113873355953849385'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/2006/01/iho-sevgi-battaniyelerimizin-iki.html' title='Çiçho Sevgi Battaniyelerimizin iki tanesi neredeyse tamamlandı desem:))'/><author><name>erva</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16665830222488038556</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>23</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20784038.post-113873183169775451</id><published>2006-01-31T20:15:00.000+02:00</published><updated>2006-01-31T20:26:37.556+02:00</updated><title type='text'>Ponpon kolye...</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/4595/2093/1600/ponpon%20kolye.0.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/4595/2093/320/ponpon%20kolye.0.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bu sene hemen hemen bütün aksesuarlarda ponpon tutkusudur almış başını gidiyor. Aslına bakarsanız böyle diyorum ama benimde hoşuma gitmiyor değil bu ponponlar... Resimde gördüğünüz kolye - çok büyük olduğu için böyle büzüştürüp fotoğrafını çekmeye karar verdim - bana Norveç'ten abimin kızarkadaşı Ingrid'in hediyesi... Aynısından onda da var bendede:))&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kolyenin işçiliği oldukça fazla ancak buradaki malzemelerle yapılmayacak gibide gözükmüyor. Bu kolyeyi yapmak için istediğiniz sayıda ve renkte ponpon boncuğa, kalın ara halkalara ve zincire ihtiyacınız var. Sonrasında birlestirme işlemlerine istediğiniz gibi rahatlıkla yapabilirsiniz...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20784038-113873183169775451?l=cichodunyasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/feeds/113873183169775451/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20784038&amp;postID=113873183169775451' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/113873183169775451'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/113873183169775451'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/2006/01/ponpon-kolye.html' title='Ponpon kolye...'/><author><name>erva</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16665830222488038556</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20784038.post-113873098778120924</id><published>2006-01-31T19:37:00.000+02:00</published><updated>2006-01-31T20:09:48.113+02:00</updated><title type='text'>Evde Rahatlıkla Yapabileceğiniz Doğal Maskeler...:))</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/4595/2093/1600/mask3.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/4595/2093/320/mask3.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/4595/2093/1600/mask1.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Genç veya yaşlı diye bir sınıflandırma yapmaksızın tüm kadınların eşlerine sevgililerine güzel gözükmek adına başvurdukları yöntemlerden bir tanesi elbetteki maskelerdir. Kimisi evde bilindik malzemeleri karıştırarak maskesini oluşturur kimiside bir sürü paralar vererek piyasada satılan maskelerden satın alır. Açık konuşmam gerekirse eğer üniversiteye başlayasıya kadar bende genellikle dışarda satılan ürünlere ilgi gösterirdim. Yaşımında küçük olmasından yola çıkınca öyle aman aman bir maske yapmayada ihtiyacım olmazdı... Ancak okula başlamamla birlikte canım ev arkadaşımla - kulakları çınlasın - maskelerimizi kendimiz evdeki malzemeleri karıştırarak elde etmeye çalışırdık:)) Öğrencidir züğürttür mantığından yola çıkarak yapmıyorduk elbette bunları, tek amacımız evdeki malzemeleri kullanarak doğal bakım ürünleri yapabilmeyi başarıp başaramayacağımızı görmekti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun için ilk etapta ikimizde bildiğimiz malzemelerin özelliklerini bir kenara not ettik. Daha sonrasında da internetten evde neyi nasıl yapabileceğimizin araştırmasına giriştik... Sonuç tek kelimeyle mükemmel oldu diyebilirim. Ben halen o zamanlarda yapmış olduğum maskeleri 15 günde birde olsa mutlaka yapmaya özen gösteriyorum. Hoş arada tembellik yaptığımda oluyor ya neyse:))&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maskeler bilindiği üzere cildi besler, temizler, sinirleri gevşetir, yağ ve nem oranını ayarlar, kan dolaşımını hızlandırır ve herşeyden önemlisi cilde taze, bakımlı bir özellik verir. Cildinizi temizledikten sonra kendinize rahatlıkla uygulayabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NORMAL CİLTLER İÇİN MASKE&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bal Maskesi: Yüzünüzü önce ılık suyla yıkayıp temizleyin. İki çorba kaşığı süzme bal, iki çorba kaşığı un ve bir yumurtanın akını karıştırdıktan sonra yüzünüze sürüp 20 dakika kadar bekleyin. Maske iyice kuruduktan sonra önce sıcak suyla sonra da soğuk suyla yıkayarak yüzünüzü temizleyin.&lt;br /&gt;Not: Ben karma cilt yapısına sahip olduğum halde bu maskeden son derece memnunum.&lt;br /&gt;YAĞLI CİLTLER İÇİN MASKE&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kil Maskesi: Üç çorba kaşığı kilin üzerine üç çorba kaşığı sıcak su, üç damla zeytinyağı koyarak karıştırın. Çamuru göz kenarlarına ve dudaklarınıza bulaşmayacak biçimde yüzünüze sürün. Cildinizin gerginleşme durumuna göre 10 dakika kadar yüzünüzde tutun. Sonra ılık limonlu suyla yüzünüzü temizleyip bol duru suyla yıkayın. Bu maske özellikle sivilceli ve siyah noktalı ciltlere uygundur. Bu maske en az bir hafta arayla yapılmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KURU CİLTLER İÇİN MASKE&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Patates Maskesi: Büyük bir patatesi haşlayıp soyduktan sonra bir fincan süt ve bir yumurtanın sarısı ile püre kıvamında ezin. Cildinizin dayanacağı sıcaklıktaki püreyi yüzünüze sürün, yüzünüzü bir havlu ile örterek 20 dakika kadar bekleyin. Daha sonra önce sıcak sonra soğuk hatta buzlu suyla yüzünüzü yıkayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sizinde evde yapıp kullandığınız bu sekilde doğal maskeleriniz varsa tariflerinizi büyük bir merakla bekliyoruzz....Sevgiyle ve her zaman ışıl ışıl parıldayan bir ciltle kalın:))&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20784038-113873098778120924?l=cichodunyasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/feeds/113873098778120924/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20784038&amp;postID=113873098778120924' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/113873098778120924'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/113873098778120924'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/2006/01/evde-rahatlkla-yapabileceiniz-doal.html' title='Evde Rahatlıkla Yapabileceğiniz Doğal Maskeler...:))'/><author><name>erva</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16665830222488038556</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20784038.post-113872887275665081</id><published>2006-01-31T19:16:00.000+02:00</published><updated>2006-01-31T20:55:40.306+02:00</updated><title type='text'>GÜZELLİK PROBLEMİ...</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/4595/2093/1600/kleogir.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/4595/2093/320/kleogir.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Güzel ve güzellik nedir? sorusu felsefî bir problem olarak çok eski devirlere kadar gider. Platon’a göre güzellik bir “idea”dır. Bir “idea” olduğuna göre de güzellik “mutlak” tır. Yani değişmez olan varlıktır. Platon’a göre güzel, bu dünyada gördüğümüz, nesnelerin oluşturduğu evrendeki güzellikler olmayıp, gerçekler evrenindeki güzel ideasıdır. İçinde yaşadığımız tabiatta söz konusu olan güzellikler ise gerçek olan güzel ideasından pay aldıkları ölçüde bize güzel görünürler. Bu bakımdan da tabiatta gördüğümüz güzellik, asıl güzelliğin kendisi olmayıp bir kopyasıdır.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Aristoteles güzelliği, matematik bir orantıdır. Belli bir oran ve büyüklüğü gösteren düzendir. Çünkü insanın kavrama gücünü aşan şeyler güzel olamaz. Çünkü güzel olan kavranabilir olmalıdır. Oysa çok büyük ya da kavranamayacak kadar çok küçük şey, güzellik ölçülerinin dışında kalır ve anlamlı olmaz.&lt;br /&gt;Plotinus’a göre ise güzel “ilahi aklın” evrende ışımasıdır. Kant ise bir takım temel ilkelerden hareketle güzelliği ifade etmiştir. Bu ilkeler:&lt;br /&gt;a. Güzellik, hiçbir karşılık gözetmeden hoşlanmadır.&lt;br /&gt;b. Güzel, hoş olan ve faydalı olandan ayrıdır.&lt;br /&gt;c. Güzellik, objenin gayeye uygun olmasıdır.&lt;br /&gt;d. Güzel, kavramsız bir şekilde genel olarak hoşa gidendir.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hegel’e göre güzellik “mutlak ruhun” nesnelerde görünür hale gelmesidir.&lt;br /&gt;Schopenhaver, “mutlak irade”nin görünüşe ulaşmasıdır; şeklinde güzelliği ifade etmiştir. Bir başka ifade ile mutlak iradenin şekil alması duyu organları tarafından kavranabilecek duruma gelmesidir.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;A- GÜZELLİK VE DOĞRULUK&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Güzel ve doğru kavramları birbirine yakın ve sürekli ilişki halinde olan iki kavramdır. Dolayısıyla zaman zaman birbirlerinin yerlerine de kullanılmışlardır. Bazı filozoflara göre, güzel aynı zamanda doğru olandır. Doğru olanda güzeldir. Fakat bu her zaman için geçerli olan bir görüş değildir. Çünkü nice doğrularda hiçbir güzellik bulunmayabilir. Ayrıca her güzelde aynı zamanda doğru olmayabilir. Bu nedenle, iki kavram birbirinden farklı kavramlardır.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;B- GÜZELLİK VE İYİLİK&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Güzellik estetik, iyilik etik (ahlaki) bir kavramdır. Güzel ve iyi kavramları Platonda eş değer kavramlar olarak kabul edilirken, Kant bu kavramların farklı olduğunu savunmuştur. Kantta göre farklılık güzelliğin estetik, iyiliğin ahlaki değer ifade etmesinden kaynaklanmaktadır. Güzel, iyi ve bunların karşıtı olan çirkin, kötü kavramları günlük hayatta sıkça kullandığımız kavramlardır. İlk bakışta bu kavramlar arasında yakın bir benzerlik hatta bağlılık olduğunu görürüz. Halbuki bu kavramların hepsi birbirinden farklı kavramlardır. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Nitekim güzel olan şey, aynı zamanda insanlarda haz ve heyecan uyandıran bir şeydir. Halbuki iyi olan bir şey her zaman böyle bir haz uyandırmayabilir. Şu halde güzel olmadığı halde iyi olan şeyler bulunduğu gibi, iyi olduğu halde güzel olmayan şeylerde bulunur. Ahlakî yönden iyi sayılacak davranışlarda zorunluluk bulunmasına rağmen, estetik bakımından güzel sayılacak şeyler için zorunluluk bulunmaz.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;GÜZELLİK VE YÜCELİK&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Güzel ve yüce kavramları arasındaki farkı belirten ilk düşünür yine Kant olmuştur. Kantta göre güzel sınırlı ve belirli yargıları ifade ederken, yüce sınırsızlığı ifade eden yargıdır. Güzellik hayal gücümüz ile anlama yeteneğimizin uyumu sonucu ortaya çıkarken, yücelik bu iki yetimizin uyumsuzluğu sonucu çıkar. Güzellik süjede, hoş duygular uyandırırken, yücelik saygı ve hayranlık uyandırır. Güzel şeyler bizi heyecanlandırır; yüce ise şaşırtır ve ürpertir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Not: Birkaç gün önce internette bir konu üzerine araştırma yaparken yukarıda okumuş olduğunuz "güzel ve güzellik" temalı bu yazıyla karşılaştım...Sonrasında ise mutlaka bu yazıya bloğumda yer vermeliyim diyerekten bekletme moduna geçirdim. Daha da fazla bekletmeye gönlüm el vermediği için yazıyı sizlerle paylaştım arkadaşlar... Umarım hoşunuza gitmiştir:))&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Not: Yukarıda okumuş olduğunuz yazı &lt;a href="http://www.cumhuriyet.edu.tr"&gt;www.cumhuriyet.edu.tr&lt;/a&gt; sitesinden alınmıştır...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20784038-113872887275665081?l=cichodunyasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/feeds/113872887275665081/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20784038&amp;postID=113872887275665081' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/113872887275665081'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/113872887275665081'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/2006/01/gzellik-problemi.html' title='GÜZELLİK PROBLEMİ...'/><author><name>erva</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16665830222488038556</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20784038.post-113838495103379174</id><published>2006-01-27T19:53:00.000+02:00</published><updated>2006-01-27T20:02:32.036+02:00</updated><title type='text'>İstiridyenin mucizesi, hanımların gözdesi: İnci...</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/4595/2093/1600/Resim%20008.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/4595/2093/320/Resim%20008.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;İstiridyenin mucizesi, hanımların gözdesi İnci... İstiridyeyle incinin ilişkisi oldukça hüzünlüdür aslında...Çünkü kabuğun içinde olmaktan sıkılmıştır inci... Ancak istiridyenin parçalanmasıyla özgürlüğe kavuşabilir ve kaçışıda bir insanın elinde değer kazanır, ipe geçirilir sergilenmek üzere... Doyamaz özgürlüğüne değerli ama bezgin incicik... Peki bu denli değerli olmasında sizce bu anlattıklarımın payı var mıdır?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20784038-113838495103379174?l=cichodunyasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/feeds/113838495103379174/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20784038&amp;postID=113838495103379174' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/113838495103379174'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/113838495103379174'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/2006/01/istiridyenin-mucizesi-hanmlarn-gzdesi.html' title='İstiridyenin mucizesi, hanımların gözdesi: İnci...'/><author><name>erva</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16665830222488038556</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20784038.post-113819415586992018</id><published>2006-01-25T15:00:00.000+02:00</published><updated>2006-01-25T15:02:36.210+02:00</updated><title type='text'>Çiçho Sevgi Battaniyesi Projemizle ilgili son gelişmeler...</title><content type='html'>Dale Carnegie’nin “ Dünyada herkes mutlu olmak ister. Fakat sizi mutlu eden şey ne olduğunuz ve ne yaptığınız değil, sizin görüş ve duyuşunuzdur. ” şeklinde çok ünlü bir sözü vardır. Bu sözü şimdiye kadar kaç kişi biliyordu bilmiyorum ama fikir bazında ortaya atmış olduğum Çiçho Sevgi Battaniyesi projemde emin olun bu sözün payı çok fazla büyüktür… Geçtiğimiz yıllarda okuduğum bir kitaptan etkilenerek beyin kıvrımlarımın içerisine yer ettiğim bu sözün yıllar sonra bana bir proje fikri oluşturacağını inanın ki o zamanlarda hiç tahmin etmezdim…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu projeyi sizlerin görüşüne sunmadan önce ne yalan söyleyeyim sağda solda boş boş durup yer işgal eden yünlerime boş gözlerle bakmaktan başka bir şey yapmıyordum. Ancak ne zaman ki sizin görüşünüze açıp ilginin çok çok fazla olduğunu gördüm o an kafamda bir ışık yandı ve o pas bile vermediğim yünlerim ellerimin arasında sevgi parçaları haline getirilmeye başlandı… Sevgi parçalarımızın oluşumuyla hali hazırda ilgilendiğimiz için sayısı gün geçtikçe artan parçaları gördükçe inanın içim içime sığmıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç itibariyle lafı çok fazla uzatmadan Çiçho sevgi battaniyesi projemizle ilgili son gelişmeleri sizlere aktarmak istiyorum. Eminim projemize destek olan veya olmak isteyen nice insanı çok sevindirecek detaylar olacak birazdan anlatacaklarım…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fikir bazında ortaya atmış olduğum projeme ilginin gelmemesini göz önünde bulundurduğum için ilk etapta sürekli tek kişilik battaniye üzerinde duruyordum. Ancak şu an itibariyle destek veren tüm arkadaşlarımla yaptığım birebir yazışmalardan edindiğim kadarıyla - gelen sevgi parçalarının çokluğuna göre de ayrıca -  bu battaniye sayısını tahmini olarak 3 veya 4’ e rahatlıkla çıkaracağız. Böylece sevindireceğimiz çocuk sayısı da direk olarak 1 den 3 – 4’ e çıkmış olacak… Bunun yanı sıra olayın diğer güzel yanı ise, sevgi parçalarımızın Türkiye’nin hemen her yerinden gelecek olması… Şu ana kadar projemize destek veren kişi sayısı 45’ e yaklaşmış bulunmakta. Emin olun İstanbul’dan Isparta’ya, Isparta’dan Muğla’ya kadar Türkiye’nin hemen her yerinden destek vermek isteyen arkadaşlarımız gün boyunca ya telefon ederek irtibata geçiyorlar veya mail kanalıyla sorularını, yeni projelerini bildiriyorlar…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha önce birbirini hiç tanımamış ancak kocaman sevgileriyle bir sevgi yumağı oluşturan  gönüllüler olarak açıkçası ulvi bir sıfatı yakaladık ve güzel arkadaşlıkların temelini hep birlikte oluşturduk. Şahsım adıma bu durumdan son derece memnun olduğumu tüm içtenliğimle söyleyebilirim. Hepinize ilginizden ve verdiğiniz destekten dolayı teşekkür ederim. Yoğun ilgiden dolayı 20 Şubat tarihinde son bulacak olan proje tarihimizi Şubat sonuna kadar uzatmış bulunmaktayız. Şubat sonu mart başında battaniyeler 2-3 günlük sıkı bir çalışmayla birleştirilerek Kocaeli’deki Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumuna götürülüp teslim edilecektir. Çiçho Sevgi Battaniyelerimizi vereceğimiz gün bu etkinliğe katılmak isteyen tüm arkadaşlarımızı da ayrıca bekleriz…  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüreğinizdeki sevginin en karanlık ve ümitsiz zamanlarınızda dahi ışığınız olması dileklerimle… Sevgiler,&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20784038-113819415586992018?l=cichodunyasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/feeds/113819415586992018/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20784038&amp;postID=113819415586992018' title='19 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/113819415586992018'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/113819415586992018'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/2006/01/iho-sevgi-battaniyesi-projemizle.html' title='Çiçho Sevgi Battaniyesi Projemizle ilgili son gelişmeler...'/><author><name>erva</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16665830222488038556</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>19</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20784038.post-113818768665154503</id><published>2006-01-25T12:48:00.000+02:00</published><updated>2006-01-25T13:14:47.100+02:00</updated><title type='text'>KAR TANELERİ...</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/4595/2093/1600/DSC00177.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/4595/2093/320/DSC00177.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Her gün dünyanın bir yerlerine milyarlarca kar tanesi düşüyor. Herhalde tüm dünyaya bir yıl boyunca düşen kar tanelerinin sayısını telaffuz etmeyi bile bilmeyiz. Ama bildiğimiz bir şey var: Hepsi soğuk, hepsi beyaz, hepsi altıgen prizma şeklinde ve iki kar tanesi birbirinin aynı değil.&lt;br /&gt;Kar taneleri hayatın çeşitliliğini ve yaratıcılığını temsil ediyor. Hiçbir ağaç, hiçbir böcek, hiçbir insan birbirinin tıpatıp aynı değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama kar tanelerinin yağışını seyrederken onların farklılıklarını değil, benzerliklerini görüyoruz. Sen ve ben farklıyız. Hem de çok farklı. Öylesine farklı fikirlere, düşüncelere ve yaşam biçimlerine sahibiz ki uzaktan birbirimize baktığımızda bu farklılıklardan dolayı birbirimize hakaret edebiliyor, ırk, dil, din, cinsiyet ayrımcılığı yapabiliyor, birbirimizden nefret ediyor, birbirimizle savaşabiliyoruz. Çünkü farklılıklarımızdan korkuyoruz. Oysa kar tanesi bizi seyretse, farklılıklarımızı değil, benzerliklerimizi görürdü. Ona göre hepimiz birbirimizin aynı görünürdük. İnsanlar el ele tutuştuklarında farklılık erimeye başlıyor. Kucaklaştıklarında ise farklılık tümüyle kayboluyor.&lt;br /&gt;Sevgiyle hoşça olun.&lt;br /&gt;Not: Yukarıdaki kar taneleri başlıklı yazı kuraldışı yayınları sahibi ve yazarı sayın Nil Gün' e ait bir yazıdır. Kuraldışı yayınlarının web adresi; &lt;a href="http://www.kuraldisiyayinlari.com"&gt;www.kuraldisiyayinlari.com&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20784038-113818768665154503?l=cichodunyasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/feeds/113818768665154503/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20784038&amp;postID=113818768665154503' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/113818768665154503'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/113818768665154503'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/2006/01/kar-taneleri.html' title='KAR TANELERİ...'/><author><name>erva</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16665830222488038556</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20784038.post-113818551693466978</id><published>2006-01-25T12:35:00.000+02:00</published><updated>2006-01-25T12:38:41.526+02:00</updated><title type='text'>Haftanın kitabı: Yıldızlı ve yağmurlu geceler...</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/4595/2093/1600/1366.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/4595/2093/320/1366.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıldızlı ve yağmurlu geceler; ani bitişlerin aynı zamanda da ani başlangıçların romanıdır deniyordu her yerde. Gerçektende bu kitabın böyle bir özelliğe sahip olduğunu bende okuyunca gördüm… Açıkçası böyle bir özellik hoşuma da gitmedi değil hani… Sonuçta bu eşsiz romanı okurken herkes kendinden bir parça görebiliyordu kitabın kahramanlarında… Neyse lafı daha fazla uzatmadan kitabın kendi dünyasına yelken açalım… Bakalım karşımıza neler çıkacak ve bizi hangi diyarlara götürecek… Merak ediyorsanız eğer hadiyiniz kitabın derinliklerine dalmaya…J&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küçük bir Yunan adası romanımızın mekanını oluştururken, birbiriyle daha önce hiç tanışmamış olan dört kişide kitabın ana kahramanlarını oluşturuyor. Ortak amaçları; yaşadıkları hayatlardan uzaklaşmak veya yeni bir hayata başlamak… Hepsinin amaçları hemen hemen birbirine benzediği içinde kısa süre zarfında birbirleriyle kaynaşıp dost oluyorlar. Bu arada birde bu dört kahramanın hikayelerine dinleyici olan adanın yerlisi, tavernacı Andreas var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdide izninizle kahramanları tanıyalım. Andreas oğlunu Amerika’ya kaptırmış, yalnız bir adam. Elsa, sevdiği erkekten kaçarken televizyonculuk mesleğini de terk etmiş, herkesin dikkatini üzerine çekecek kadar güzel bir Alman kadın. Fiona, kaba ve duyarsız sevgilisiyle geldiği bu adada aniden tek başına kalan İrlandalı bir hemşire. David babasının işini sürdürmek istemediği için ailesinden kabul görmeyen İngiliz bir delikanlı. Thomas, oğluna çok düşkün, eşinden ayrı bir Amerikalı. Tabii bir de adaya çok önceleri yerleşmiş olan İrlandalı Vonni var. Herkesin omzuna yaslandığı sıcak ve duyarlı bir dost. Bir nevi kanatsız melek…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buraya kadar iyi güzel hoş… Peki bu aşamada size şöyle bir soru sormuş olsaydım eğer; ne cevap verirdiniz acaba çok merak ediyorum. Kitabın yazarının kim olduğu konusunda bir fikri olanınız var mı? Elbette var böyle bir kitabı ancak olsa olsa Maeve Binchy yazar dediğinizi duyar gibiyim. Ne dersiniz duyduğum seste yanılıyor olabilir miyim? Hayırrr elbetteki yanılmıyorum. Çünkü bu kitap tam bir Maeve Binchy romanıdır. Her yaştan, her kesimden, her hüzünden insanlar… Onların dost olduğu sevimli bir ada… Küçük mutluluklar büyük açmazlar ama hep umut, umut, umut… Yine sevgi dolu, yine sımsıcak ve yine soluksuz okunacak bir Binchy kitabı…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Size tavsiyem bu kitabı tatilde olduğumuz şu günlerde alıp okumanız yönündedir. Çünkü emin olun bu kitabı okumaya başladığınız zaman elinizden hiç bırakmak istemeyeceksiniz. Nedenine gelince… Yukarıda da belirttiğim gibi kitapta mutlaka kendinize veya çevrenizdeki olaylarla alakalı bir şeyler buluyorsunuz. Bu gibi sebeplerden ötürü Maeve Binchy benim için çok özel bir yazar niteliğini taşımaktadır. Çok bildik olaylar onun o sımsıcak anlatımıyla sizi çok farklı duygulara, yerlere götürebiliyor. Hatta yazarın kitaplarını okurken tarif edilemeyecek bir sevinç dalgası tüm bedeninizi biranda sarıyor desem inanın ki abartmış olmam herhalde…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maeve Binchy’in kaleminden çıkan Yıldızlı ve Yağmurlu Geceler isimli kitabın çevirisini Zeynep Seymen üstlenmiş. Roman, Doğan Kitap tarafından 15 Ytl’ye satışa sunulmaktadır. Tüm Binchy hayranlarına buradan duyurulur. Hepinize keyif dolu okumalar…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20784038-113818551693466978?l=cichodunyasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/feeds/113818551693466978/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20784038&amp;postID=113818551693466978' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/113818551693466978'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/113818551693466978'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/2006/01/haftann-kitab-yldzl-ve-yamurlu-geceler.html' title='Haftanın kitabı: Yıldızlı ve yağmurlu geceler...'/><author><name>erva</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16665830222488038556</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20784038.post-113749733750437152</id><published>2006-01-17T13:04:00.000+02:00</published><updated>2006-01-17T13:28:57.560+02:00</updated><title type='text'>Ayın çiçeği: Renkli Güzel - Sıklamen:)))</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/4595/2093/1600/siklamen2-1.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/4595/2093/320/siklamen2-1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Sıklamenler, geniş yaprakları ve renkli çiçekleriyle sonbahar aylarının en gösterişli çiçeklerinden birisi olup evlerimizin salonlarındaki yerlerini kış ayının gelmesiyle birlikte çoktan alırlar. Giriş cümlemdede belirttiğim gibi sonbahar ve kış mevsimlerinin en renkli, en göz alıcı ve hoşa giden çiçekli bitkilerinden birisidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer bitkilerin dormansi yani dinlenme- uyuma dönemine girdiği soğuk mevsimlerde bu kadar bol miktarda çiçek açan bitki aslına bakarsanız nadir denecek kadar azdır. Bu nedenlede sıklamenler ev hanımları tarafından tercih edilen çiçekli bitkiler arasında öncelikli sıralarda yer almaktadırlar. Yaprakları çiçeklerin oldukça altında kalmasıyla birlikte çiçekleri üstte, uzun sapların tepesinde bulunur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalın ve sukulent yaprakları şekil itibariyle nilüfer yapraklarını andırır. Çiçeklerin bolluğu dikkat çekicidir. Soğanlı bir bitki olmasıyla tanınır. Yaprakları sonbaharda belirir kış başlangıcındada çiçekler bitki üzerindeki yerlerini büyük bir keyifle alırlar. Beyaz, pembe ve mor tonlarında olmak üzere çiçekler açar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslen dış mekan bitkisiyle tanınan sıklamen soğuğa seven bir bitkidir. Sıcak evlerde iyi yetişmeyebilir. Balkonda veya camlı balkonda bulundurulmalıdır. Aydınlık yerde bulundurulmalı ancak direkt ışığa maruz kalmamalıdır. Sularken üstten sulamaya veya tabağına su koymaya mümkün olduğunca dikkat etmelisiniz. Eğer ki tabağına su koyma yöntemini tercih ediyorsanız haftada bir kere suyu koymanız yeterli olacaktır. Bu sartlarda muhafaza edilirse bütün kış boyunca bitkiniz renkli ve canlı kalır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer ki dış mekanda toprağa ekilecekse, saksısı ile ekilmesi gerekir. Sıklamen toprağı özeldir ve normal bitki toprağına ekilirse bitki bozulur. İlkbahar sonunda havalar ısınmaya başladığında bitki yavaş yavaş kurur ve yok olur acak soğanı hala canlıdır. Bu durumdaki soğanı saksısından çıkarmadan kuru, serin ve karanlık bir yere alın. Bu şekilde 6 - 12 hafta boyunca muhafaza edin. Sonbahar başlarında saksısını ve toprağını değiştirin. Sonradan tekrardan dış mekana alarak sulamaya başlayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İyi korunan soğan uzun seneler boyunca çiçek verecektir. Kış kasvetini yok etmenin en renkli yollarından biridir sıklamen...:)) Küçük bir tüyo bu bitki nisan ayına kadar çiçekli kalmasıyla bilinir...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20784038-113749733750437152?l=cichodunyasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/feeds/113749733750437152/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20784038&amp;postID=113749733750437152' title='11 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/113749733750437152'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/113749733750437152'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/2006/01/ayn-iei-renkli-gzel-sklamen.html' title='Ayın çiçeği: Renkli Güzel - Sıklamen:)))'/><author><name>erva</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16665830222488038556</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>11</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20784038.post-113749167371250688</id><published>2006-01-17T11:17:00.000+02:00</published><updated>2006-01-17T11:58:34.486+02:00</updated><title type='text'>Ayın Hastalık kösesinde: Migren nedir nasıl başa çıkılır?</title><content type='html'>Migren, tüm dünyada hem kadınlarda hem de erkeklerde görülen, sık rastlanan ve ağrılı bir hastalıktır. Bulantı, kusma, ışığa ve sese aşırı duyarlılık gibi belirtileri olan bu hastalık, migrenli kişi ve ailesi için genellikle çok sıkıntı verir. Migren, ataklar sırasında kişinin tüm faaliyetlerini tamamen durdurabileceği gibi, ataklar arasındaki dönemde de yaşam kalitesini azaltabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kişilerin yaşamlarındaki olumsuz etkilerine rağmen, migreni olanların çoğu tam tedavi edilmezler. Bu, bazen migreni olanların tedavi edilme şanslarının olmadığına inanmalarından ve bu konuda doktora gitmemelerinden kaynaklanır. Ancak daha yeni ve daha etkili tedavilerin bulunmasıyla, migreni olan pek çok kişi için yeni umutlar doğmuştur.Migren atağının sebebi tam olarak bilinmemekle birlikte, migreni olan çoğu kişi, belli faktörlerin migren ataklarını “tetiklediğine” inanır. Bu tetikleyiciler arasında stres veya stres sonrası gevşeme, çok fazla veya çok az uyku, kuvvetli ışık, hava değişiklikleri ve çikolata, peynir, kırmızı şarap, kahve ve çay gibi yiyecekler yer alır. Çoğu kadında hormonal değişiklikler veya adet dönemi de migreni tetikleyebilir, ancak ataklar başka zamanlarda da olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;MİGREN ATAĞI SIRASINDA NELER OLUR?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Migren atağı dört döneme ayrılabilir, ancak migreni olan insanların çoğu bu dört dönemin hepsini birden yaşamaz. Bu dönemler sırasıyla;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Uyarı Dönemi: Migrenin ilk dönemi genellikle birkaç saat sürer fakat birkaç gün de sürebilir. Yorgunluk, esneme, ruh hali değişiklikleri, bazı yiyecekler için açlık ve ışık-ses-kokulara karşı artmış duyarlılık gibi uyarıcı belirtilerdir. Yaklaşık olarak migreni olan her 10 kişiden 6’sı uyarı dönemini yaşar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Aura: Auralar beynin içinden kaynaklanan, başağrısı atağından genellikle 20 dakika ile 1 saat öncesinde oluşan belirtilerdir. Migreni olan her 10 kişiden ortalama 2’si aura belirtilerini yaşar. Bunlar genellikle görme ile ilgili, çakan ışıklar, zig-zag çizgiler veya görmenin grileşmesi gibi problemlerdir. Aynı zamanda işitme veya konuşma problemleri, zihin bulanıklığı ve vücudun bazı bölümlerinde veya yüzde karıncalanma hissi olabilir. Aura, başağrısı başlamadan önce kaybolabilir veya başağrısı dönemine dek uzayabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Başağrısı Dönemi: Çoğu insan için migren atağının en kötü dönemi başağrısıdır. Genellikle zonklayıcı, ağrılı ve sıklıkla da başın bir tarafındadır. Ağrı her atakta başın bir tarafından diğer tarafına geçebilir veya başın her iki tarfında olabilir. Ağrı genellikle yürüme veya merdiven çıkma gibi fiziksel aktivitelerle şiddetlenir.Ancak migren ’yalnızca bir başağrısı’ değildir. İnsanların çoğu aynı zamanda bulantı hisseder, bazısı da kusar. Migrendeki başağrısına eşlik eden ve sık görülen diğer belirtiler arasında, ışığa, sese ve kokulara aşırı duyarlılık da yer alır. Migrenli insanların çoğu atakları sırasında karanlık ve sessiz bir oda ararlar. Eğer hiç tedavi edilmezse, migren tipik olarak 4 saat ile 3 gün arasında sürer, ancak süre ortalama 1 gündür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. Ağrının Geçme Dönemi: Başağrısı durduktan ya da geçtikten sonra, migrenli insanlarda yeniden normal hissedene dek uzun süre başka belirtiler görülür. Migren atakları genellikle ayda 1 veya 2 kez olur ancak daha sık olabilir. Atakların şiddeti değişiktir ve olacağı önceden kestirilemeyebilir. Yukarıdaki 4 dönemde de her atakta genellikle görülmez. Şiddeti de değişiktir, kişinin aktivitelerini engellemeyecek orta şiddette bir başağrısından, uzun işgöremezlik yaratan şiddetli başağrısına dek değişebilir. Sıklıkla, migreni olan kişi için iki atak birbirinin aynısı değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Migren, stres yaratıcı bir durum olmakla birlikte, migren atağının sonunda geçeceğini ve daha ciddi bir şey olmayacağını anlamak önemlidir. Migreni olan bazı insanlar, bu belirtilere yol açan daha ciddi bir şey olabileceğinden endişelenirler, ancak bu çok nadirdir. Migren tedavisinde pek çok yol vardır. Bunlar ilaç almaktan, yaşam biçimi değişikliklerine kadar farklılık gösterir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Migrenin ilaç tedavisinde iki yol izlenir;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Akut tedavi (atak tedavisi)...Atak tedavisi için basit ağrı kesiciler kullanılabilir, ya da migren ataklarına özel ilaçlar alınabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Önleme tedavisi...Özellikle ataklar çok sıksa ve yaşam kalitesini çok bozuyorsa önleme tedavisi uygulanır. Bu tedavide migren atağı olsun olmasın, her gün ilaç alınır. Önleme tedavisi atakların sıklığını ve şiddetini azaltmaya yöneliktir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;YAŞAM BİÇİMİ DEĞİŞİKLİKLERİ &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Migren ataklarını önlemek için yaşam biçiminizdeki bazı değişikliklerin faydası olur. Tetikleyicilerden uzak durun!Başağrısını tetikleyen faktörler kişiden kişiye değişiklik gösterir. Migren ataklarını önlemek için alınacak önlemlerden ilki, parlak ışık, rüzgar, keskin kokular gibi tetikleyicilerden uzak durmaktır. Düzenli egzersiz yapın! Vücudu aşırı zorlamayan, yürüyüş, yüzme, bisiklet gibi egzersizler kaslarınızdaki gerginliği azaltır, dolaşımınızı artırır. Böylece migren ataklarınızın sıklığı ve şiddeti önemli ölçüde azalır. Alışkanlıklarınızı sürdürün!Düzenli uyuyun, düzenli yemek yiyin, hafta içi alışkanlıklarınızı hafta sonunda da sürdürün.&lt;br /&gt;Not: Bu yazının kaynağı: &lt;a href="http://www.migren.net"&gt;www.migren.net&lt;/a&gt; ten alınmıştır. Neden migreni bu ayın sağlık köşesinde konuk ettiğime gelince, benim biricik biricik sevgilimin dün migreninin tutması bu konuyla ilgilenmeme neden oldu açıkçası. İnşallah bir daha tekrar etmez diyorum ve kendisinede buradan bir kez daha geçmiş olsun diyorum:)) &lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20784038-113749167371250688?l=cichodunyasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/feeds/113749167371250688/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20784038&amp;postID=113749167371250688' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/113749167371250688'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/113749167371250688'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/2006/01/ayn-hastalk-ksesinde-migren-nedir-nasl.html' title='Ayın Hastalık kösesinde: Migren nedir nasıl başa çıkılır?'/><author><name>erva</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16665830222488038556</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20784038.post-113733332599845923</id><published>2006-01-15T15:29:00.000+02:00</published><updated>2006-01-15T15:56:59.246+02:00</updated><title type='text'>Ayın Projesi: Çiçho Sevgi Battaniyesi...</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/4595/2093/1600/Resim%20034.0.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/4595/2093/320/Resim%20034.0.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Eminim bir çoğunuz sevgi battaniyesinin ne olduğunu merak ediyorsunuzdur veya aman canım banane deyip üzerinde durmuyorsunuzdur. Şimdikkk müsadenizle bu projeyle ilgili olarak kısaca bilgi vermek istiyorum. Geçenlerde annemle karşı karşıya oturmuş kahvelerimizi höpürdetirken aklımıza sevgi battanesiyesi yapmak geldi. Bunu da nasıl yaparız, nasıl yaparız diye düşünürken şöyle bir alternatif geliştirdik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adındanda anlaşılacağı gibi bu insanların sevgisini ortaya katarak hazırlayacakları bir şey olacak. Sonuçta bir çoğumuzun çalışan kişilerden oluştuğunu göz önünde bulundurursak eğer, kimseyi de sıkmadan, rahatlıkla örülebilecek 20*20 ebatlarında değişik renk ve modellerdeki parçaların birleşiminden oluşan bir battaniyeyi rahatlıkla oluşturabiliriz diye düşündük.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki bu gönderilecek 20*20 ebatlarındaki parçalar ne olacak sonradan derseniz eğer onu da hemen cevaplandırayım. Gelen bu parçaları annem birleştirdikten sonra uygun bir astarla diktirip güzel bir battaniye haline getirilecek ve daha sonradanda çocuk esirgeme kurumunda o ay hangi çocuğun doğum günü varsa - veya en yakın tarihte olan çocuk- ona hediye olarak verilecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaten gerekli resimlendirmelerde tarafımca ayrıyetten yapılarak blogdaki yerini alacaktır. Şimdiden ilgilenen arkadaşlara teşekkür ederim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not: Konuyla ilgili sorularınız varsa seve seve cevaplandırırım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20784038-113733332599845923?l=cichodunyasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/feeds/113733332599845923/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20784038&amp;postID=113733332599845923' title='31 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/113733332599845923'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/113733332599845923'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/2006/01/ayn-projesi-iho-sevgi-battaniyesi.html' title='Ayın Projesi: Çiçho Sevgi Battaniyesi...'/><author><name>erva</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16665830222488038556</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>31</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20784038.post-113733153234180976</id><published>2006-01-15T15:13:00.000+02:00</published><updated>2006-01-15T15:25:32.526+02:00</updated><title type='text'>Çiçho'nun papatya atkıları...</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/4595/2093/1600/papatya%20atk??.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/4595/2093/320/papatya%20atk%3F%3F.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Kış aylarının gelmesiyle birlikte bende bir atkı takıntısı başlar ki sormayın... Her sene yılmadan en az 2 tane değişik renk ve ebatlarda olmak üzere çeşitli atkılar örerim ki annem artık yaka silker, bu kadar atkıyı napacaksın bilmem diye:)) Bu senede bir değişiklik yapıp gene atkı ördüm kendime ama bununlada yetinmedim tabii ki... Annemin genç kızlık döneminden kalan - tahmini 68'li yıllara dayanan motif kitaplarından - bir örneği gözüme kestirdim ve annemin başının etini yemeye başladım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ee niye annenin başının etini yiyorsun ki... Oturup kendinde rahatlıkla yapabilirsin diyenleriniz olabilir içinizde... Eğer ki böyle bir şey söyleyeniniz varsa hemen söyleyeyim ben dantel yapmasını bilmem, pek hazzettiğimi de söyleyemem. Bu nedenle tığ tutmayı bile başaramayan birisi olaraktan böyle bir atkıyı yapmam imkansız ötesi bir şeydi. Bende o yüzden annemin başının etini yiye yiye bu atkıyı yaptırdım. Birisi beyaz diğeride koyu yavru ağzı olmak üzere iki tane atkı yaptırdım gitti. Zaten sonrasında da beyaz atkı sahibini buldu ve sevgili İngrid'in boynundaki yerini çoktan aldı bile:))&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hepinize Çiçho papatya atkıları ile bol sıcak günler:))&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20784038-113733153234180976?l=cichodunyasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/feeds/113733153234180976/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20784038&amp;postID=113733153234180976' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/113733153234180976'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/113733153234180976'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/2006/01/ihonun-papatya-atklar.html' title='Çiçho&apos;nun papatya atkıları...'/><author><name>erva</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16665830222488038556</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20784038.post-113732890038708755</id><published>2006-01-15T14:29:00.000+02:00</published><updated>2006-01-15T14:45:23.786+02:00</updated><title type='text'>Çiçho çiçek peçetelikler:))</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/4595/2093/1600/??i??ho"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/4595/2093/320/%3F%3Fi%3F%3Fho%20pe%3F%3Fetelikler.0.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Hepinize Çiçho'nun ışıltısı dünyasından koskocaman vede bir o kadar da sıcacık bir merhaba... Kasvetli bir pazar gününde napıyım napıyım diye düşünürken - hele de yağmakla yağmamak arasında savaşan yağmurlu bir havada söz konusuysa dışarıda - aklıma bıcır bıcır peçetelikler yapmak geldi. Daha önceden aldığım ama sıkılıp bir kenara attığım yaprak boncuklarımla öylesine oynarken minim minik çiçek figürleri oluştarabileceğimi hayal ettim. Ama iş onunla bitmiyor ki... Bu seferde bu yapacağım yaprak figürlerini nerede ve ne koşullarda kullanmalıyım düşüncesi beynimi kemirdi durdu resmen.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonrasında ne mi oldu? Ne olacak elbetteki bu Çiçho peçetelikler ortaya çıktı... Sizi bilemem ama bana göre hem şık hemde sade oldu. Ben tercihimi saflığın ve masumluğun rengi olan beyazdan yana kullandım. Ama siz yapmak isterseniz illada beyaz kullanacaksınız diye bir kaide yok... Baharı anımsatacak nitelikte bir sürü cıvıl cıvıl renkleri rahatlıkla kullanabilirsiniz. Ayrıca küçük birde tüyo... Bunlardan harika hediyeler yapabilir ve sevdiklerinizle de rahatlıkla paylaşabilirsiniz...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20784038-113732890038708755?l=cichodunyasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/feeds/113732890038708755/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20784038&amp;postID=113732890038708755' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/113732890038708755'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/113732890038708755'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/2006/01/iho-iek-peetelikler.html' title='Çiçho çiçek peçetelikler:))'/><author><name>erva</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16665830222488038556</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20784038.post-113726471487546862</id><published>2006-01-14T20:26:00.000+02:00</published><updated>2006-01-14T20:52:02.390+02:00</updated><title type='text'>Çiçho dünyasında yumurtalar:))</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/4595/2093/1600/??i??ho"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/4595/2093/320/%3F%3Fi%3F%3Fho%20yumurtalar.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Yumurta deyince aklınıza ilk gelen şey nedir? Yada sonraki aşamalarda onu takip eden şeyler nelerdir diye sizi birazcık daha zorlasam:)) Aslında geçen yaz başına kadar bende genellikle verilen cevaplar gibi tüketim maddesi olmasının dışında herhangi bir işe yaramaz diye düşünürdüm. Ama bu düşüncem geçtiğimiz yaz itibariyle değişmiş bulunmakta. Değişmesinin altında yatan temel faktör ise haber için gittiğim bir deve kuşu çiftliğinde hediye edilen devekuşu yumurtası oldu. Eminim ki bir çoğunuz ne alaka tavuk yumurtasıyla devekuşu yumurtası bir kefeye asla konulamaz diyebilirsiniz. Ama birazcık daha düşününce ne yalan söyleyeyim herşeyin bir çaresi rahatlıkla bulunabiliyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devekuşu yumurtamı süslemek üzere elime aldığım gün bunu tavuk yumurtası üzerindede denemeyi zaten kafama koymuştum. O yüzden fazla vakit kaybetmeden vede yanlızca deneme amaçlı olmak kaydıyla küçük küçük mevsimlik çiçekleri andıran şekiller çizdim yumurtalarımın üzerine. Sonrada istediğim - daha doğrusu elimdeki renkler bunlardan ibaretti - renkte çiçeklerimi boyadım. En sondada vernikleyip balkonda bir iki gün kurumak üzere beklettim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki sonrasında noldu diyecek olursanız eğer hemen söyleyeyim. Gelen misafir çocuklar onun yumurta olduğunu bilmedikleri için - Çünkü uzaktan veya yakından olsun yumurtayla uzaktan yakından alakası yok - elleriyle sıkıp kırdılar. Tabii emek harcanan seylerin böyle bir şekilde yok olması beni ciddi ciddi üzdü. Ama bu tarz küçük şeylerin beni yıldaramacayacağını göz önünde bulundurursanız tekrardan olaya el attığımı anlamanız zor olmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki birinci aşamada misafir çocukların elinde heba olup giden yumurtamı nasıl sağlamlaştırmalıyım derkende bu sefer aklıma kireç ve suyu karıştırıp şırıngayla yumurtaların içine enjekte etmek geldi. Sonuç ise bu sefer başarıyla sonuçlandı. Çünkü elimden bir iki kere düşürmeme rağmen hiç bir şekilde kırılmadı. Bende zaten sonrasında bir çok istediğim figürü çizdim ve değişik renklerde boyayıp evin bir köşesindeki yerlerini almalarını sağladım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer sizde denemek isterseniz yapmanız gereken tek şey; yumurtanın dibini küçük bir şekilde delerek yumurtayı o şekilde bosaltmak. Sonrasında iş hayal gücünüze kalıyor. Benden size bir tüyo daha küçük çocuğunuz varsa eğer, pamuk ve ispirtolu kalemler aracılığıyla çeşit çeşit yumurta dedeler yapabilirsiniz:)) Hepinize bol eğlenceli dakikalar....)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20784038-113726471487546862?l=cichodunyasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/feeds/113726471487546862/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20784038&amp;postID=113726471487546862' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/113726471487546862'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/113726471487546862'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/2006/01/iho-dnyasnda-yumurtalar.html' title='Çiçho dünyasında yumurtalar:))'/><author><name>erva</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16665830222488038556</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20784038.post-113725922779516729</id><published>2006-01-14T19:07:00.000+02:00</published><updated>2006-01-14T19:20:27.906+02:00</updated><title type='text'>Çiçho Kolye:))</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/4595/2093/1600/Resim%20002.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/4595/2093/320/Resim%20002.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Uzun zamandan beri elimde değerlendirilmek üzere bekleyen birbirinden güzel ve albenili boncuklar vardı. Ancak gerek vakitsizlikten gereksede nasıl bir tasarım yapmamla ilgili herhangi bir projemin bulunmaması nedeniyle boncuklarım bir köşede öylece bana bakmakla yetiniyorlardı. Fakat gördüğünüz gibi bu karşılıklı bakışma çok uzun sürmedi ve elimdeki kağıda öylesine karalama yaparken böyle bir şey ortaya çıktı. Sonrasıda malum tabii ki... İş uygulama safhasına geldi...  &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu Çiçho kolyeyi yapmak için kullandığım malzemeleri kısaca şu şekilde özetleyebilirim;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;* İri dişli zincir (Ben bu çalışmayı beyaz zincir üzerinde değerlendirdim. Ancak siz isteğinize ve zevkinize göre sarı zincir üzerindede bunu yapabilirsiniz)&lt;/p&gt;&lt;p&gt;* Kapatma araları&lt;/p&gt;&lt;p&gt;* Renkli ve değişik ebatlarda boncuk...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Not: Bu kolyenin özelliği yanlızca iki uçta yoğun boncuklarla bezeli olmasıdır. Parantez içinde belirtmem gerekirse eğer Çiçho kolyem sahibini şimdiden bulmuş durumda...:))&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20784038-113725922779516729?l=cichodunyasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/feeds/113725922779516729/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20784038&amp;postID=113725922779516729' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/113725922779516729'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/113725922779516729'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/2006/01/iho-kolye.html' title='Çiçho Kolye:))'/><author><name>erva</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16665830222488038556</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20784038.post-113717283067246465</id><published>2006-01-13T14:38:00.000+02:00</published><updated>2006-01-13T19:33:42.420+02:00</updated><title type='text'>Ayın sebzesi: Patates...:))</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/4595/2093/1600/patates%20resimleri.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/4595/2093/320/patates%20resimleri.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Çiçho'nun renkli ışıklarının mutfak köşesine hoşgeldiniz. Diğer yemek siteleri gibi kapsamlı bir site olmadığından - en azından şimdilik emekleme döneminde olmamız bakımından - ayın sebzesi bölümünde Patatesi sitemizde konuk ettik. Patatesle ilgili yemek kitaplarından ve internetten elimden geldiğince araştırma yapmaya ve tariflerimi zenginleştirmeye çalıştım. Ama mutlaka benimde gözümden kaçan veya bilmediğim bir sürü yemek, hamur işi vb. bir sürü tarif vardır kesin. Bu nedenle yemek yapmayı seven ve tariflerini paylaşmak isteyenler olursa seve seve bloğumda yayınlamaktan mutluluk duyarım:)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Patatesle ilgili tarifleri vermeye baslamadan önce size patatesle ilgili birkaç bilgi vermek istiyorum. Solanum tuberosum ismiyle bilinen patates, solanaceae familyasından yumruları yenen otsu bir bitki olarak bilinmektedir. Boyu 60-80 cm'ye varan, beyazımsı - pembemsi çiçekler açan yumruları hariç zehirli otsu bir bitkidir. Bitkinin toprak altında kalan yumruları patates olarak bilinir. Bu yumrular nişasta bakımından zengin olduğundan önemli bir besin maddesidir. Bitkinin toprak üstü kısımlarında zehirli alkolitler bulunmasına karşılık yumruları zehirli değildir. Ancak çimlenmiş patateslerde de bu alkoloitler teşekkül ettiğinden zehirlenmelere sebebiyet vermektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/4595/2093/1600/patates%20??i??e??i.1.jpg"&gt;&lt;img style="CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/4595/2093/320/patates%20%3F%3Fi%3F%3Fe%3F%3Fi.1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;Bu arada patates çiçeğinin resmini merak ediyorsanız eğer buyrun size patates çiçeği...:))&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdide gelelim hepimizin mutfağında önemli bir yere sahip olan patatesli yemek ve hamur işi tariflerimize:))&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/4595/2093/1600/patates%20salatas??.0.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/4595/2093/320/patates%20salatas%3F%3F.0.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color:#009900;"&gt;Patates Salatası&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span style="color:#009900;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Malzemeler:&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; 1 kg patates, 3 yumurta sarısı, 1 demet dereotu, 2 çorba kaşığı zeytinyağı, tuz, karabiber, 300 gr yeşil zeytin...&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Hazırlanışı:&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; Patatesleri yıkayıp haşlayın. Kabuklarını soyup ezerek püre haline getirin. Yumurta sarılarını ilave edip karıştırın. Zeytinyağı, tuz ve karabiber&lt;br /&gt;ekleyin. Zeytinleri dilimleyin. Hazırladığınız patates püreli karışımı pürüzsüz bir kıvama gelinceye kadar çırpın. Dereotunu yıkayıp ince kıyın. Patatesli yumurtalı karışıma ilave edip iyice karıştırın. Yuvarlak ve derin bir kalıbın içini streç folyo ile kaplayın. Zeytin dilimlerini, kasenin dibini ve kenarlarını kaplayacak şekilde aralıksız olarak dizin. Püreyi zeytinleri bozmadan kaseye kaşık kaşık dökün ve bastırın. Buzdolabında bekletin. Kaseyi düz servis tabağına ters çevirerek salatayı çıkarın. Dilimleyerek servis yapın...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Tavuklu Patates&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Malzemeler:&lt;/strong&gt; 4 - 5 adet patates, 500 gr haşlanmış tavuk eti, 1 çorba kaşığı domates salçası,2 baş soğan, 2 - 3 diş sarımsak, yarım su bardağı sıvı yağ, kekik, tuz, karabiber...&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Hazırlanışı:&lt;/strong&gt; Öncelikle patatesleri soyarak halka halka doğrayıp kızgın yağın içerisinde kızartıp ısıya dayanıklı bir tepsinin içerisine yerleştirin. Daha sonra ayıklamış olduğunuz piyazlık doğradığınız soğanları tencerenin içerisine yarım bardak sıvı yağ ile birlikte kavurun. Kavrulan soğanlara haşlamış olduğunuz tavukları ve ince ince doğradığınız sarımsağı ilave edip 1-2 dk daha kavurun. En sonda ise domates salçasını, tuzunu ve tarabiberini ekleyip içerisine haşladığınız tavuk suyundan 1 bardak ilave edin. Bir taşım kaynattıktan sonra kekiği koyup tepsinin içerisine kzartıp yerleştirdiğiniz patatesleri dökün ve ısıtılmış fırında iyice kaynayana kadar bırakın. Fırından çıkarttıktan sonra sıcak olarak servis yapın...&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Fırında köfte ve patates&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Malzemeler:&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; Köfte harcı için; yarım kg kıyma, 2 dilim bayat ekmek içi (ıslatılmış ve sıkılmış), 1 tatlı kaşığı taze çekilmiş karabiber, yarım demet maydonoz(ince ince doğranmış), 2 yemek kaşığı sızma zentinyağı, 1 diş dövülmüş sarımsak, yarım tatlı kaşığı tuz, isteğe göre 2 yemek kaşığı süt, 1 tatlı kaşığı kekik, 1 yumurta...Diğer malzemeler; 5 patates, yarım çay bardağı zeytinyağı, 1 çay kaşığı karabiber, 1 çay kaşığı tuz, 6 - 7 adet sivribiber, 3 domates, yarım çay bardağı kaynar su...&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Hazırlanışı:&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt; Köfte için gereken tüm malzemeleri yoğurup harç yapın. Bu harcı bir gece buzdolabında bekletin. Fırın kabına yarım çay bardağı zeytinyağını dökün. Patatesleri soyup daire şeklinde kesin. Üzerlerine karabiber ve tuz serpip harmanlayın ve tepsiye yayın. Sivri biberleri ikiye bölün. İçlerini çıkartıp patateslerin üzerine yerleştirin. Domatesleri soyun ve biberlerin üzerine rendeleyin. En üste ise elinizle şekil verdiğiniz köfteleri dizin. Yarım çay bardağı kaynar suyu fırın kabına gezdirin. Patatesler yumuşayana kadar iyicene pişirin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Patates Salatası (Buda annemin yaptığı bir tariften)&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Malzemeler:&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; 5 orta boy patates, yarım demet maydanoz, 1 çay kaşığı karabiber, 1 tatlı kaşığı acı pul biber, 2 orta boy kuru soğan, 1 tatlı kaşığı tuz, 1 limon suyu, 1-2 yemek kaşığı nar ekşisi, sumak, 1 çay bardağı zeytinyağı&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Hazırlanışı:&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt; Soğanı ortadan ikiye bölün, ay şeklinde ince ince doğrayın. Çukur bir kaseye koyduktan sonra üzerine 1 tatlı kaşığı tuzu döküp iyice ovalayın. Haşlanmış patatesleri soyun küp küp ve soğana ilave edin. İnce ince kıydığınız maydonozlarıda üzerine serpin. En son işlemdede baharatını ve zeytinyağını katın. Bu salatanın içerisine isteğe göre salatalık ve domateste ekleyebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color:#009900;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Patates Köftesi&lt;br /&gt;Malzemeler:&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; 1 kg patates, 2 su bardağı çiğ köftelik bulgur, 1 demet maydonoz, 1 demet nane, 2 orta boy kuru soğan, 1 çay bardağı zeytinyağ, 1 yemek kaşığı biber salçası, sıvı yağ, tuz, karabiber, kırmızı pul biber, kimyon...&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Hazırlanışı:&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt; Patatesler iyice haşlanarak ezilir. Bulgurlar sıcak kaynar suyun içine konarak 10 - 15 dk bekletilir. Sonra patates, bulgur, tuz, kimyon ve kırmızı biber ile yoğrulur. Diğer yanda yağda çentilmiş soğan, zeytinyağ ve biber salçası ile kavrulur. Patateslerin içine dökülüp iyice karıştırılır. Soğuyunca ince ince doğranmış nane ve maydanoz ilave edilerek yoğrulur. Avuç içine ceviz büyüklüğünde alınarak çiğ köfte gibi sıkılır. Yeşil salata yaprakları arasında soğuk servis yapılır...&lt;br /&gt;Not: En kısa zamanda bloğa fotoğrafını çekip koyucam...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Patatesli Otlu Gözleme&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Malzemeler:&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; 3 tane haşlanmış patates, 1 orta boy soğan, yarım çay bardağı sıvıyağ, 250 gr ısırgan otu, 3 adet yufta, 50 gr beyaz peynir ve çökelek, 1 adet yumurta, tuz, karabiber...&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Hazırlanışı:&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; Haşlanmış patateslerin kabuklarını soyup, rendeleyin. Soğanı küp küp doğrayıp sıvıyağda pembeleştirin. ısırganın sadece yapraklarını ve ince dallarını alıp yıkayın. Suyu iyice süzüp, küp doğranmış soğana ilave edin. arada bir karıştırarak ısırganın yumuşamasını sağlayın. Isırgan pörsüdüğünde tuz, karabiber ve patates rendesini ekleyip karıştırın. Ateşten alın. Ezilmiş peynir ve yumurtayı da ekleyip karıştırın. Yufkaların orta kısmına da bu malzemeyi ayrı ayrı yayın. Her yufkanın karşılıklı kenarlarını bohça kapatır gibi kapatın. Kare şeklini alan yufkaları çok az yağlanmış teflon tavada veya saç üzerinde arkalı önlü pişirin. Dörde keserek soğutmadan servis yapın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Patates Hamuru ile Çörek&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Malzemeler: &lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;3 -4 adet orta boy patates, 1 paket margarin, 1 çorba kaşığı yoğurt, 1 paket kabartma tozu, 1 adet yumurta, tuz, 4/5 su bardağı un...İçi için; 100 gram beyaz peynir, 1 demet kıyılmış maydonoz...&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Hazırlanışı:&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt; Patatesleri haşlayıp rendeleyin. İçine eritip soğuttuğunuz margarini ekleyin. Ardından yoğurtla kabartma tozunu, yumurta akını ve tuzu ekleyin. Malzemeyi kulak memesi kıvamına gelesiye kadar iyicene yoğurarak hamur elde edin. Daha sonra hamuru merdane yardımıyla yarım cm kalınlıkta açalım. 10 cm'lik kareler halinde keselim. Karelere ayırdığımız hamurların ortasına peynirli - maydonozlu karışımı pay edip koyalım. İçli kare hamurlarını karşılıklı olmak üzere birleştirelim. Ters çevirip bıçağın sırtıyla üzerlerine iz bırakarak yağlanmış tepsiye dizelim. Üzerlerine yumurtanın sarısını sürüp, önceden ısıtılmış 200 derece fırında çöreğimizi pişirelim. Pişince hemen fırından çıkarın ve sıcak olarak servis yapın.&lt;br /&gt;Not: Çöreğin içi için, zeytinli veya kıymalı içde kullanabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Patatesli Çiftlik Omlet&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; &lt;/span&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/4595/2093/1600/ciftlikomlet.jpg"&gt;&lt;span style="color:#009900;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#009900;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Malzemeler:&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt; 2 orta boy patates, 1 demet maydanoz, 1 demet taze soğan, 4 dilim jambon veya salam, 10 yumurta, 4 çorba kaşığı sıvıyağ, 1 çorba kaşığı tereyağ, tuz, karabiber...&lt;br /&gt;Hazırlanışı: Patateslerin kabuklarını soyun. 5 dakika tuzlu suda bekleterek süzün ve ufak küpler halinde kesin. Maydanoz ve taze soğanların yeşil yapraklarını çok ince kıyın. Jambonu veya salamı iri kibrit şeklinde doğrayın. Tavada kızdırılmış sıvıyağda önce patatesleri hafifce pembeleştirin. Jambonları veya salamları taze soğanı ekleyip 1-2 dk çevirin. Geniş bir tavada tereyağını eritin. Bir kasede yumurtaları hafifçe çırpıptuz, biber ve kavrulan malzemeyi ekleyin. Omlet malzemesini kızdırılmış tereyağına ilave edip kısık ateşte en az 8 10 dakika pişirin. Omletin bir tarafı pişince düz tabak yardımıyla diğer tarafını çevirin. Üzerine kıyılmış maydanoz ve yeşil soğan serperek sıcak olarak servis yapın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Patatesli Semizotu Salatası&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Malzemeler:&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; yarım paket kalem makarna, 1 demet semizotu, 5 kiraz domates, 1 salatalık, 1 kırmızı soğan, 2 dal taze sarımsak, 4-5 siyah zeytin, 3-4 patates, 1.5 çay bardağı zeytinyağı, 1 limon suyu, nar ekşisi, pulbiber, tuz, sumak...&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Hazırlanışı:&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt; Semizotunu bol suda yıkayıp iri iri doğrayın. Domates ve salatalıkları temizleyip dilimleyin. Soğanı soyup halka halka doğrayın. Sarımsakları temizleyip ince ince kıyın. Zeytinlerin çekirdeklerini çıkarıp ikiye kesin. Makarnayı tuz ilave edilmiş suda haşlayıp süzün. Derin bir salata kasesine alıp soğumaya bırakın. Patatesleri iyice yıkayıp haşlayın ve süzün. Soğuduktan sonra kabuklarını soyup küp şeklinde doğrayın. Zeytinyağı, limon suyu, pulbiber, sumak v etuzu büyük bir kaseye alıp iyice karıştırarak salata sosunu hazırlayın. Dilerseniz limon suyu yerine 1 - 2 çorba kaşığı sirke de kullanabilirsiniz. Makarnaya patates, semizotu, domates, salatalık, zeytin, sarımsak ve soğanı ilave edip yavaş yavaş karıştırın. Hazırlaığınız salata sosunu üzerine gezdirerek dökün ve harmanlayıp servis yapın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not: Yorgunluk ve moral bozukluğu gibi tipik rahatsızlıklara karşı en akılcı çözümlerden biri de karbonhidratlı yiyecekler tüketmektir. Bu nedenle makarna ve pilav günlük beslenme programında mutlaka yer almalıdır:))&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Patatesli Sürpriz Külah&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Malzemeler:&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt; 8 dilim çedar peyniri, 2 havuç, 2 patates, 1 su bardağı konserve bezelye, 1 su bardağı mayonez, 5 - 6 kornişon turşu, 14 - 15 biberli yeşil zeytin, 3 - 4 dal maydanoz, 3 - 4 dal dereotu, 3 - 4 yaprak marul, tuz&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Hazırlanışı:&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt; Havuç ve patatesleri temizleyip hafif diri kıvamda haşlayın ve süzün. Maydanoz ve dereotunu yıkayıp ince ince doğrayın. Kornişon turşu ve yeşil zeytinleri ince ince dilimleyin. Marul yapraklarını yıkayıp süzün. Havuç ve patatesler soğuyunca rendelenip geniş bir kaba alın. Mayonoz ve bezelyeyi ekleyip tuz serpin. Maydanoz, dereotu, kornişon turşu ve yeşil zeytinleri ilave ederek iyice karıştırın. Çedar peyniri dilimlerini külah biçiminde kıvırıp içlerini hazırladığınız karışımla doldurun. Açılmamaları için kürdanla sabitleştirin. Marul yapraklarını servis tabağına yerleştirip sürpriz külahları üzerine dizin ve servis yapın:))&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Patates Kalesi&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Malzemeler: &lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;1 kg haşlanmış patates, 1 su bardağı mantar, 1 fincan sıvıyağ, 2 diş sarımsak, 2 çorba kaşığı krema, yarım ekmek içi, 2 adet yumurta, 100 gr beyaz peynir, yarım demet maydanoz, tuz, karabiber, kekik, kırmızıbiber, 1 çorba kaşığı kaşar peyniri rendesi&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Hazırlanışı:&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; Haşladığınız patatesleri halka halka doğrayın. Kelepçeli bir kalıba patateslerin yarısını dizin. Diğer bir kapta doğranmış mantarı, 2 diş sarımsağı, 2 çorba kaşığı kremayı ve yarım ekmek içini karıştırın. 2 adet yumurtayı 100 grm beyaz peyniri, yarım demet maydanozu, tuzu, karabiberi ve kekiği de ekleyerek harmanlayın. Bu karışımı kalıptaki patateslerin üstüne yayın. Kalan patatesleride karışımın üzerine dizin. Üstüne 1 fincan sıvıyağ döktükten sonra kaşar peyniri rendesi serpin. 200 derecelik fırında 15 dk pişirin. Üzerine kırmızıbiber serperek servis yapın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Patates Sarması&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Malzemeler:&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; 1 çay bardağı sıvı yağ, 1 çay bardağı eritilmiş margarin, alabildiği kadar un, 1 çay bardağı yoğurt, yarım çay bardağı sirke, 3 adet patates, 2 su bardağı rendelenmiş beyaz peynir, 1 adet yumurta sarısı, tuz, karabiber&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Hazırlanışı: &lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;Patatesleri haşlayın. Kabuklarını soyun püre yapın. Tuz ve karabiber serpin. Peynirle karıştırın. Sıvı yağ, eritilmiş margarin. yoğurt, sirke ve tuzu derin bir kaba alın. Üzerine alabildiği kadar unu ekleyin. Kulak memesi yumuşaklığında olana dek yoğurun. 15 dk dinlendirin. Daha sonra hamuru ikiye bölün. Merdane ile tepsi büyüklüğünde açın. Hamurların bir kenarına hazırlaığınız harçtan koyun. Rulo biçiminde sarın. Verev verev kesin. Yağlanmış tepsiye dizin. Üzerine yumurta sarısı sürün. Önceden ısıtılmış 200 dereceli fırında üzeri iyice kızarana dek pişirin.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Patatesli Mantarlı Dürüm&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Malzemeler: &lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;250 gr mantar, 3 adet taze soğan, 1 adet orta boy patates, 6 adet orta boy çarliston biber, 1/4 çay bardağı sıvıyağ, yarım demet maydanoz, 4 adet lavaş ekmeği, tuz, pulbiber&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Hazırlanışı:&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt; Mantarları dilimleyip sıvı yağda soteleyelim. Mantarlar bıraktığı suyu çektiğinde doğranmış taze soğanları ilave edelim. 3 dakika sonra küp doğranmış domatesi, maydonozu, pulbiberi ve tuzu ekleyelim. Birkaç dakika daha soteledikten sonra ateşten alalım. Lavaş ekmeği serelim ve hazırladığımız harçtan uç kısmına koyup saralım. Sonra maydonozla bağlayıp servis yapalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Göbekli Patates&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Malzemeler:&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; 5 adet patates, yarım g ıspanak, 1 adet soğan, yarım çay bardağı sıvıyağ, 2 diş sarmısak, tuz, kırmızı pul biber, karabiber&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Hazırlanışı:&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt; Ispanakları temizledikten sonra haşlayalım. Tencereden aldıktan sonra ince ince doğrayalım. Küçük doğranmış soğanı, sıvı yağda pembeleştirelim. Dövülmüş sarımsakları ekleyip 3 dk daha pişirelim. Ispanakları ekleyip 2 dk daha pişirdikten sonra tencereyi ateşin üzerinden alalım. Tuzunu ve kırmızı pulbiberini ayarlayalım ve soğutalım. Patatesleri önceden haşlayalım. Kabuklarını soyduktan sonra içini bir tatlı kaşığı yardımıyla çıkaralım. İçlerine tuz ve karabiber serpelim. Ispanaklı harcı patateslerin içine dolduralım. Dilimledikten sonra servis yapalım.&lt;br /&gt;Not: Bu tarifle ilgili resmi birkaç gün içerisinde blogda bulabibilirsiniz...&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20784038-113717283067246465?l=cichodunyasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/feeds/113717283067246465/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20784038&amp;postID=113717283067246465' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/113717283067246465'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/113717283067246465'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/2006/01/ayn-sebzesi-patates.html' title='Ayın sebzesi: Patates...:))'/><author><name>erva</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16665830222488038556</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20784038.post-113715468260776442</id><published>2006-01-13T13:42:00.000+02:00</published><updated>2006-01-13T14:18:02.720+02:00</updated><title type='text'>EVDE GÜVENLİK - EV KAZALARINDAN KORUNMA...</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/4595/2093/1600/Image(492)_1.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/4595/2093/320/Image%28492%29_1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuklarının kazalardan korunmasını ve evlerinin güvenli olmasını kim istemez değil mi? Kazaları önlemenin yolu elbetteki kazaların oluş şekillerini anlamaktan geçer. Yapılan araştırmalar, ev kazalarının ebeveynlerin veya&lt;br /&gt;çocukların yorgun, dikkatsiz oldukları zamanlarda veya işleri acele halletmeye çalıştıkları durumlarda daha fazla olduğunu göstermektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Annelerin hamile oldukları özelliklede aybaşı dönemlerinin başlangıcında veya çok yorgun oldukları dönemler genellikle kazaların en çok görüldüğü dönemlerdir. Çokukların yorgun, aç veya huzursuz oldukları sırada daha çok kazaya maruz kaldığı da ayrıca bilinmektedir. Yorgun olmaktan, aybaşı dönemlerinizden veya çocukların acıkmasından kaçınılamayacağına göre bu gibi durumlarda kaza riskinin fazla olduğunu bilmek ve daha dikkatli davranmak zorundayız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kazaların genellikle çocuğun yalnız bırakıldığı anlarda oluştuğu bilinmektedir. Çocuğumuzu sürekli gözlemlememiz de olanaksız olduğuna göre ne yapacağız?&lt;br /&gt;Kaza risklerini azaltmak için yapılması gerekenleri kısa notlar halinde ilerde öğreneceğiz ama şu unutulmamalıdır ki kazaları önlemek için göstereceğimiz küçük çabalar, en çok sevdiğimiz kişileri geri dönülmez felaketlerden koruyacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;STRESTEN KAÇINMA&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Stresli ve yorgun olduğunuzda evdeki tansiyonu olabildiğince düşürmeye çalışın. Bu size olayları kontrol altına alabilmeniz ve rutine dönebilmeniz için yardımcı olacaktır. Yemek zamanları sakinleşmek için uygun zamanlardır. Afacanın karnı doyar, neşesi yerine gelir. Çocuğun yanında kesinlikle tartışmayın. Evdeki stresin yükselmesi çocuğun stresinin de tetiklenmesine neden olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yorgun ve stresli olduğunuzda evdeki güvenlik tedbirlerinin tam olması bir kat daha fazla önem kazanır. Çok yorgun olduğunuzda afacanın mutfağa veya banyoya girdiğini farkedemeyebilirsiniz. Banyoda ne yaptığını kontrol etmeye dermanınız olmayabilir. Tepkileriniz ve algılarınız yavaşlar. Bu durumda mutfağın veya banyonun kapısının kapalı tutulması daha bir önem kazanacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;GÜNÜN TEHLİKELİ SAATLERİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kazalar genellikle sabah erken ve akşam üzeri evdeki faaliyetin maksimum olduğu saatlerde olmaktadır. Sabah evdekiler işe, okula, kreşe yetişmeye çalışmaktadır. Akşamları da işten, okuldan yorgun dönülmüştür ve yemek telaşı başlamıştır. Dikkat en tehlikeli saatler. Tehlikeli saatlerinizi programlayın, işlerinizi planlı ve düzenli yapmaya çalışın. Bağırıp çağırmaktan ve tansiyonu yükseltmekten kaçının. Gerekirse sakinleşmek için kendinize ve çocuğunuza birkaç dakika zaman ayırın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte size birkaç ipucu...:))&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Kahvaltı malzemenizi akşamdan hazırlayın.&lt;br /&gt;* Giysileri akşamdan hazırlayın&lt;br /&gt;* İlk olarak çocuğu giydirin&lt;br /&gt;* Çocuğun uyanmasından önce siz uyanmış olun.&lt;br /&gt;* Çocuğun uyuyup gecikmesine izin vermeyin. Acele etmenizi gerektirecek kadar zamana sıkışmayın.&lt;br /&gt;* Çocuğu uyanır uyanmaz kahvaltıya oturacak kadar geç kaldırmayın.&lt;br /&gt;* Kahvaltısını rahat yapabileceği bir zaman tanıyın.&lt;br /&gt;* Günü bir programa oturtun ve bunu titizlikle uygulayın. Çocuk yapacaklarının sırasını öğrenecek ve buna uyacaktır. Giyinmeyi ve dişlerini fırçalamayı kendisinin yapması için ona destek olun.&lt;br /&gt;* Akşam ve yatma zamanı zor saatlerdendir. Çocuğun biran önce yatması ve büyüklerin kendilerine zaman ayırması istenir. Çocukların çoğu da yatağa çekilmeden önce büyüklerden maksimum ilgiyi bekler.&lt;br /&gt;* En iyi yol yine bir rutin oluşturmaktır. Çocuğa kısa fakat yoğun bir zaman ayırdıktan sonra sonra yatırın. Çocuklar gün sonunda yorgun olurlar. Yatma saatini az uzatırsanız kolayca uyuyacaktır. Yatmadan önce ılık bir duş uyumasına yardımcı olur.&lt;br /&gt;* Yaramaz Çocuklar:Bazı çocuklar diğerlerinden daha haşarıdır. Çocuğunuzun zor sakinleşen, yaramazlığa meraklı olduğunu biliyorsanız daha dikkatli olmalısınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;GÜVENLİ EV&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evinizi güvenli hale getirmekle olası kaza riskini azaltacağınızı bilmelisiniz. Güvenli bir evin maliyeti kazaların maliyetinden çok düşüktür bunu unutmayın. Hiçbirşey çocuğunuzun veya sizin canınızdan daha değerli olamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mutfak:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Bütün kimyasalları ve deterjanları çocuğun ulaşamayacağı ve mümkünse kilitli dolaplarda saklayın&lt;br /&gt;* Deterjan ve kimyasalları asla etiketsiz şişelere veya yiyecek-içecek kaplarına koymayın&lt;br /&gt;* Tencere-tava saplarını ocağın arkasına gelecek şekilde yerleştirin.&lt;br /&gt;* Çocuğun ocak veya fırın düğmeleriyle oynamasına izin vermeyin&lt;br /&gt;* Fırın yanarken çocuğunuzu uzak tutun.&lt;br /&gt;* Kızartma yapılırken tavanın yanından asla ayrılmayın.&lt;br /&gt;* Yemek pişirirken çocuğunuzu sandalyesine ya da sıcak tencerelere ulaşamayacağı bir yerde tutun. Masaya gelen sıcak kaba ulaşamayacağından emin olun.&lt;br /&gt;* Çocuğun çöp kovasına ulaşamayacağına emin olun.&lt;br /&gt;* Elektrikli cihazları (fritöz, kızartma makinesi, blander vs.) kullanmadığınızda fişten çekin.&lt;br /&gt;* Kaygan zeminlere engel olun, yerleri ıslak bırakmayın.&lt;br /&gt;* Çocuğun asılıp çekebileceği uzun masa örtüsü kullanmayın.&lt;br /&gt;* Kesici aletleri çocuğun ulaşamayacağı bir yerde muhafaza edin.&lt;br /&gt;* Çocuğun uzanıp alabileceği ağır tencerleri tezgahta bırakmayın.&lt;br /&gt;* Bir yangın söndürücü battaniye ve yangın söndürme tüpü bulundurun.&lt;br /&gt;* Alt dolaplarda cam veya porselen malzeme bulundurmayın.&lt;br /&gt;* Kazaları önlemek için mutfağınızı temiz ve düzenli tutun.&lt;br /&gt;Kaynak: Yukarıdaki bilgiler &lt;a href="http://www.eski.annecocuk.com"&gt;www.eski.annecocuk.com&lt;/a&gt; isimli siteden alınmıştır.&lt;br /&gt;Not: Yukarıdaki afacan çocuğun sevimliliğiyle ilgili hiç bir şey diyemiyorum. Şunun şekerliğine bakarmısınız ya... Gerçi böyle sevimli sevimli ordan baktığına bakmayın. Kendisi su an kocamannnnn olup benim sevgilim oluyorrr:))) Baktım böyle bıdık bi cocukluğu var sevgilimin hemen sitedeki yerini alsın istedim. İyi de yapmışım walla...:)))&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20784038-113715468260776442?l=cichodunyasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/feeds/113715468260776442/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20784038&amp;postID=113715468260776442' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/113715468260776442'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/113715468260776442'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/2006/01/evde-gvenlik-ev-kazalarindan-korunma.html' title='EVDE GÜVENLİK - EV KAZALARINDAN KORUNMA...'/><author><name>erva</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16665830222488038556</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20784038.post-113709680285055584</id><published>2006-01-12T22:02:00.000+02:00</published><updated>2006-01-12T22:13:22.930+02:00</updated><title type='text'>Çiçho eldivenleri:))</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/4595/2093/1600/Resim%20006.0.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/4595/2093/320/Resim%20006.0.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/4595/2093/1600/Resim%20006.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Eminim hepinizin evinde parça halinde bir sürü değişik renkte yünler vardır. Hele ki soğukların yaklaşmasıyla birlikte örülen kazaklardan arta kalan yünler bir köşede evin hanımı tarafından kullanılmak üzere bekleşip dururlar. İşte size güzel bir şekilde değerlendirebileceğiniz ayrıca çocuğunuzuda sevindirecek kukla eldivenler... Ben yaptığım bu eldivenin ismini Çiçho eldiveni koydum. Siz isteğiniz doğrultusunda isminide değiştirebilirsiniz:)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte size sevimli Çiçho eldiveni... Ben bloğuma koymak için şimdilik tekini yapabildim. İlerleyen günlerde diğer eşinide yapmış olurum:))&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/4595/2093/1600/Resim%20007.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20784038-113709680285055584?l=cichodunyasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/feeds/113709680285055584/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20784038&amp;postID=113709680285055584' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/113709680285055584'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/113709680285055584'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/2006/01/iho-eldivenleri.html' title='Çiçho eldivenleri:))'/><author><name>erva</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16665830222488038556</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20784038.post-113706069000590724</id><published>2006-01-12T11:59:00.000+02:00</published><updated>2006-01-12T12:13:36.116+02:00</updated><title type='text'>Haftanın Sineması: Narnia Günlükleri: Aslan, Cadı ve Dolap...</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/4595/2093/1600/narnia.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/4595/2093/320/narnia.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;The Chronicles of Narnia: The Lion, The Witch and&lt;br /&gt;Gösterim Tarihi: 13 Ocak 2006&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;FİLM HAKKINDA&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yönetmen: Andrew Adamson&lt;br /&gt;Oyuncular: Tilda Swinton, William Moseley, Anna Popplewell...&lt;br /&gt;Tür: Aksiyon - Macera - Aile - Fantastik&lt;br /&gt;Süre: 140 Dk.&lt;br /&gt;Yapım Yılı: 2005&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Yüzüklerin Efendisi" serisinin yazarı J.R. Tolkien'in çağdaşı ve yakın arkadaşı olan C.S. Lewis'in yazdığı "Narnia Günlükleri", dünya çapında 100 milyon adet satılmış ve ülkemizde de hayranlarıyla buluşmuştu. İşte 7 ciltlik serinin ilk kitabından beyazperdeye Oscar ödüllü "Shrek"in yönetmeni Andrew Adamson tarafından uyarlanan "Narnia Günlükleri: Aslan, Cadı ve Dolap" karşımızda...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“The Chronicles of Narnia: The Lion, The Witch and The Wardrobe”da, yaşlı bir profesörün evinde saklambaç oynarken tesadüfen keşfettikleri bir gardrop sayesinde yepyeni dünyalara açılan dört çocuğun macerası anlatılıyor. Dolabın öbür tarafındaki kapıyı açan dört çocuk, o andan itibaren Adolf Hitler’in hava kuvvetlerinin bombaladığı, Nazi füzelerinin düştüğü İkinci Dünya Savaşı İngiltere’sinin kabus gibi ortamından çıkıp Narnia adıyla bilinen konuşan hayvanları ve mitolojik yaratıklarıyla peri masallarındakine benzer büyüleyici bir dünyaya giriş yaparlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak Narnia ülkesi çılgın bir büyücünün uyguladığı buzlu iksirin etkisi altındadır. Beyaz Cadı Jadis tarafından lanetli büyü yapılarak hiç bitmeyen bir kış yaşamaya mahkum edilmiştir. Narnia ülkesine giriş yapan Pevensie kardeşler, Beyaz Cadı’nın Narnia ülkesini sonsuza kadar kış mevsimine ve devasa bir derin dondurucu evrene mahkum ederek cezalandırma/köleleştirme girişimine karşı görkemli bir mücadeleye girişirler. Bu konuda en büyük desteği ise, Narnia’nın mistik ve bilge kişilikli Aslan’ından alacaklardır...Tilda Swinton'un 'beyaz cadı'yı canlandırdığı filmin seslendirme kadrosunda da Liam Neeson, Rupert Everett, Ray Winstone, Dawn French gibi isimler yer alıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak: &lt;a href="http://www.e-kolay.net"&gt;www.e-kolay.net&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not: Filmin hangi sinema salonlarında gösterime gireceğini; &lt;a href="http://www.beyazperde.com"&gt;www.beyazperde.com&lt;/a&gt; veya &lt;a href="http://www.sinema.com"&gt;www.sinema.com&lt;/a&gt; sitelerinden öğrenebilirsiniz. Ayrıca belirtmeden edemeyeceğim bizde sevgilimciğimle bu filmi sabırsızlıkla bekliyoruz. Filmle ilgili görüşlerimide izledikten sonra kesin buradan sizlere duyuracağım. Sizlerde filmle ilgili görüşlerinizi paylaşmak isterseniz çok memnun olurum. Hepinize iyi seyirler...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20784038-113706069000590724?l=cichodunyasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/feeds/113706069000590724/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20784038&amp;postID=113706069000590724' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/113706069000590724'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/113706069000590724'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/2006/01/haftann-sinemas-narnia-gnlkleri-aslan.html' title='Haftanın Sineması: Narnia Günlükleri: Aslan, Cadı ve Dolap...'/><author><name>erva</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16665830222488038556</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20784038.post-113700685779372891</id><published>2006-01-11T20:27:00.000+02:00</published><updated>2006-01-11T21:14:17.900+02:00</updated><title type='text'>I want to love you forever...</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/4595/2093/1600/Romantik%20kedi.0.gif"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/4595/2093/320/Romantik%20kedi.0.gif" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;All I want is to love you for the seat of my life...&lt;br /&gt;to wake up every morning with you by my side,&lt;br /&gt;and to know that I'll always be able to&lt;br /&gt;come home to your loving asme&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;I want to spend the seat of my life&lt;br /&gt;building on the closenese&lt;br /&gt;we've found together.&lt;br /&gt;Iwant we to keep our love alive&lt;br /&gt;by countining to appreciate&lt;br /&gt;those qualities that&lt;br /&gt;attracted we to each other in the beginning.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;All I want is to chose everything with you...&lt;br /&gt;to talk about our ideas,&lt;br /&gt;our dreams, the little everyday things&lt;br /&gt;that make us laugh and the not so little things&lt;br /&gt;that we can't help worring about.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;I want we to feel totally comfortable with each other,&lt;br /&gt;at ease enough to talk about our deepest thoughte and feelings&lt;br /&gt;our leave and goods disappointments and joys&lt;br /&gt;I want we to open up to each other&lt;br /&gt;in ways we've never known before.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;I want to be the first person&lt;br /&gt;you think of when you have good news&lt;br /&gt;to shave or a problem you feel like&lt;br /&gt;no one else in the world could understand.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;All I want is to keep growing in love together...&lt;br /&gt;to discover new things we can enjoy about each other,&lt;br /&gt;to find new ways to exprese our affection&lt;br /&gt;and to remember that love never outsowe&lt;br /&gt;the need sweet touch of romance&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;I want to be the one who meets your most&lt;br /&gt;important needs,&lt;br /&gt;who knows what you need even before you do&lt;br /&gt;and who understands&lt;br /&gt;when what you need most is to be left alone&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;And I want to keep the wonderful feeling that comes&lt;br /&gt;from knowing I can always count on you to be there for me,&lt;br /&gt;no matter what I need - a funny story to cheer me up&lt;br /&gt;on understanding heart to remind me that someone cores,&lt;br /&gt;a hand to hold,&lt;br /&gt;a hug that stays with me long after we let go.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;All I want is to give you my love....&lt;br /&gt;as a place you can always come to for acceptance&lt;br /&gt;as the simple comfort that silence brings&lt;br /&gt;when things left unspoken can still be&lt;br /&gt;understood, a place where trust and loyalty&lt;br /&gt;go hand in hand, where unconditional love&lt;br /&gt;is a way of live&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;All I want is to grow old with you...&lt;br /&gt;to watch our life unfold, our dreams one by one come true&lt;br /&gt;to know that even though neither of us is perfect,&lt;br /&gt;we've perfect each other.&lt;br /&gt;All I want is to love you forever...&lt;br /&gt;Reene Duvall&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not: Her oğlak burcu gibi bende şiirlerden pek hazetmesemde benim için çokkkk değerli olan aşkım için bu şiiri yazmak istedim. Ayrıca bu romantik kedide bizim askımızın bir nevi sembolü konumunda...Ee böyle aşka böyle kedi ballı kaymak gibi olur değil mi ama...:)) Aşkımmcım bu arada bloğumada tam sınav döneminde el attığın içinde teşekkür ederim:)))&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20784038-113700685779372891?l=cichodunyasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/feeds/113700685779372891/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20784038&amp;postID=113700685779372891' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/113700685779372891'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/113700685779372891'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/2006/01/i-want-to-love-you-forever.html' title='I want to love you forever...'/><author><name>erva</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16665830222488038556</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20784038.post-113700337757619878</id><published>2006-01-11T20:08:00.000+02:00</published><updated>2006-01-11T20:24:40.353+02:00</updated><title type='text'>Aklınızda bulunsun:))</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/4595/2093/1600/1011-007-48-1042.gif"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/4595/2093/320/1011-007-48-1042.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;1. Çocuklarınızın duvarlara poster asmak için selobant ya da yapıştırıcı kullanmalarına izin vermeyin. Diş macunu da aynı işi görür ve posteri duvardan almak gerektiğinde iz bırakmaz.&lt;br /&gt;2. Beyaz dantel perdelerinizin bembeyaz olmaları için yıkama suyuna bir miktar takma diş temizleme tozu atın. Tozu suda iyice karıştırdıktan sonra perdeleri suya bastırın. Daha sonra duru suyla çalkalayın.&lt;br /&gt;3. Kedileri, evinizin, apartmanınızın bahçesinden uzak tutmak için, çiçeklerin bulundukları yerlere portakal kabukları bırakın.&lt;br /&gt;4. Giyeceklerinize sinen naftalin kokusunu gidermek için, bu giyecekleri çamaşır kurutucunuzda bir süre bırakın. Naftalin kokusu sinmiş giyecekler yıkanabiliyorsa, yarım çay fincanı soda ilave edilmiş ılık suda çalkalayın.&lt;br /&gt;5. Porselen tabak takımlarındaki lekeleri çıkarmak için, bir miktar kabartma tozuna su katıp bulamaç haline getirin. Bu bulamacı, süngerle lekeli tabaklara sürün. Birkaç dakika bekledikten sonra tabakları yıkayın.&lt;br /&gt;6. Parfüm şişesinin kapağı sıkışmış ise, yarım çay kaşığı gliserin, yarım çay kaşığı tuz ve bir çay kaşığı saf alkol ile karıştırın. Bu karışımı damlalıkla kapağın kenarına damlatın. Birkaç gün bekleyin sonra kapağı yavaşça çevirin.&lt;br /&gt;7. Ter, kirli su, yağ gibi birçok madde derinin lekelenmesine yol açar. Derinin içine nüfuz eden lekeler, ayakkabı ya da çanta boyansa bile, giderilemez. Oysa deriyi eski özelliğine kavuşturmak için, üzerine bir kuru soğan dilimi sürmek yeterlidir. Deriyi iyice ovduktan sonra cilalayıp parlatın. Ayakkabınız yepyeni olacaktır.&lt;br /&gt;8. Ceketlerinizin ömrünü uzatmak için ceplerinize ağır eşya koymamaya özen göstermelisiniz. Çünkü ceketler genellikle ceplerinden ve dikiş yerlerinden eskimeye başlarlar. Hazır ceket satın alırken de dikiş yerlerini dikkatle gözden geçirin.&lt;br /&gt;9. Eye-liner kullanırken, fırçayı, gözün iç köşesinden dışa doğru hareket ettirin.&lt;br /&gt;Bluzunuza yağ mı damladı? Hemen saç spreyinizi bu lekenin üzerine püskürtün. Yağ zerrecikleri spreye yapışır. Bundan sonra lekelenen yeri çekinmeden yıkayabilirsiniz.&lt;br /&gt;10. Uzun saplı çiçeklerin vazoda daha uzun süre yaşamalarını sağlamak için, sapların çiçeğe yakın bir noktasından iğneyle bir delik açın.&lt;br /&gt;11. Kadife kumaş üzerine dökülen mürekkebin lekesini çıkarmak için, lekeyi sütle ıslatıh silin.&lt;br /&gt;12. Boya fırçalarınızın ömrünü uzatmak için, fırçaları alüminyum kağıda sarın.&lt;br /&gt;Saksıların toprağını değiştireceğiniz zaman, parmaklarınızı önceden sıvı sabun dolu bir kaba sokun. İşiniz bittikten sonra tırnaklarınızı fırçalarken, kirlerin çok daha çabuk çıktığını göreceksiniz.&lt;br /&gt;13. Plili etekleri ütülerken, eteği ters çevirin, plileri düzeltip, üzerine kalın paket kağıdı serdikten sonra ütüleyin.&lt;br /&gt;14. Taytlarınızı çamaşır makinesinde yıkamak isterseniz, bunları yastık kılıfının içine koyup makineye öyle atın.&lt;br /&gt;15. Halıya yanan sigara düşürürseniz, halının ipliklerinin yanmış kısımlarını makasla kesin. Yanık lekesini yok etmek için deterjan katılmış suyla silin ve halıyı kurumaya bırakın. Eğer leke çıkmamışsa iki ölçü suya bir ölçü beyaz sirke katıp bu karışımla lekeli kısmı silin.&lt;br /&gt;16. Deri ceketin kürk yakasını ve kol kapaklarını temizlemek için, kürk yaka ve kollara un serpin. Bir süre bekledikten sonra, ceketi silkeleyin. Kürklerdeki lekeden eser kalmayacaktır.&lt;br /&gt;17. Bir ölçü unu, bir ölçü tuzla iyice karıştırın. Üzerine limon ya da sirke dökerek macun kıvamına getirin. Bir bezle macunu pirinç eşyalarınıza sıkı sıkı sürerek ovuşturun. Sonra kuru bir bezle silin ve iyice parlatın. Pirinç eşyanız temizlenecektir.&lt;br /&gt;18. Hiç yemeklere kuru limon kattınız mı? Yemeğin lezzetine lezzet katar. Limonları dilimleyin, havadar ve güneş alan bir pencere çerçevesininin içine dizin. Onları yaz boyunca orada bırakın. Sonbaharda toplayıp makineden çekin. Çorba, balık ve et yemeklerine lezzet katmak için bir tutam limon kurusu yeterli olacaktır.&lt;br /&gt;Kaynak: www.bembeyaz.com&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20784038-113700337757619878?l=cichodunyasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/feeds/113700337757619878/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20784038&amp;postID=113700337757619878' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/113700337757619878'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/113700337757619878'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/2006/01/aklnzda-bulunsun.html' title='Aklınızda bulunsun:))'/><author><name>erva</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16665830222488038556</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20784038.post-113700071422021487</id><published>2006-01-11T19:06:00.000+02:00</published><updated>2006-01-11T19:31:54.233+02:00</updated><title type='text'>YIL BOYU GÜZEL BİR BAHÇE İÇİN...</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/4595/2093/1600/s044.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/4595/2093/320/s044.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; En iyi bahçeler denildiği zaman kafanızda nasıl bir şey oluşur bilmiyorum ama bunun olsa olsa iki cevabı olabilir. Bunlardan birisi mevsimlik bahçeler bir diğeri ise yıl boyunca bakımlı ve gösterişli bahçelerdir. Bu iki seçenek arasında da en ilgi çekici olanda tabii ki yıl boyunca ilgi uyandıran bahçelerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç itibariyle 12 ay boyunca aynı renk ve özellikte kalmaları mümkün değildir. Bitkilerin görünüşleri yıl boyunca değişebilir. Bu nedenle bitki seçerken mevsimsel görünüş değişikliklerini göz önüne almayı kesinlikle unutmamak gerekir. Her renginin sadece rengini değil, hünerlerini, boyutlarını, huylarını, yaprak durumlarını, renklerini, kabuğunu ve bünyesinide göz önünde bulundurmak gereklidir. Çünkü bunlar bitkinin sezonluk gösterişi geçtikten sonra uzun dönemdeki nitelikleridir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İdeal olarak yapılması gereken, çalıların ve ağaçların görece değişmezliğine karşın nitelikli bitkilerin sürekliliğini sağlamaktır. Alternatif olarak tek bir kenar süslemesinden çok nitelikli bitkileri bütün olarak planlamayı tercih edebilirsiniz. Bu da odak noktasının bahçenin bir alanından diğer alanına kaymasını beraberinde getirecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buna göre bahçe bakımını kıştan ilkbahara, yazdan da güze doğru olmak üzere iki şekilde ele alabiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kıştan İlkbahara Bahçe Bakımı&lt;br /&gt;Kış boyunca çiçeklerin görkemi muhtemelen azalır ve her dem taze kalan Palamut, Çam ve Sarmaşıkların sağladığı sarp şekillerin ve yeşil örtünün gerçek değeri anlaşılır. Örneğin: Söğüdün zarif dalları kış güneşinde parlak bir görünüm kazanabilir; gümüş renkli huş ağacı ise özellikle bulutlu günlerde daha çekici ve gösterişli olur ve açtığı beyaz kabuklu çiçekler parıldar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baharın gelmesiyle birlikte bahçe bir renk cümbüşüne dönüşür. Bu dönüşüm kısmen baharda çiçek açan kirazların, manolyaların, sayısız kaya bitkilerinin ve daha çok çiçek tohumlarının sayesindedir. Bunların ömrü tükendiği zaman ise kamelyalar, forsythiaslar, rhododendronlar, açelyalar ve yaprakların tazeliği yerlerini güz sonlarına doğru görülen kokulu leylak çiçeklerine bırakırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazdan Güze Bahçe Bakımı&lt;br /&gt;Yaz mevsiminin başlarında yıllık ve iki yıllık bitkilerin bereketiyle daha fazla renk bahçeye yayılır ve bu sonbahara dek sürer. Mevsim geçerken yıllık bitkilerin yazın yemyeşil yüzüne yansıması ile birlikte çalıların o ihtişamlı görüntüsü de giderek azalır. Tohumları ekmek ve fideleri aktarmak, görünümü sürekli kılmak açısından önemlidir. Bitkilerin raslantısal olarak, yıldan yıla kendi kendilerine tohumlanmaları genellikle beklenmeyen alanlarda renk patlamalarına yol açar. Yaz biterken yeşillik şiddeti ve süresi havaya bağlı olarak kendini sonbaharın yakıcı renklerine bırakır. Bitki dikerken acer gibi gösterişli sonbahar yaprakları olan ağaç ve çalılar da dikmeyi ihmal etmeyin. Bahçeye çok güzel bir görünüm kazandıracaklardır. Mişel papatyaları gibi geç çiçek veren bitkiler, yıllık bitkiler, krizantemler ( kasımpatı), ilk donun düşüşüne kadar parlarlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not: Eğer ki bir uzmandan yardım alacak kadar bütçeniz yoksa "Bir Bahçe Kuruyorum - Gülnar Önay" kitabından yararlanabilirsiniz...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20784038-113700071422021487?l=cichodunyasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/feeds/113700071422021487/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20784038&amp;postID=113700071422021487' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/113700071422021487'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/113700071422021487'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/2006/01/yil-boyu-gzel-bir-bahe-iin.html' title='YIL BOYU GÜZEL BİR BAHÇE İÇİN...'/><author><name>erva</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16665830222488038556</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20784038.post-113697521693039892</id><published>2006-01-11T12:19:00.000+02:00</published><updated>2006-01-11T12:31:37.316+02:00</updated><title type='text'>Haftanın kitabı: Ferrari'sini Satan Bilge...</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/4595/2093/1600/resim2.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/4595/2093/320/resim2.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Küçük bir çocukken babam bana "Peter ve sihirli ip" adlı peri masalını anlatırdı. Peter, çok hareketli küçük bir çocukmuş. Herkes onu severmiş; ailesi, öğretmenleri ve arkadaşları. Ama bir zayıflığı varmış."&lt;br /&gt;"Neymiş?"&lt;br /&gt;Peter, asla o anı yaşayamıyormuş. Yaşamın akışından tat almayı bilmiyormuş. Okuldayken dışarıda oyun oynamak istermiş. Dışarıda oyun oynarken yaz tatilini özlermiş. Peter sürekli olarak hayal kurar ve hiç bir zaman günlerini dolduran özel anların keyfine varamazmış. Bir sabah Peter, evinin yakınlarındaki ormanda yürüyüşe çıkmış. Yorulunca çimenlik bir yer bulmuş ve sonunda uyuyakalmış. Birkaç dakikalık derin uykusundan sonra, birinin ona seslendiğini duymuş. "Peter! Peter!" Cırtlak ses yukarıdan geliyormuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gözlerini yavaşça açtığında tepesinde dikilen çarpıcı bir kadın görmüş. Kadın belki de yüz yaşındaymış ve kar beyazı saçları omuzlarından aşağıya yün bir battaniye gibi dökülüyormuş. Kadının kırışıklıklarla dolu elinde ortasında bir delik olan sihirli bir top varmış ve delikten uzun, altın bir ip sarkıyormuş.&lt;br /&gt;"Kadın, "Peter" demiş, Bu senin yaşamının ipi… İpi birazcık çekersen, bir saat dakikalar gibi geçer. Biraz daha fazla çekersen, aylar hatta yıllar bile günler gibi geçer. Peter, bu keşif karşısında çok heyecanlanmış. Belki de ona sahip olabilirim diye düşünmüş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşlı kadın hemen aşağıya eğilerek sihirli ipi olan topu küçük çocuğa vermiş. Ertesi gün, Peter sınıfta huzursuz ve yorgun bir şekilde oturuyormuş. Birdenbire aklına yeni oyuncağı gelmiş. Altın ipi biraz çekmiş ve kendini hızla evde, bahçede oyun oynarken bulmuş. Sihirli ipin gücünü keşfettikten sonra Peter, okul çocuğu olmaktan sıkılmış ve tüm heyecanları ile birlikte bir delikanlı olmak istemiş. Sonra altın ipi tekrar hızla yukarı çekmiş. Birdenbire Elise adlı güzel bir kız arkadaşı olan bir delikanlıya dönüşmüş. Fakat Peter gene memnun değilmiş. Anın tadını çıkarmayı ve yaşamının her evresindeki yalın mucizeleri keşfetmeyi hiç bir zaman öğrenememiş. Onun yerine bir erişkin olmayı hayal etmiş. Sonra ipi tekrar çekmiş ve uzun yıllar bir anda geçmiş. Derken kendini orta yaşlı bir erişkin olarak bulmuş. Elise eşiydi ve Peter bir ev dolusu çocuk ile çevrilmişti. Ama Peter başka bir şeyi de fark etmiş. Bir zamanlar simsiyah olan saçları beyazlamaya başlamıştı. Çok sevdiği , bir zamanlar genç olan annesi artık yaşlı ve güçsüz bir kadın olmuştu. Ama Peter hala anı yaşamıyordu. Şimdide yaşamayı asla öğrenememişti....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yukarıda yazmış olduğum hikayenin devamını merak ediyorsanız eğer; liderlik, performans ve kişisel gelişim konularındaki bir numaralı kişi olan Robin S. Sharma'nın kaleminden çıkan Ferrari'sini Satan Bilge isimli kitabı okumanız gerekiyor. Emin olun bu kitabi okurken aklınızdan sürekli bu kitabi baş ucu kitabı yapmalıyım düşüncesi geçecektir. Zira ne yalan söyleyeyim bu kitabı okurken direk bu düşünce beyin hücrelerimin kıvrımlarını harekete geçirmişti. Üç kere, beş kere, gerekirse on kere hiç sıkılmadan okuyabileceğim nitelikte bir kitap...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazar Sharma, bu başarılı eserinde sürekli olarak hayattan çeşitli dersler çıkarmamız gerektiği görüşünde... Bu tezini de zaten çeşitli yazarlardan yapmış olduğu çeşitli sözlerle de pekiştiriyor. Böyle yapmakla açıkçası iyide yapıyor. Örneğin kitabının bir köşesinde yer verdiği bu peri masalı öyküsünün gerçek hayatta ne anlama geldiğini hiç düşüneniniz olmadı mı? Yada ne biliyim sizde hiç bir şeylerin çağrışımını yapmadı mı? Sizleri bilemem ama bende direk olarak şu çağrışımı yaptığını söyleyebilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçek dünyadaki BİZLER yaşamı dolu dolu yaşamak için ikinci bir şansa sahip değiliz. O yüzden, bugün çok geç olmadan yaşam armağanının gözlerini açman için sana verilen şansı geç olmadan doya doya kullan. Yaşamını anlamlı kılan insanlara daha fazla zaman ayır. Özel anlara saygı duy..Yağmurda dans et, bağıra çağıra şarkı söyle... Bu günde yapmak istediğin şeyleri hiç bir zaman erteleme. Önemli olan hayatı ıskalamadan yakalamaktır nede olsa... Uzun lafın kısası ruhunu canlandır ve ruhunla ilgilenmeye başla... Bu, Nirvana'ya giden yoldur...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalın bir dil kullanarak kıvrak zekasını bir kez daha konuşturan Yazar Sharma'nın kitabı Goa Yayınları tarafından 10 Ytl'ye satışa sunuluyor... İlgilenenlere duyrulur... Ve son olarak unutmayın ki bilgiler paylaşıldığı takdirde önem kazanır. O yüzden daha çok kitap okunan ve okundukça paylaşımların artırıldığı bir dünyada tekrardan karşılaşmak dileklerimle…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20784038-113697521693039892?l=cichodunyasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/feeds/113697521693039892/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20784038&amp;postID=113697521693039892' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/113697521693039892'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/113697521693039892'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/2006/01/haftann-kitab-ferrarisini-satan-bilge.html' title='Haftanın kitabı: Ferrari&apos;sini Satan Bilge...'/><author><name>erva</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16665830222488038556</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20784038.post-113697468081671621</id><published>2006-01-11T12:10:00.000+02:00</published><updated>2006-01-11T12:18:00.816+02:00</updated><title type='text'>Çiçekler bizi mutlu eder mi?</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/4595/2093/1600/y04.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/4595/2093/320/y04.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sorunun cevabını, yani çiçeklerin insanların duyguları ve kendilerini daha iyi hissetmeleri üzerindeki olumlu etkilerini, çiçek endüstrisinin bir parçası olan bizler çok iyi bilmekteyiz ancak bu olumlu etkinin bilimsel olarak kanıtlanması için New Jersey Devlet Universitesi çiçeklerin insan duyguları ve kendini iyi hissetme üzerine olan etkileri hakkında geniş çaplı bir araştırma yapmıştır. Bir araştırma ekibi ile yakınen 10 ay çalıştıktan sonra dünyada ilk kez "Çiçeklerin İnsan Duygularına olan Etkileri" konulu araştırmanın sonuçları 22 Eylül 2000 tarihinde çiçek endüstrisine açıklanmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dr. Haviland-Jones tarafından çarpıcı bir tanıtımla açılanan araştırmanın sonuçlarına göre çiçekler normalde sanılandan çok daha fazla neşeli duyguları ortaya çıkarıyor, hayattan alınan zevkle ilgili duyguları yüceltiyor ve çiçekli ortamda bulunduğu andan itibaren kişinin davranışları çok daha pozitif olmaya başlıyordu. Sonuç olarak çiçeklerin, insan davranışlarının doğal ve sıhhatli bir şekilde düzeltilmesini sağladıkları ispat edilmiş oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte araştırmanın sonuçları:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Çiçeklerin, mutluluk üzerine ani bir etkisi vardır: Araştırmaya katılanlar, kendilerine çiçek verildiğinde, bu çiçekleri gerçek ve sevinç dolu gülücüklerle karşılamışlar ve büyük bir zevk ve müteşekkirlik ifadesi sunmuşlardır. Bu reaksiyon, evrensel olup tüm yaş gruplarında geçerlidir.&lt;br /&gt;2. Çiçeklerin duygular üzerinde uzun süre geçerliliğini koruyan pozitif etkisi vardır: Araştırmaya katılanlar, bir kimseden çiçek aldıklarında, depresyonları ve mutsuzlukları azalmış buna karşılık mutluluk ve hayattan aldıkları zevk artmış ve bu duygular uzun süre devam etmiştir.&lt;br /&gt;3. Çiçekler daha samimi ve içten ilişkiler sağlamaktadır: Çiçeklerin bulunduğu bir ortamda, aileler ve arkadaşlar arası kurulan ilişkilerin daha samimi ve candan oldukları gözlemlenmiştir.&lt;br /&gt;4. Çiçekler paylaşmanın sembolüdür: Araştırmada kişilerin evlerinin hangi bölümlerinde çiçek bulundurdukları da incelenmiştir. Çiçekler teslim alındıktan sonra kişilerce, antre, oturma odası ve salon gibi evin ziyaretçilere açık kısımlarına konuldukları gözlenmenmiştir. Bunun sebebi de çiçeklerin bulundukları ortamın atmosferini paylaşma duyguları ile doldurmasıdır.&lt;br /&gt;Dr. Haviland-Jones son olarak: "Çalışmamda, bir çiçek aranjmanının insan duygularına yaptığı ani ve belirgin olumlu değişiklikleri yapan başka bir şey bulamadım" dedi.&lt;br /&gt;Not: Bu yazı &lt;a href="http://www.istanbulflorist.com"&gt;www.istanbulflorist.com&lt;/a&gt; sitesinden alınmıştır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20784038-113697468081671621?l=cichodunyasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/feeds/113697468081671621/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20784038&amp;postID=113697468081671621' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/113697468081671621'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/113697468081671621'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/2006/01/iekler-bizi-mutlu-eder-mi.html' title='Çiçekler bizi mutlu eder mi?'/><author><name>erva</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16665830222488038556</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20784038.post-113697368902155388</id><published>2006-01-11T11:23:00.000+02:00</published><updated>2006-01-11T12:01:29.083+02:00</updated><title type='text'>Okumaya ara verdiğinizde kitabınıza bir ayraç koyun...:))</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/4595/2093/1600/kitap%20ayrac??.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/4595/2093/320/kitap%20ayrac%3F%3F.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitap okumak size göre nasıl bir uğraş bilmiyorum ama bende direk hastalık halinde olduğunu içtenlikle söyleyebilirim. Sonuçta önemli bir olgu vardır ki o da kitap okuma yaşının çocukluk çağlarından itibaren başlandığıdır. Şahsen beni bu konuda teşvik edende sevgili annem ve babamdı. Evimizde 3 - 4 çeşit ansiklopedinin yanı sıra hikaye kitaplarıda bulunduğu halde küçük yaşta kütüphane alışkanlığını bende aşılamamış olsalardı eğer, herhalde bende ayda yılda bir kitabı zorla bitiren kişilerden birisi olarak hayattaki yerimi alırdım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O yüzden ebeveynler olarak birinci öncelikli görevimiz çocuklarımızı okumaya teşvik etmemizdir diye düşünüyorum. Kaldı ki kitap okumada çoğu zaman keyifli anlara rahatlıkla dönüştürülebilir. Peki ya kitap okumaya ara verdiğinizde kitabınızın arasına ne koyuyorsunuz? İşte size yetişkin ve çocuklar için güzel kitap ayraçları yapma fırsatı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu bıdık kitap ayraçlarının nasıl yapıldığına gelince,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Kullanılmış ve atılmak üzere olan veya bir fotoğrafçıdan rahatlıkla temin edebileceğiniz kullanılmış fotoğraf filmlerinden iki tanesini aynı uzunlukta kesin. Filmi çamaşır suyu damlatılmış bir bezle iyice silerek şeffaf hale getirin. Şeffaf hale gelen filmlerden aynı uzunlukta olan iki tanesi ayracımızı oluşturacaktır. İki filmi bir ucundan üçgen şeklinde kesin.&lt;br /&gt;2. Seçtiğiniz bir renkteki ipliği - etamin işlenen canlı iplerle daha güzel oluyor - iki kat olarak iğne deliğine geçirin ve filmleri kenarındaki minik deliklerden birbirine çapraz olarak dikmeye başlayın. Ancak ipliği iğneye taktıktan sonra delikli bir boncuk yada düğmeyi iğneden geçirerek ipliğin en sonuna getirin ve düğüm atın.&lt;br /&gt;3. Deliklerden çapraz olarak geçirdiğiniz ipliği, filmlerin üçgen olan sivri ucuna geldiğinizde iğne ile delerek dikin.&lt;br /&gt;4. Filmin diğer yarısının ortasına geldiğinizde daha önceden kuruttuğunuz birkaç çiçeği kurutulmuş renkli süs çiçeklerini veya fazla büyük olmayan bir boncuğu filmin arasına yerleştirin. Kalan kısmı dikmeye devam edin. Filmin sonunda düz yerde delik olmadığı için buraya da iğneyle delik açarak iplikle dikin. en başta taktığınız düğme ve boncuğun bulunduğu yere geldiğinizde ipi düğümleyin.Kalan fazla ipi de kesip atın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nasıl? Çok şık ve kitabınızı süsleyecek bir kitap ayracı oldu değil mi? Evde bulunan çeşitli simler, düğmeler ve çiçekler kullanarak hediye edebileceğiniz farklı ayraçlar da yapabilirsiniz. Çocuğunuzla birlikte yapacağınız kitap ayraçları, çocuğa tertipli olmasını öğretmesinin yanısıra kitapla olan iletişimini de sıcak tutmak için ideal bir çözümdür. Yapılması oldukça basit olan bu ayraçlar, aynı zamanda çocuğunuzun arkadaşlarına hediye edeceği - ki ben yılbaşı hediyelerimin büyük bir kısmını bu şekilde hazırladım - hoş bir armağanda olacaktır:))&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20784038-113697368902155388?l=cichodunyasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/feeds/113697368902155388/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20784038&amp;postID=113697368902155388' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/113697368902155388'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/113697368902155388'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/2006/01/okumaya-ara-verdiinizde-kitabnza-bir.html' title='Okumaya ara verdiğinizde kitabınıza bir ayraç koyun...:))'/><author><name>erva</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16665830222488038556</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20784038.post-113693166473763649</id><published>2006-01-11T00:09:00.000+02:00</published><updated>2006-01-11T00:21:04.746+02:00</updated><title type='text'>ÇİÇEKLE SUYUN HİKAYESİ...</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/4595/2093/1600/4422big.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/4595/2093/320/4422big.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günün birinde bir çiçekle su karşılaşır ve arkadaş olurlar. İlk önceleri güzel bir arkadaşlık olarak devam eder birliktelikleri, tabii zaman lâzımdır birbirlerini tanımak için. Gel zaman, git zaman çiçek o kadar mutlu olur ki, mutluluktan içi içine sığmaz artık ve anlar ki, su'ya aşık olmuştur. İlk kez aşık olan çiçek, etrafa kokular saçar, "Sırf senin hatırın için ey su" diye... Öyle zaman gelir ki, artık su da içinde çiçeğe karşı birşeyler hissetmeye başlamıştır. Zanneder ki, çiçeğe aşıktır ama su da ilk defa aşık oluyordur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günler ve aylar birbirini kovalar ve çiçek acaba "Su beni seviyor mu?" diye düşünmeye başlar. Çünkü su, pek ilgilenmez çiçekle... Halbuki çiçek, alışkın değildir böyle bir sevgiye ve dayanamaz. Çiçek, suya "Seni seviyorum der. Su, "Ben de seni seviyorum" der. Aradan zaman geçer ve çiçek yine "Seni seviyorum" der. Su, yine "Ben de" der. Çiçek, sabırlıdır. Bekler, bekler, bekler...&lt;br /&gt;Artık öyle bir duruma gelir ki, çiçek koku saçamaz etrafa ve son kez suya "Seni seviyorum." der.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Su da ona "Söyledim ya ben de seni seviyorum." der ve gün gelir çiçek yataklara düşer. Hastalanmıştır çiçek artık. Rengi solmuş, çehresi sararmıştır çiçeğin. Yataklardadır artık çiçek. Su da başında bekler çiçeğin, yardımcı olmak için sevdiğine...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bellidir ki artık çiçek ölecektir ve son kez zorlukla başını döndürerek çiçek, suya der ki; "Seni ben, gerçekten seviyorum." Çok hüzünlenir su bu durum karşısında ve son çare olarak bir doktor çağırır nedir sorun diye...Doktor gelir ve muayene eder çiçeği. Sonra şöyle der doktor: "Hastanın durumu ümitsiz artık elimizden birşey gelmez."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Su, merak eder... Sevgilisinin ölümüne sebep olan hastalık nedir diye ve sorar doktora. Doktor, şöyle bir bakar suya ve der ki: "Çiçeğin bir hastalığı yok dostum... Bu çiçek sadece susuz kalmış, ölümü onun için" der. Ve anlamıştır artık su, sevgiliye sadece "Seni seviyorum" demek yetmemektedir...&lt;br /&gt;                                    *******************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hocamız bize ilk anlattığı zaman inanılmaz şekilde etkilemişti bu hikaye beni... İnternette'de görünce dayanamadım ve hazır Çiçho'nun ışıltılı dünyasına yelken atmış tam gaz bitkilerle ilgili bilgileri yazarken bunuda araya serpiştirmek istedim. Umarım hoşunuza gider:))&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20784038-113693166473763649?l=cichodunyasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/feeds/113693166473763649/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20784038&amp;postID=113693166473763649' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/113693166473763649'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/113693166473763649'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/2006/01/iekle-suyun-hikayesi.html' title='ÇİÇEKLE SUYUN HİKAYESİ...'/><author><name>erva</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16665830222488038556</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20784038.post-113693080248785500</id><published>2006-01-10T23:16:00.000+02:00</published><updated>2006-01-11T00:06:42.513+02:00</updated><title type='text'>Çiçek Bakım Bilgileri...</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/4595/2093/1600/TN_v39.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/4595/2093/320/TN_v39.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Evinde çiçek bakmaya çalışan ama her daim solan yapraklarla hayal kırıklığına uğrayan kadınların ortak sorunu " neden çiçeklerim ölüyor" ortak soruları ise genellikle "yanlışı nerede yapıyorum" şeklindedir. Bir sürü soru işaretine yol açan bu iki temel kavramın nedenide çoğu zaman öylece malakta kalır değil mi? Büyük umutlarla ve sevinçlerle alınan bitkilerin biranda ölmesi ise direk olarak hayal kırıklığını beraberinde getirir. Sonuç itibariyle bitkilerinizin ömrünün bir süre daha uzaması için size ders notlarımın arasından çıkarttığım bir kaç püf noktasından bahsetmek istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Çiçekçiden çiçek satın alıp eve geldikten sonra siz siz olun vazoda, suyun altında kalan yaprakları mutlaka temizleyerek kopartın.&lt;br /&gt;2. Vazoya koyacağınız suyun çeşme suyu olması ise her zaman için iyidir. Hatta vazoya konulacak çiçeğin ömrünün daha uzun olması için 1 litre su içerisine demir para atın. Aradaki dayanma farkını sizde zamanla göreceksinizdir zaten.&lt;br /&gt;3. Eğer satın aldığınız aranjman, çiçekçiniz tarafından gözenekli ve süngerimsi özel bir malzemeye - ki biz buna oasis deriz - çiçeklerin saplanması ile yapılmışsa çiçek saplarının dibe kadar saplanmış olmalarından emin olun. Ayrıca saplarının içine hava kabarcıkları girmemesi içinde kesinlikle oynatmayın.&lt;br /&gt;4. Taze gül aranjmanınızı evinizin serin ve direk güneş ışığı almayan ve hava cereyanına maruz kalmayan bir köşesine yerleştirin. Çiçekçilerde her daim tomurcuk halinde bulunan güllerin nasıl o halde tutulduklarınıda böylece öğrenmiş oldunuz. Gerçi onlar direk bodrum dediğimiz yerlerde saklarlar bu çiçekleri ama olsun...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son olarak ise eve gelen lilyum'lar hafif açıldıkları zaman, içlerindeki pollen kesesinin kesilip çıkarılması gerekmektedir. Bu yapılan işlem Lilyum'un ömrünü uzattığı gibi polenden leke bulaşmasınıda önler...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20784038-113693080248785500?l=cichodunyasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/feeds/113693080248785500/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20784038&amp;postID=113693080248785500' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/113693080248785500'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/113693080248785500'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/2006/01/iek-bakm-bilgileri.html' title='Çiçek Bakım Bilgileri...'/><author><name>erva</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16665830222488038556</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20784038.post-113691668711209230</id><published>2006-01-10T19:05:00.000+02:00</published><updated>2006-01-10T20:11:27.136+02:00</updated><title type='text'>Çiçho'ya Hoşgeldiniz...</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/4595/2093/1600/??i??ek"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/4595/2093/320/%3F%3Fi%3F%3Fek%202.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Hobi dünyasının renkli ışıkları altında kaybolmak veya çalışma hayatının ister istemez yarattığı stres faktörünü üzerinizden atmak istiyorsunuz eğer doğru yerdesiniz demektir. O halde şimdiden hepiniz Çiçho'nun renkli ışıklarına hoşgeldiniz:)) Eminim bir çoğunuz Çiçho'nun ne olduğunu merak ediyorsunuzdur. Merak edenler için hemen kısa bir açıklama yapayım. Herşeyin hemen hemen aynı olduğu günümüzde benim hayalimdeki tasarımın - en azından isminin - farklı olmasını istedim. Bunun içinde eğitimini aldığım çiçeğin çiç'i ile hobi dünyasının ho'sunu bir araya getirerek Çiçho'nun isim babalığını oluşturdum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İsmindende anlayacağınız gibi hobi ve çiçek dünyasıyla ilgili her türlü bilgiyi burada rahatlıkla bulabileceksiniz. Kitap ve sinema tanıtımlarından tutunda, gözümüz gibi baktığımız çiçeklerimizin ve bahçelerimizin oluşmasında yapılması ve alınması gereken önlemlere, mutfakta geçirilen hoşça vakitlere, incik boncuk dünyasıyla ilgili her türlü bilgiyi sizlerle paylaşacağım. Kimisi tamamen kendi bilgilerimden, kimiside internette sizler için bulduğum kaynaklardan yola çıkılarak yapılacak. Ayrıca sizlerden gelecek her türlü bilgi ve öneride beni son derece mutlu edecektir. Hepinize Çiçho'nun renkli ışıklarının altında hüzünlerin hiçbir zaman olmadığı güzel günler dilerim:)))&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20784038-113691668711209230?l=cichodunyasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/feeds/113691668711209230/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20784038&amp;postID=113691668711209230' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/113691668711209230'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20784038/posts/default/113691668711209230'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cichodunyasi.blogspot.com/2006/01/ihoya-hogeldiniz.html' title='Çiçho&apos;ya Hoşgeldiniz...'/><author><name>erva</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16665830222488038556</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry></feed>
